Acaba; Kabe’nin İslam’daki yeri ve öneminden dolayı mı?..

                Yoksa; İslam’a teslim olan Müslümanların; Kabe’nin rahmet ve bereket dolu mesajlarının hilafına davranıp, bölük pörçük oluşundan mı?..

                Ya da şöyle ifade edeyim:

                Şeytan; şu ahir zamanda, Kabe’ye saldırı işini yapmak için Ebrehe ve ordusu gibi çokça adam bulamadı da, 3-5 tane sapkın ve sapık müptezellere mi muhtaç oldu?..

                Yoksa, İslam ümmetinin dağınıklığından ve Müslümanların dünyevileşmesinden dolayı yaşanan acziyetten kaynaklı 3-5 sapığı yeterli mi gördü?..  

Veya bu vahim durum; rahmeti ilahiyeden gelen bir mesaj,  bir uyarı ve bir şefkat tokatı mı?..

Adeta nida edercesine…

Ey Müslümanlar!..

Kabe sizin için bir mescit ve bir mekteptir…

İmanın, İslam’ın, tevhidin, ihlasın, güzel ahlakın, adaletin, kardeşliğin… tedrisatının yapıldığı bir okuldur.  

İmamları ve öğretmenleri Hz. Muhammed(sav), Hz. İbrahim, Hz. Lut gibi peygamberlerdir.

Öğretim felsefesi, programı, müfredatı ve ders kitabı; ilahidir.

Amacı; Allah(cc)’a gereği gibi iman edip teslim olmaktır.

Kazanımı; hem dünyada ve hem de ahirette saadete ermektir.

Ebrehe’nin, Yezid’in ve günümüz zalim ve azgınların saldırıları bu nedenledir.

Sapkınların dahi farkında oldukları şu hakikati, iyi bilmemiz gerekir.

Sadece camilerimiz değil, aynı zamanda okul ve üniversitelerimiz de Kabe'nin birer şubesidir.

Okul ve üniversitelerimiz onun mübarek öğretilerinden ilham alır.

Sözüm ona, sanat üzerinden kinlerini ve kirlerini sergileyen sapkın güruh, aşağılama niyetiyle yere bıraktıkları Kabe fotoğrafının üzerine bir de şahmeran ve LGBT-İ’yi temsil eden paçavralarını yerleştirmişler.

Nedir bu şahmeran?..

Yılanların şahı…

Tam da şeytanın aradığı…

Baş ve gövde kısmı, kadın; kuyruk kısmı yılan…

Ne demek bu şimdi?..

Yılan gibi sinsi ve zehirli kadınları mı kast eder?...

Yoksa, kadın tarzı zehirli ısırıcıları mı?..

Ben, bundan bir şey anlamadım.

Ancak, kesin olarak bildiğim bir şey var.

O da, Kabe deyince aklıma, Hacer ve Hatice annelerimizin iffetleri, teslimiyetleri, gayret ve fedakarlıkları gelir.

Acep, bu fotoğraf ile değerlerinizi ve iffetlerinizi şehvetle ısırdık yılan misali, siz dünya oyuncakları ile oynamaya devam edin, demeye mi getirdiler.

Tepkilerimiz ve reflekslerimiz ne kadar da tuhaflaşmış. 

 İstanbul Sözleşmesi ile toplumun yapı taşı olan “aile” tar ü mar edildi.

 Her yaşta flörtün, gayrı meşru çocuk ile neticelen zinanın suç olmaktan çıkarılıp, genç yaşta severek ve isteyerek, ebeveynlerin gözetiminde yapılan evliliklerin yasalarla suç sayıldığı ve binlerce genç babanın yıllarca cezaevlerinde çürütüldü.

 Okullarda, ETCEP projesi ile çocukların temiz dimağları kirletildi.

Ne yaptık?

Sadece seyrettik.

Sapık müptezeller ise tüm bunlardan cesaret aldılar, sıçrama tahtası kıldılar.

Küstahça ve hadsizce değerlerimize saldırdılar.

Şimdi söyleyin bana…

Kim suçlu?...

Allah(cc)’a emanet olunuz.