“Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi söyledin bu insanlara “beni ve annemi Allah`ın yanında iki ilah edinin diye!” (5/116)
 
Sen mi söyledin bu insanlara papazlarınızı, ruhbanlarınızı kendinize ilah edinin diye? Sen mi öğrettin bu insanlara “Allah üçün üçüncüsüdür” diye?
 
Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi gösterdin bu insanlara günahların affı için Allah`tan başka gidilecek kapıların olduğunu?
 
Ey “doğduğum gün Allah`ın selamı benim üzerime olsun!” diyen Meryem oğlu İsa! Sen mi istedin bu insanlardan doğduğun günü ve geceyi bu şekilde karanlıklara boğmalarını?
 
Ey Meryem oğlu İsa! Hiç birinin asla sana benzemediği bu insanlardan sen mi istedin bu şekilde utanç verici bir yaşantı sergilemelerini?
 
Ey iffetin ve namusun yeryüzündeki biricik sembolü olan Hazreti Meryem`in oğlu Mesih! Sen mi söyledin bu insanlara benim doğduğum gecede dünyayı bir ucundan bir ucuna hayâsızlıkla kirletin diye, iffetsizlikle kirletin diye, fuhuş bataklığına çevirin diye?
 
Sen mi söyledin bu insanlara benim doğduğum günü kumarla özdeşleştirin diye, sen mi istedin bu insanlardan doğduğun geceyi sabaha kadar tepinerek geçirmelerini, sabaha kadar içip içip sarhoş olmalarını, sabaha doğru bir köşede sızıp kalmalarını?
 
Ey bu dünyaya asla eyvallah etmeyen, bu dünyada hiçbir şeye sahip olmayan, zahidçe bir hayatın nasıl yaşanacağını gösteren Meryem oğlu İsa!
 
Sen mi istedin bu insanlardan yeryüzünü istila etmelerini, ulaştıkları her yerde insanlık âlemini ciğerlerine kadar sömürmelerini sen mi buyurdun?
 
Ey insanlığa rahmetin ve merhametin sembolü olarak gönderilen Meryem oğlu İsa!
 
Sana inandığını söyleyen bu insanlardan sen mi istedin başkalarının ülkelerini viraneye çevirmelerini, şehirlerin üzerine bombalar yağdırmalarını, çoluk çocuk, kadın ihtiyar demeden katletmelerini sen mi emrettin?
 
Ey Allah`ın dinini ve davasını yaymaları için Havarilerini yeryüzünün dört bir tarafına gönderen Meryem oğlu İsa!
 
Sen mi istedin bu misyonerlerin Afrika`nın en ücra köşelerine kadar gidip oradaki insanların ellerine İncil vermelerini, karşılığında onların bütün servetlerini ellerinden almalarını, alın terlerini gasp etmelerini, kendilerini de köle olarak alıp götürmelerini!
 
Ey Kudüs`teki Mabedin avlusunda çöreklenen üçkâğıtçıların tezgâhlarını yerle bir eden yiğit, ey Meryem oğlu İsa!
 
Ey Rabbin Mabedini ticaret borsasına çevirenlerin karşısına dikilen cesur delikanlı, ey Meryem oğlu Mesih!
 
Sen mi söyledin bu insanlara şehirleri kapitalizmin merkezleri yapmalarını, bankaların, alış veriş merkezlerinin mabed edinilmesini, paranın biricik tanrı edinilmesini!
 
Ey “Hazineniz neredeyse, yüreğiniz oradadır!” buyuran Meryem oğlu İsa!
 
Sen mi istedin bu insanlardan ahireti unutmalarını, bütün yatırımlarını bu dünyaya yapmalarını? Allah yokmuş gibi, hesap yokmuş gibi bir hayat tarzını sen mi öğrettin?
 
Ey Yahudiler tarafından kup kuru merasimlere dönüştürülen dinin damarlarına sevgi, merhamet, yürek ve samimiyet aşılayan Meryem oğlu İsa!
 
Sen mi söyledin bu insanlara hayatlarını baştan sona şova dönüştürmelerini, yaşadıkları dünyalarını gösteriş ve riya üzerine kurmalarını, her şeylerinin sadece göze hitap etmesini?
 
Ve siz ey Müslümanım diyenler, bununla birlikte Hazreti İsa Aleyhisselam`ın ruhunu sızlatanlarla kötülük yarışına girenler, onlardan hiç geri kalmayanlar!
 
Allah`tan korkup utanmıyorsanız bile, Hazreti Muhammed Aleyhisselam`dan utanmıyorsanız bile, bari hiç olmazsa yarın kıyamet günü Hazreti Meryem`le yüz yüze gelmekten, Hazreti İsa Aleyhisselam`ın yüzüne bakamamaktan utanın!
 
Ve sizler, siz devlet yetkilileri! Kumarı devletleştirenler, içkiyi devletleştirenler, Noel`i devletleştirenler!
 
Devletin bütün imkânlarını bu iğrençliklerin rahatça yapılabilmesi için seferber edenler!
 
İyi biliniz ki Allah (c.c) ile savaşıyorsunuz, Rasûlü (s.a.v) ile savaşıyorsunuz, Hazreti Meryem ile savaşıyorsunuz ve Hazreti İsa Aleyhisselam ile savaşıyorsunuz.
 
Bu şekilde bir savaşa girenler asla iflah olmayacaklardır, bunu bilesiniz!