Hikayeler vardır hayatın orta yerinden, diri ve canlı. O hikayelerde anlatılanlar hayatın anlamını ve gayesini anlattığı ölçüde dinleyenlere hayat ve canlılık bahşeder. Esasen menkıbe ve gerçek hayat hikayeleri öteden beri diriltici bir ruh olagelmiştir toplumlar için. Şahsım adına en çok etkilendiğim kitap türleri şehitler ve öncü şahsiyetlerin hayat hikayelerini anlatan kitaplardır. Bazen ciltler dolusu kitabın anlatamadığı hakikati bir dava erinin hikayesinin içerisinde anlarsınız. İşte böyle hikayelerle yolunuz kesişirse bir masal dinler gibi değil gerçekten yaşanmışlıklardan ders çıkarmak niyetiyle dinlemek gerekir. Hele anlatıcı bizzat o hikayenin kahramanıysa tüm algıları açarak dinlemeli ve o hayatlardan kendi hayatımıza hakikatleri taşımaya gayret etmeliyiz. Tarihimiz nice öncü şahsiyetlerle doludur. Saitler, Hüseyinler, Aliler, Asiye ve Meryemler, Nene Hatunlar...Uzak ve yakın tarihimizi nakış nakış fedakarlık ve gayretleriyle süsleyen şahsiyetler bizlere İslami duruş ve tavır olarak nerede durmamız gerektiğini öğretmişlerdir. O şahsiyetler adeta damarlardaki kan gibi tarihin kalbine hayat taşımışlardır.

Nerede bir nimet, rahatlık ve kazanım varsa muhakkak bu uğurda bedel ödemiş, rahatından, hayatından ve belki de canından geçmiş kahramanların emekleri vardır. Bizlerin din ve dünya selameti için, ahlâk, din ve namus için yeri gelmiş açlık ve susuzluklara katlanmış, bazen sürgün bazen zindan ve muhaceretler hayatlarının bir parçası olmuştur. İ’la-i Kelimetullah davasının, Kur’an nurunun sönmemesi için kendi göz nurları olan evlatlarından ayrılmış, bazen doğmamış evlatlarını geride bırakmış ve seneler sonra kavuşmak nasip olmuştur. Bazen bu kavuşmalar kırgın yüreklerin yaralarını daha da derinleştirerek yaralı babaların gönül yarasını kanatmaya devam etmiştir. Nice zulüm, zorbalık, baskı ve işkencelere göğüs geren kahramanların hayatını dinlerken kendi küçük sorunlarından utanıyor insan. Tarih bu şahsiyetleri yazmadı belki ama onlar tarih yazdılar. Mekke’de yaşanan zulümlere rahmet okutacak cinsten eziyetlere katlanan ve bu imtihanlardan alnının akıyla çıkan bu mümtaz şahsiyetler hala aramızda yaşıyor. Bizim gibi onlardan sonra gelen ve yeni yetişen nesil için büyük bir kazanımdır bu kahramanlar. Onları dinlemek, tavsiye, nasihatlerine kulak vermek ve bir baba şefkatiyle bize uzattıkları ellerini tutmak bizi kendimize getirir.

Rehavet ve gafletten kaynaklı problemlerle meşgul olan bizleri hakiki dert ve gayelere yöneltecek bu hikayeleri olanları iyi dinlemeliyiz. İslami bir neslin yetişmesi ancak bu hikayeler ile olabilir. Kimi kanıyla bedel ödeyerek şehitler kervanına katıldı kimi  gurbet diyarını mesken tuttu. Ardında ailesini ve sevdiklerini bırakarak. Ömrünü Hz. Yusuf gibi zindanlarda geçirenler, ölen evlatlarını gömemeyen ve mezarının dahi yerini bilemeyenler, organları işkencelerde zarar gördüğü için yarı insan gibi yaşamak zorunda kalanlar, ordan oraya taşınıp bir yuva sıcaklığına ve bir ev düzenine hasret kadınlar, fedakar anneler... Tüm bunlar 30-35 yıl gibi yakın bir tarihte yaşanmış gerçek hikayeler ve kahramanlıklar. Dinleyin, dinleyelim ve anlatalım bu hikayeleri. Belki bir iz bir nur düşer bu veli kullardan bizlerin hayatına. Short ve reels videolarla gündem dolduran klavyeşörlerin, suni ve ucuz kahramanların, sahte zatların, İslam için tek bir bedel ödemediği halde ahkam kesenlerin aksine bu mütevazı Allah dostları iddiasız ve sessizce aramızda yaşıyor. Ne olur gafil kalmayalım onlardan.