Halkımız ifrat-tefrit cenderesinde o kadar sıkıştırılmış ki bir “vasat sese” adeta aç kalmıştır. Siyasi çekişmeler halkımızın ayrışmasından ve ayrışmanın derinleşmesinden başka bir işe yaramamıştır/yaramamaktadır. Eylem ve söylemleri adeta “danışıklı dövüş” niteliğinde birbirlerini kendi seçmenleri nezdinde büyütmekten başka işe yaramamıştır.

                Tüm partiler koro halinde HDP’yi büyütmekten başka bir iş yapmamaktadırlar. HDP’ye sövenler de övenler de ekmeğine yağ sürüyorlar. Sövenler şoven bir dile sahip olunca bu HDP’yi Kürt seçmen nezdinde daha da makul bir merkeze oturtmakta. Övenler zaten seçmeninin nezdinde partilerini parlatmış oluyorlar. Ve esasen son kertede ikisi de HDP’nin kabrini kazmakta imtina etmeyeceklerdir. Buna rağmen seçimin kilidi haline getirmişler. “Anahtar” peşinde koşuyorlar. “Ankara siyaseti” Ankaralının duygusunu merkeze alarak siyaset yapıyorken; Kandil’in bu “ayrışmayı” derinleştiren değirmene su taşımaktan duyduğu memnuniyeti anlatmaya gerek yok sanırım. Yaşım elli oldu ama bir defa olsun Ankara’nın Kürd halkının duygusuna hitap eden bir stratejisine şahit olmadım. Elbette başta ABD olmak üzere Batı için elverişli bir aparat olan Kandil için bu adeta bir “velinimettir”. Bir doğruya imza atacak bir “aklı başında” kimse yok mu yahu?

                İşte bu cenderede bir vasat ses sesini her gün biraz daha yükseltmektedir. Bu ses Ankara’nın ifratına Kandil’in tefritine de ilaç niteliğindedir ve kelimenin tam anlamıyla adı “dengedir”. Bir taraftan Kandil’in bölünme, ayrışma ve Batı ekseninde hareket etme tefritine karşı hak ve adalet temelinde birlik-beraberlik, kardeşlikten yana, Ankara merkezli, Doğu eksenli bir çözüm önerirken; diğer taraftan Ankara’nın red, inkar, gasp etme eylem ve söylemine karşı kardeşlik ekseninde başta anadilde eğitim olmak üzere tüm hakların verilmesi dili ile büyütüyor kardeşliği.

Evet! Bu sesin adı HÜDA PAR’dır. Dolayısıyla ne Ankara hoşnuttur ne de Kandil bu sesten. Vasat ve gerçekçi çözümün bu tek adresi konjonktürün heyulası arasında kapı kapı dolaşıyor bu günlerde. Kitle iletişim araçları arkasında olmadığından en zor ama en muhkem olan “herkese teke tek ulaşma” yöntemiyle sesini duyuruyor. Bu sesi duyanların hayret ve heyecanını ayağa kaldıracak bir rüzgara; küçük bir rüzgara muhtaçtır memleket.

Esasen hem bilimsel hem de tecrübi ilim göstermiştir ki Kürd meselesi çözülmeden “Türkiye Sorunları” çözülemez. Çözmenin tek yolu da “meseleyi” Kandil’in elinden almak ve “kardeşlik çerçevesini” içselleştirmekten geçmektedir. Bu meselenin çözümünde esasen anahtar rol HÜDA PAR’dadır. Ama hem siyasi hem de ideolojik mülahazalarla hem Ankara hem de Kandil bu sesi bastırmakta ve yok saymakta ısrarcı davranıyor.

Ancak halkımıza bu ses doğru ve hakkıyla ulaşabildiği an tüm dengelerin değişeceğinden şüphe yoktur. Bu kıymetli sese “aklı selim havza” ve Ankara kulak kabartmadığı sürece kulaklarını Batı merkezli yakıcı sesler tırmalamaya devam edecektir.