Haçlılar, İslam beldelerine türlü türlü bahanelerle saldırı düzenleyip işgal ediyorlar. Sıranın kendilerine gelmeyeceğini düşünen diğer coğrafyalardaki Müslümanlar, bu işgallere hiçbir tepki göstermiyorlar. Derken bir gün sıra kendilerine geliveriyor. Sözün burasında aklımıza şöyle bir hikâyecik geliyor:

Zamanın birisinde bir ormanda aslanlar ve yaban öküzleri yaşıyorlarmış. Aslanlar, zamanla zayıf ve güçsüz düşmüşler ve av bulamıyorlarmış. Yaban öküzleri ise birlik ve beraberlik içerisinde aslanlara karşı üstünlük sağlamışlar. Kurnaz bir aslan şöyle demiş: “Bu gidişle açlıktan telef olacağız. Güçle öküzlerle baş etmemize imkân yok. En iyisi öküzleri hile ile kandırıp onlara üstün gelmektir.

Devamla şöyle der: “Tek yol, öküzlerin dirlik ve düzenlerini bozmaktır. Her seferinde içlerinde sadece bazılarını hedef gösterip onlardan rahatsız olduğumuzu bütün anlaşmazlıkların, hedef gösterilen bu öküzlerden kaynaklandığını; bu öküzlerin, kendilerini saldırı için tahrik ettiğini, bu barışı bozan öküzü kendilerine teslim ettikleri taktirde diğer öküzlerle barış içerisinde yaşayacaklarını ve ormana sükûnetin hâkim olacağını söyleriz.”

Kurnaz aslanlardan teşekkül etmiş bir heyet öküzlerin yanına varır. Aslanların sözcüleri şöyle der:

“Aslında öküzlerle bir problemimiz yoktur. Öküzlerle bundan sonra barış içerisinde yaşamak istiyoruz.

Ama bizim bu iyi niyetimize engel olan ve barışı sabote etmeye çalışanlar aranızda var. Bunlar olmasaydı, huzur ve sükûnet içerisinde yaşardık.” Bu arada sinsice gözlerini öküzler üzerinde gezdirip semiz olanlardan birisini gözüne kestirir. Ve şöyle devam eder: “Şu sarı öküz var ya, işte barış ve kardeşliği bu sarı öküz bozuyor, ormanın istikrarını tehlikeye sokuyor. Eğer bu bozguncuyu bize teslim ederseniz, sizinle hiçbir sorunumuz kalmaz. Öküzler kendi aralarında istişare ederler ve sığ akıllı olanlar, aslanların bu hilesine kanarak sarı öküzü teslim etmeye karar verirler. Yaşlı, dirayetli ve bilge bir öküz de aslanların bahtını olmadığı ve bunun tamamen hile olduğunu, bu saldırganlara izzetle direnmek gerektiğini söylese de sözünü dinletemedi.

Sarı öküz, tek başına kahramanca mücadele ettiyse de aç aslan sürüsüne yem olmaktan kurtulamadı. Aslanlar sarı öküzü yiyip kendilerini toparladılar.

Bu olaydan sonra, yaban öküzleri, bir rahatlama beklerlerken, tersi oldu. Sarı öküzün teslim edilmesi ile beraber öküzler arasında huzur kalmadı. Aslanlar her seferinde bir bahane ile öküzlerden birisini hedef gösterip istiyorlar ve diğer öküzler buna seyirci kalıyorlardı. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.” diye diye gözleri önünde yılan ejderhaya dönüşmüştü. Artık aslanlar öküzleri üçer beşer götürmeye ve itiraz eden öküzleri de parçalamaya başladı. Öküzler perişan bir şekilde verimli otlaklarını ve yurtlarını kaybedip perişan bir vaziyette kaçtılar.

Kendi aralarında, nasıl olup da şerefli ve izzetli iken, bu zelil duruma düştüklerinin müzakeresini yaptılar.

Yaşlı bilge öküz söz alıp tarihe altın harflerle yazılması gereken şu sözleri söyledi:

“Beyler, biz bu savaşı şimdi değil, sarı öküzü teslim ettiğimiz gün kaybettik.”

Bu hikâyecikteki durum, İslam Ümmeti`nin durumuna ne kadar da benziyor.

Haçlılar şöyle derler: Biz İslam`a ve Müslümanlara düşman değiliz. Sadece terörizm ile savaşıyoruz. Böyle diye diye sırasıyla İslam ülkelerinin zenginliklerini talan ediyorlar, Müslümanları katlediyorlar. Her seferinde bir İslam ülkesi çeşitli bahanelerle hedef gösterilip yağmalanıyor, diğerleri ise bu katliam ve talana seyirci kalıyor. Milliyetçilik illeti ile ümmet şuuru ortadan kaldırıldı. Yapay sınırlar, Müslümanların topyekûn zulme direnmelerinin önüne set olarak konuldu. Artık Müslümanlar sadece yapay sınırlara sahip coğrafya üzerinde yaşayanlarla kader birliği yaptıkları anlayışına sahip oldular. Bu da yetmiyormuş gibi, bazen bir İslam ülkesi, Müslümanların parasını Haçlılara peşkeş çekerek, başka bir İslam ülkesine saldırdı.

Fransa, Mali`yi işgale başlar başlamaz, başta İngiltere ve Kanada olmak üzere birçok batılı devlet Fransa`ya desteklerini açıklayıp yardımda bulunacaklarını söylediler. Batılı devletlerin yanı sıra Mali`ye komşu ülkeler Moritanya ve Cezayir, Fransa`yı destekleyeceklerini açıkladılar. Ve başka ülkeler de asker göndereceklerini ve bu işgale destek olacaklarını beyan ettiler.

Peki bu işgal niye oluyor da İslam ümmetinin işbirlikçi hain yönetimleri bu işgale destek verdiklerini açıklıyorlar?

Bu sorununu iki cevabı vardır: İslam`la savaş ve Mali`nin altın yataklarını talan etme…(Afrika kıtasında, Demokratik Kongo Cumhuriyeti`nden sonra, en zengin altın yatakları ve rezervi Mali`dedir. )

Bu işgale destek veren veya sessiz kalan Müslümanlara Sarı Öküz hikâyesini hatırlatırız.