Yaz mevsiminin herkes için farklı bir anlamı olsa da çocuklar için daha farklı bir anlamı olmalı.

Özellikle anne babaların, çocuklarının geleceği adına karar verecekleri önemli zaman dilimi olduğunu kavramaları gerek.

Yaz mevsiminin oyun ve eğlence ile geçmesi, bir yılın yorgunluğunun atılması yani hayatın ataletle yoğrulması gerektiğine dair olan yaygın inanış, yanlış bir yaklaşımdır.

Bu dönem, çocuklara oyun ve eğlence ile beraber istikbaline/geleceğine hassas dokunuşlarda bulunma fırsatıdır.

Büyüdüğünde camiye gittiğini, elifba dersleri aldığını, temel dini bilgiler öğrendiğini hatırlayabilmelidir.

Tebessüm etmeli ve hatırladığı bu güzel izleri, kendi çocuklarına da yansıtabilmek için camiye gönderebilmelidir.

Yazlar, bu açıdan birer fırsattır tüm anne ve babalar için.

Namazın nasıl kılındığını, cami ortamından arkadaşlarının gülüşmeleri, kıkırdamaları, hatta arkadaşlarının alayları arasında öğrenen bir çocuk, sağlıklı ve fıtrata uygun büyümektedir.

Zihin dünyasında kalbinin gıdasını doya doya aldığını bilmese de fıtrat yolunun yapı taşlarının döşendiğini, zamanı gelince anlayacak ve o yaşta o mevsimlerin hayatına etkisini kavrayacaktır.

Bu kavrayış ve anlayışı, o yaşlardaki çocuklardan beklemediğimiz için anne ve babalar için bu gerçeğin altını çizmek adına hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Yaz mevsimi bir imza atma zamanıdır, geleceğe ve gelecekteki neslin imanlı/inançlı olması adına.

Camiler, hayatımızın dönüm noktası olması adına hayattan uğurlandığımız son duraklardır.

Hiç gitmeyen biri dahi oralara öldükten sonra gitmek zorunda kalıyor.

Yaşarken çocukluğun tatlı eğitimini aldığımız bu mekânları, hayat boyu uygulama sahası olarak görmenin lezzetini, çocuklarımıza da yaşatma görevimizin olduğunu unutmamalıyız.

Her caminin Kâbe’nin yani Yüce Allah’ın evinin bir şubesi olduğunu bilen bir çocuk, Rabbine misafir olmaya ve sıkıntıları varsa ona arz etmeye gider.

Bu anlayışa kavuşmayan çocuk, büyüdüğünde ihtimal şeytanın evlerinde zaman geçirecekse anne babalar, kimi suçlayabilirler ki kendilerinden başka.

Elbette imamlar, sokaklara dökülüp evlerden zorla çocuk toplayamazlar.

Sadece cami cemaati dahi bu anlayışa yardımcı olsa, camilere çocuklar sığmaz.

Yarına imza atmak için bugünden gayretli olmamız gerek.

Taze dimağlara Kur’an öğretmek, namaz kıldırmak imamların sorumluluğunda olsa da anne babalar, bu işte en büyük yönlendirici olmakla mükelleftirler.

Yaz, işte bu gerçeğin gönüllere yazılması zamanıdır.

En büyük hakikat, çocuklarımızın gönlüne ve zihnine Allah hakikatini işlemektir.

Ne mutlu bu idrak ve şuurda olan anne ve babalara.

Haydi, öyleyse camiye…