Bir coğrafyaya girmeye görsün ABD, yerin üstündekiler değil yerin altındakiler de dahil hayvanından bitkisine kadar herkes zulmünden payını alır mutlaka. Afganistan, Irak gözlerimizin önünde… Vietnam yaşanmış en büyük örnek… Hele Hiroşima ve Nagazaki`de atom bombasının kullanılması… Burada sıralanmayacak kadar işgal ve zulüm portreleri, tarihin belleğinde insanlık değil ABD aybı olarak yer almaya devam ediyor.

Tüm bunlar ortadayken Suriye`den çekilme kararı alan Trump, geçen günlerde Türkiye ile müthiş uyumdan bahsederken Pazartesi gün içinde “Eğer Türkiye Kürtleri vurursa, Türkiye'yi ekonomik yönden mahvederiz" dedi. Aynı günün gecesinde Erdoğan ile görüşüp "DEAŞ kalıntılarına karşı son iki haftadır verdiğimiz başarılı mücadele ve 20 millik (32 kilometre) güvenli bölge dahil ilgili tüm meseleler hakkında nerede durduğumuzu aktarmak için Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile konuştum. Ayrıca ABD ile Türkiye arasındaki ekonomik gelişme hakkında da konuştuk, ki burada gerçekten genişleme için büyük bir potansiyel var." diyerek sabah böyle akşam böyle olduğunu göstermekten imtina etmiyor.

Birilerinin psikolojisi bozuk, o sebeple dengesiz konuşuyor yorumlarını takmıyor. Hakkında FBI soruşturma yürütüyor, Rusya ile işbirliği yaptığını kanıtlamaya çalışıyor da sağlıklı düşünemiyor, endişesi de yok. Öyleki hükümeti kapalı olduğu ve işlemediği için sinirli ve gergin olduğundan ne söylediğini düşünemiyor diye bir endişesi de yok.

Sabah söylediğini akşam yalanlayacak bir siyasi med cezir yaşayan Trump`ın ya çok dahi bir kişiliği olduğunu söylemek ya da gel git`lerde bocalayan sağlıklı olmayan bir psikolojinin olduğunu tesbit etmek, dışardan gözlemlenen iki seçenek olsa gerek.

İlk açıklamasının Türkiye`deki ekonomik sarsıntıyı tetiklediğini biliyor. Çünkü döviz kurlarının yükselmesi için bahaneleri hazır. Adeta piyasa bunu ister gibi bekliyor. O da bunun farkında ve bilerek bu söylemle ekonomiyi test etmeye bakıyor. Siyasilerin de zülfü yârine dokunarak mesajlar veriyor.

Sonra “burada gerçekten genişleme için büyük bir potansiyel var." diyerek Türk ekonomisine ayar veriyor. Yani anlayın işte demek istiyor.

“Bölgede otorite boşluğu meydana gelmemesi için Münbiç Yol Haritası`nın tamamlanması, ayrıca çekilme kararının hayata geçirilmesini engellemek isteyen unsurlara fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulayan iki lider, kamuoyuna yönelik sağlıklı iletişimin önemine değinmişlerdir.” açıklaması Türkiye`den geldi.

Anladık ki Trump kadar kaba saba olmayan kibar bir dille korkacak bir şey yok. Her şey yolunda deniliyor. Buna karşı ABD cenahı İki lider, Amerikan birlikleri geri çekilmeye başlarken Suriye'de (iki ülke arasında) devam eden iş birliği de dahil birçok ikili meseleyi ve gelecekteki iş birliğine dair konuları ele aldı. Başkan (Trump), Suriye'nin kuzeydoğusuna dair Türkiye'nin güvenlik endişelerinin ele alınmasında, (Türkiye ile) birlikte çalışma arzusunu dile getirdi; aynı zamanda Türkiye'nin (Suriye'deki) Kürtlere ve DEAŞ'ın yenilmesinde birlikte çalıştığımız diğer SDG güçlerine Türkiye'nin kötü davranmamasının, ABD için önemine işaret etti." diye basına görüşmeyi açıkladı.

ABD buna göre ilk söyleminden vazgeçmedi. Yani PYD`ye dokunmayının kibarcası. Türkiye ise bunda ısrarlı.

Detaylar ve gelişmelere vakıf olunca ABD, sınırda 32 km`lik alanın açılmasına karşın Türkiye`nin operasyon yapmasını istemiyor. PYD`nin geri çekilmesini istiyor. Ara boşluğa ya ÖSO ya da bir ihtimal kurarsa Arap birliği askerlerinin yer almasını ön görüyor.

Buna rağmen Münbiç`e girilir mi? Perde arkasında şiddetli bir pazarlığın ve görüşmelerin yaşandığı aşikâr. Ama ‘delidir ne yapsa yeridir` algısı dünyaca kabullenen bir Trump ile her an her şey mümkündür desek de önümüzde bir seçim var gerçeğini unutmayalım.