Bismihi Teâla

2010’nun 31 Mayısı…
Yani bundan 10 yıl önce bugün… Masmavi deniz sularının, havadaki martıların şahitlik ettiği; Akdeniz’e düşen şehadet kanının tanıklık edeceği ‘Mavi Marmara Katliamı’nın’ seneyi devriyesi!..

37 ülkeden 700’ü aşkın vicdan erinin insani yardım organizasyonu kapsamında yekvücut olduğu sefer…


Bu konvoy, yıllardır abluka altında olan Gazze halkına giyecek, gıda, tıbbi malzeme, inşaat malzemesi gibi dev bir organizasyonla Mavi Marmara Gemisi’yle ulaştırmak için yola çıkar.

Ne yazık ki sivil inisiyatifin gayretleri; eli kanlı, işgalci israil rejimi tarafından engellenir ve yardım gemisi havadan kuşatmaya alınır, 10 Türkiyeli Müslüman şehadete erişir, 74 kişi yaralanır, gemiye el konulur. Dava; gel zaman git zaman şeytani siyasetlere, politik menfaatlere, cambazlıklara kurban edilir. Olayın öz olarak öyküsü bu şekildir.

Mavi Marmara, erdemli ve vicdanlı erlerin duygudaşlık örneğidir. Sonu candan, serden de olsa ölümü göze almaktır. Zulme, zalime, işgalci güce karşı; mazlumun, hakları ellerinden alınan sivil halkın yanında yer almaktır. Diğer deyişle hakka taraf tutmaktır, tarafını göstermektir…

Hüsnü niyet, ameli salih makbuldür ki kabule şayandır. Zira Rahmana ulaşan niyetlerimizdir, güzel amellerimiz ise şahitlik eder ve sahibini paklar.

Kimi zamanlar olur iyilikte, insanlığın ortak iradesinde neşvü nema bulan tesanüt örneği mazinin tabiriyle kırmızı tüylü develere, günümüz tabiriyle en ihtişamlı villalara, en lüks otomobillere, en konforlu neyse, değişmeyecek türden anlar olur.

Mavi Marmara Organizasyonu “Hilfu’l Fudul(erdemliler Cemiyeti)” örneğidir. Gaspa, işgale karşı ses çıkarmak, zalimden mazlumun hakkını savunmaktır.

18’inde, gençliğin baharında gül yüzlü Furkan Doğan, 39’unda nur yüzlü Ali Haydar Bengi, 61’inde İbrahim Bilgen ve diğer şehitler sizler en zor dönemde cesaret ve feragatinizle insanlığa umut oldunuz. Kimsesizlerin kimsesi olduğunuzu gösterdiniz, ruhunuz şad olsun. Bedel olarak bedeninizi verdiniz, Allah cennet nimetleriyle sizleri rızıklandırsın!

Pandemi nedeniyle meydanlarda zulmü telin edemeyeceğiz belki, fakat milyonlarca inanan; Kudüs, Aksa, Gazze için hazır kıtadadır. Mavi Marmara şehitleri bunun sadece bir örneğidir.

Kudüs, Gazze, Filistin aşkı şehadetle taçlanmışsa bundan daha ulvi bir şey var mıdır? Hiçbir menfaatin söz konusu olmadığı, sadece mazlumdan yana olmanın vicdani sorumluluğu kadar daha temiz bir irade olabilir mi?

Selam olsun tüm İslam şehitlerine; Furkan Doğan’a, İbrahim Bilgen’e, Cevdet Kılıçlar’a, Çetin Topçuoğlu’na, Necdet Yıldırım’a, Cengiz Akyüz’e, Fikri Yıldız’a, Ali Haydar Bengi’ye, Uğur Süleyman’a ve Cengiz Songür’e…

Elbette din günün sahibi Allah’tır. Ceza ve mükâfat gününün maliki O(c.c)’dur.

Kalın sağlıcakla…