Türkiye, ‘Arap Baharı’ ile birlikte gelişen süreçte Suriye iç savaşı, Mısır’daki askeri darbe, Libya, Yemen ve farklı coğrafyalarda savaş ve ölümden kaçan milyonlarca muhacir için güvenli bir liman oldu.

Dünyanın zengin ülkeleri bütün uluslararası kanun ve yasalarda gayri ahlaki ve suç olmasına rağmen topraklarına girmesin diye mültecilerin botlarını deniz ortasında batırırken, sınırlara duvarlar örerken Türkiye’nin bu insani tavrı takdir edilecek bir davranıştır.

Ölümden kaçan milyonlarca insanın Türkiye’ye giriş şekilleri, karşılanış ve barınma, sağlık, eğitim ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması BM ve farklı kurumlar tarafından övüldü, bütün insanlığın teveccühünü kazandı. İnanıyorum ki bu tavır Allah ve gök ehlinin de hoşnutluğunu kazanmıştır.

Sonradan gelişen süreçlerde Türkiye ve halkına yönelik 15 Temmuz Askeri darbe girişimi dâhil birçok oyun ve şeytani planın akim bırakılmasında bu mazlumların duası ve desteği etkili olmuştur.

Bütün ekonomik, siyasi koşullara rağmen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere hükümet ve devlet kurumlarının muhacirlere sahip çıkması, gerekli altyapı ve şartlar oluşmadan geri gönderilmemesinde direnmeleri önemli bir durumdur.

Ekonomik olarak zor bir süreçten geçen Türkiye’nin 3 milyon 307 bin 882’i Suriyeli toplamda 4 milyon 893 bin 752 göçmene ev sahipliği yapmak her ülkenin altından kalkabileceği bir durum değildir.

Suriye ve diğer ülkelerdeki iç savaş ve çatışmalar, Mısır’daki askeri darbe, şüphesiz İslam ümmeti için büyük bir felaket ve musibet oldu. Diğer taraftan muhacirlerin Türkiye’ye gelmelerinin oluşturduğu sinerjiyle Türkiye, ümmet için bir cazibe merkezi haline geldi. Bu durum gerek Türkiye gerekse ümmet coğrafyası açısından birçok güzelliğe vesile oldu.

Bunlar

Bu konuya gelecek yazımızda devam edeceğiz inşallah…