Cemal Kaşıkçı cinayeti netleşip sona doğru yaklaştıkça Suud yönetimiyle Türkiye arasında bir takım problemlerin yaşanacağını hepimiz tahmin edebiliyoruz.

Bugünkü Suud yönetimiyle Türkiye arasında görünenin çok daha derinliklerinde büyük problemlerin olduğunu aslında hepimiz biliyoruz. Belki somut olarak tamamı henüz yansımadığı, su yüzüne çıkmadığı için taraflar meseleyi kaşımak istemiyor olabilirler.

Problem diye ifade edeceğimiz konular problem olmaktan çok daha öte iki zıt kutbun, iki düşman bloğun üyeleri olarak resmedilmesi daha gerçekçidir.

Kral Selman`ın tahta geçmesi ve ardından oğul Muhammed b. Selman`ın aniden Veliaht ilan edilmesiyle birlikte zaten Türkiye ile çok ayrı dünyalara savrulmuşlardı.

Başta Mısır darbesini desteklemesi, İhvan`ı düşman ilan etmesi, Katar`ı kuşatıp imha etmeye yeltenmesi, terör devleti İsrail ile böylesine sarmaş dolaş olması ve Suriye`nin kuzeyine asker göndermeye kalkışması ve daha nice konularda karşı cephede yer alması…

Bütün bunlar ümmetin tamamına olumsuz yansıyacak gelişmeler olmakla birlikte Türkiye için hayati konulardır.

 

Ve şimdi de Cemal Kaşıkçı vahşeti her şeyin tuzu biberi olacak gibi. Türkiye cinayetin üzerine gittikçe Suud yönetiminin hırçınlaşacağı kesin.

En son 12 Kasım umre dönüşümüzde henüz Arabistan insanına yansımış bir olumsuzluk görmemişsek de Suud memurları için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Gerek Haremeyn`in güvenliği ve yönetimiyle görevli, gerek gümrüklerdeki memurların Türkiye umrecilerine önceki gibi sıcak davrandıklarını söylemek pek mümkün değil.

Son olarak Türkiye ürünlerine boykot uygulamalarının başladığı haberlerini alıyoruz.

Daha bunlar ufak tefek şeyler. Türkiye`ye yaptıkları ve yapmayı düşündükleri büyük çaptaki yatırımlar masaya yatırıldığında mesele daha da ciddileşecektir.

Belki Arap halkı aynı şeyleri düşünmüyor olabilir fakat Suud hanedanına muhalif davranmasını kimse beklemesin.

Trump`ın cinayetin netleşmesi halinde bile Suud`la ticaretin kesilmesini kimsenin düşünmemesini söylemesi göz önüne alındığında Türkiye`nin içinde bulunduğu durumu göz önüne alın. Yöneticiler ne yapacaklarını kendiler daha iyi bilir, işin o yönüne karışmıyoruz, sadece gerçekleri görmeye çalışıyoruz.

Müslümanlar olarak bizi ilgilendiren bir diğer konu, bu cinayetin Ümmet`in tamamına nasıl yansıyacağıdır.

Özellikle Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Haram mihrabından ve minberinden ümmetin asla kabullenmeyeceği fetva ve görüşlerin seslendirilmesi bizim için en büyük problem olacaktır.

Ümmet bu konuda mahkum olup olmadığını, elinin kolunun bağlı olup olmadığını kesinlikle sorgulamaya başlayacaktır.

Aslında bu işin en kolay yolu Suud`un tepesindeki bu çetenin kendiliğinden def olup gitmesidir. Allah kerimdir bakalım.