Kökleri maziye dayanan bir savaş;güce dayananlar ile mazlumlar arasında devam ediyor. Buna; zalim-mazlum, zengin-fakir savaşı da diyebiliriz. Arka planlarına bakarak, İman-küfür veyaHakk-batıl savaşı da denebilir.

Batı dünyası; bu savaşlarda kirli geçmişinin “tecrübe ve birikimlerini” en profesyonel şekilde kullandığı için orantısız bir üstünlüğe sahiptir.

Buna rağmen; dünyanın “kıt kaynaklarına sahip ve dünyanın kilit noktalarında”  hasbelkader bulunan biz gariplere karşı “teke tek” değil, “toplu” savaşıyorlar. Aklımızla alay edip bazen salağa yatsalar da İşlerini sağlama alıyorlar.

Müslüman`ı tanıyor ve biliyorlar;

yiğitlik inkar gelinmez/ teke tek düğüşte yenilmediler/ bin yıllardan bu yana, bura uşağı..”

Haçlılar gördü;...bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir/ evvel Allah bu eller utandırmaz adamı/ yanan cigaranın külünü/ güneşlerde çatal kıvılcımlanan
engereğin dilini/ ilk atımda uçuran/ usta elleri..!/ Bu gözler, bir kere bile faka basmadı/ çığ bekleyen boğazların kıyametini/ karlı, yumuşacık hıyanetini/ uçurumların..”

Ahmet Arif`in 33 Kurşun`la anlattığı mert insanlar üzerine; 150 yıldır “projeler, tezler, tahlifleryapılıyor. Emperyalistlerin, bizleri, kusursuz tanıdıklarında şüphe yoktur.

Bu yüzden kurt gibi, sürüler halinde saldırıyor ve öyle de geziyorlar.

Batı`nın gerçek kimliği;BM`yi tersinden okumakta saklı:“Milletler, bir-leşmiş.” Artık kendi aralarında savaşmanınpahalıya mal olacağını da biliyorlar.

Şu yaşımda; ABD ve Rusya`nın kaç defa şurdaburdanükleer savaşın eşiğine geldiklerine şahit oldum ama tek kurşun sıktıkları da olmadı. Sadece bizim gündemimizi belirliyorlar.

Emperyalizm;Rambo`sunuyıllarca paramızlaizletip alkışlatmadı mı?Şu an bile İslam Coğrafyasındaki gelişmelerin ekserini Haçlı kaynaklarından öğreniyoruz hem de “fasıklardan gelen haberleri araştırmadan!”

 

Hasıl-ı kelam; düşmanlarımız, güçlerine rağmen birleşiyor, birlikte kin ve nefret kusuyor, saldırıyorken bizler, İlahi Ferman`a rağmen ayrışıyoruz, “kardeş ve bir vücudun azaları gibi olamıyoruz.” Bu durum; korkaklık veya azlığımızdan değildir.

Ehlullah`ınmağlub, şeytanların da galip gelme sebeplerini; Üstad`ın 13. Lem`a`sına; Hizbullah ve Hizbu`şşeytan” bahsine havale edelim.Şahanedir.

I-Halepçe; sadece ümmetin yetimi, Kürtlerin sorunu değil, ümmetin sorunudur. Özellikle İslami tüm camialar; küresel derin projelerin tazyikinde olan Kürtlerin ve Kürdistan`ın sorunlarını duymalı, görmelidir. İslami değerleri; gafil veya seküler yönetimlerin faydasına yorumlayıp, nevrozu kınayarak bu işi çözemeyiz.

II-18 Mart Çanakkale Zaferi, elbette bir destandır ama “Almanların,İtilaf Devletlerini oyalamak için işi uzattığını; sonra Çanakkale`nin savaşsız geçildiğini; Ankara Hükümetinde,İslam ve milli tarih adına hesap soracak dinamik bir neslin savaşlarda yok edildiğini; Laik yasaların dayatıldığını; Hilafetin kaldırıldığını ve nihayetMilli Şeflerin Kemalizmininbizi kurtardığını(!)” da zinhar bilelim.

II-Nevrûz; geleneğe mal olmuş; adet ve büyüklerimizin dilinde, baharıngüzelliklerinin müjdecisi olarak bilinmiş; her inanç ve kesimin kendine göre algıladığı bir bayramdır.İmam Humeyni güzel demiş; “.. Hüseyniyelerde bulunmayı; halkla beraber olmayı, mazlumun yanında yer almayı sakın komünistlerin.. işidir diyerek uzaklaşmayın..!”Tarih; gömülmez; ondan ders alınır.

Din, sosyoloji ve siyaset; boşluk kabul etmez! Sen, ret-inkârlaçözebileceğine inansan da sorun yine ortada kalır ve başkaları çözer. Dua ile.     

Miralî YILDIRIM.