Kur'an-ı Kerim'in ona şifa verdiğini bilseydi tekme atar mıydı?

Kur’an’ın hayatın membaı olduğunu bilseydi tekme atar mıydı?

Karanlıktan aydınlığa çıkaran bir nur olduğunu bilseydi tekme atar mıydı?

İlk emri "Oku" olan Kur'an'ın, ona derin bir bilgi verdiğini bilseydi tekme atar mıydı?

Cennet kapısının anahtarı olduğunu bilseydi tekme atar mıydı?

Kur'an'a düşmanlık edenin ebedi bir azapla cezalandırıldığını bilseydi tekme atar mıydı?

Huzurun, mutluluğun, barışın, sulhun, kardeşliğin, vahdetin kaynağı Kur’an-ı Kerim’i öğretselerdi ne pahasına olursa olsun o tekmeyi atar mıydı?

Bilmiyordu,

cahildi çünkü,

cahil bırakılmıştı.

Maddeperest, makamperest bir bakış açısı veren çarpık bir eğitim sisteminin çarkları arasında dönüyordu çünkü..

Bilimden, ilimden, bilgiden çok sınavdan sınava koşuşturan bir sporcu gibi yetiştiriliyordu çünkü...

İslam bilinci verilmeden, maddiyat korkusu verilmişti.

Dini değerlere saygıyı öğretmeden, kariyer endişesi verilmişti.

İyiyi, güzeli, hayırlıyı göstermeden, koltuk sevdası verilmişti.

Ahiret inancı, ölüm korkusu verilmeden, dünya sevgisi verilmişti.

Evet, Antalya Serik’te öğrenci kılıklı cahillerin Kur’an-ı Kerim’i tekmeleyerek pişkince kameraya çekmeleri ve bunu sosyal medyada paylaşmaları infiale neden oldu.

Yüzde 99’u Müslüman bir ülkede böyle bir manzaranın zuhur etmesi, kamuoyunda “dindar nesil” söyleminin sadece sözde kaldığının ispatı niteliğinde değerlendirildi.

Sahi nereye gidiyoruz?

RAMAZAN CASUK