Paralel yapıya suçüstü yapabilmek için sadece Tahşiye kumpasıyla fazla bir yere varamayacaksınız, bunu asla unutmayın.

Hizbullah camiasına yapılanlar ortaya çıkmadıkça Tahşiye kumpasının devede kulak olduğunu göreceksiniz.

Hizbullah konuşmadıkça, Hizbullah`ı bizzat Hizbullah`tan dinlenmedikçe başta Paralel Yapı ve Jitem olmak üzere buzdağının asıl gövdesi okyanusun içinde kalmaya devam edecektir.

Hatta şu anda bütün kanallarda Tahşiye Yayınevi`ni hedef gösteren Fethullah Gülen`in konuşmasında bile birinci hedef  “Hizbulvahşet” ithamıyla Hizbullah`tır fakat hiç üzerinde durulmuyor. Söz konusu hedef göstermeden sonra bu camianın başına ne çoraplar örüldüğü hiç dile getirilmiyor. Elazığ, Malatya ve Adıyaman`da Hizbullah camiasına kurulan kumpaslar ve en azından yüz elli yedi yıl hapse çaptırılan insanlardan hiç söz edilmiyor.

En basitinden bizim başımıza gelenler de Fethullah Gülen`nin aynı konuşmasının hemen ardından olmuştur.

Doğruhaber`e düzenlenen 28 Ocak 2011 baskınında gözaltına alındığımız İstanbul Emniyetinde üç gün gece saat 02:30`a kadar “Fethullah Gülen hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorgulandım, gerisi eften püften şeylerdi.

Sonra “Hizbullah militanları İran`da silahlı eğitim gördükten sonra dönüşte yakalandılar” iftirasıyla Yüksekova`da terörist muamelesiyle 10 Mart 2012 tarihinde gözaltına alınışımızda itham edildiğimiz konuda bize bir tek soru sorulmadı. Kendi iftiralarına kendileri de inanmıyordu. Öyle ya her birimiz yedi, dokuz ve on bir torun sahibiydik, olacak şey miydi?

Peki, ne sordular? Beni sorgulayan yetkili karşıma geçti, bilgisayarı açtı ve Hakan Fidan olayının ardından yazdığım “Bunlar mutlaka bir siyasi parti kurmalıdır” yazımı buldu ve bana okudu. Bu konuda yine aynı düşüncede olup olmadığımı sordu, aynı düşüncede olduğumu söyleyince arkasına yaslanarak; “Mehmet Hoca! Cübbeli Ahmet Hoca niçin tutuklandı biliyor musun?” dedi. Yani Fethullah Gülen`i eleştirenlerin başına gelecekleri söylüyordu.

Evet, Hizbullah camiasına kurulan sayısız kumpasın arkasında Paralel yapı vardı.

Tek Türkiye dizisinin hedef tahtasında Hizbullah camiası ve onun şehid lideri vardı, kötülük sembolü olarak işleniyordu.

Ayrıca Paralel yapının televizyon kanalları, haber ajansları ve gazeteleri aklına her düştüğünde Hizbullah haberleri yapıyor, yeni yeni iftiralarda bulunuyor, yeni bir şey yoksa eski iftiralarını ısıtıp ısıtıp ortaya getiriyordu.

Bu dizilerle, bu haberlerle yeni operasyonlar için yeni hedefler gösteriliyor, kumpaslar kuruluyor, malzemeler tedarik edilip yerleştiriliyor ve masum Müslümanlar zindanlara dolduruluyordu.

Defalarca tekrar ettim ama bir daha söylüyorum: Hizbullah davasından yargılanan, cezaevinde yatıp çıkan ve şu anda yatmakta olan binlerce kişiyle defalarca yüz yüze görüştüm ve onların başından geçenleri uzun uzun dinledim.

Bunların içerisinde işkence görmeyen bir tek kişiye rastlamadım.

İşin asıl önemli tarafı, kendilerine işkence eden görevlilerin büyük bir çoğunluğunun abdestli, namazlı dindar kişiler olduğudur. İşkenceye ara verip namaza gittiklerini söylüyorlardı. Bunların önemli bir bölümünün de Paralel yapının elemanları olduğudur.

Hem bunlar sadece işkenceci değil, kumpasların, tuzakların, suç malzemesi tedarik edenlerin de kendileriydi.

Evet, Hizbullah bizzat Hizbullah`tan dinlenmelidir.

Ne ilginçtir ki bu ülke insanı Hizbullah`ı hep başkalarından dinledi, başkalarının tanımladığı gibi tanımladı.

PKK nasıl bir Hizbullah tanıtmışsa onlar da o şekilde tanımış, hatta batının Müslümanı bile PKK`nin dilini kullanmıştır.

Paralel yapının haber ajansları, gazete ve televizyonları nasıl tanıtmışlarsa o şekilde tanımışlar.

Diğer İslam düşmanı medya zaten kendisine düşen görevi yapacaktı ve yaptı.

Bir insanın, bir topluluğun en büyük hakkı nedir biliyor musunuz?

Kendisinin bir de kendisinden dinlenmesini istemektir. Evet, başkalarından dinleyin ama bir de benden dinleyin beni.

Fakat şu anda gelinen nokta sadece bu değil, sadece bir camianın kendisini ifade etme meselesi değildir.

Bu ülkenin tamamının menfaati ve hakkın yerini bulabilmesi için mutlaka Hizbullah`ın bizzat Hizbullah`tan dinlenmesinin gerektiğidir.

Fazla, değil İmralı`yı dinlediğinizin, Kandil`i dinlediğinizin onda biri kadar dinleyin yeter.

(http://www.dogruhaber.com.tr/yazar/mehmed-goktas/844-mutlaka-bir-siyasi-parti-kurmalidirlar/)