Suud Dışişleri bakanı Adil Ahmed el Cubeyr, Katar`a abluka değil ambargo uyguladıklarını ve gerekirse gıda malzemesi verebileceklerini söylemiş.

Biliyorsunuz bu “abluka” ve “ambargo” kelimeleri konusunda biz de kafa karışıklığı yaşamıştık. Gazze`ye uygulanan insanlık dışı abluka için “ambargo” demişti bizim hariciyecilerimiz. Yapılan anlaşma ile de “ambargo esnetilecek” ve Gazze rahat nefes alacaktı.

Sonradan anladık ki, aslında rahat nefes almaya ihtiyacı olan bizimkilermiş.

Anlaştık ve iş bitti. İsrail terör şebekesi şimdi vahşi ablukayı en sert şekilde uyguluyor ve “hainlik” ediyor, ama biz “centilmen” gibi davranıyor ve anlaşmaya bağlı kalıyoruz. Dış politikada “sırf sorun” diyenler de böylece yanılmış oluyor.

Suudi`nin meseleye bakışı ise…

Hani abluka tutmadı, Katar ihtiyaçlarını da karşılıyor, ticaretini de yapıyor, öyleyse…

Adil Cubeyr “Erkeklik bizde kalsın” ve “Zaten bizimki abluka değil ambargo idi” diyor.

O yüzden diyoruz ki, onların da kafası karışmış.

KONTROLLÜ ABLUKA  

Körfez ülkelerinin bir kısmı bazı gerekçeler göstererek Katar`a abluka uyguladı, hava sahalarını kapattı.

Katar`ın bundan çok etkilendiği, market raflarının boşaldığı söylendi.

Sonra Türkiye`den kargo uçakları ardı ardına havalandı ve gıda sevkiyatı yapıldı.

Market rafları Türkiye`den giden ürünlerle doldu.

Tabii Katar fakir bir ülke değil ve herhalde gönderilen gıda malzemelerinin parasını vermiştir.

Daha önceden gıda malzemesi ihtiyacını büyük oranda Suudi`den karşılıyormuş. Suudi`nin bu konuda bir üretimi olmadığına göre o da başka yerden aldığı ürünleri kâr ederek Katar`a satıyormuş.

Şimdi bu ticareti Türkiye yapıyor ve kâr elde ediyor.

Şimdi CHP genel başkanı çıkıp bu yaşananlar “Kontrollü abluka”dır dese haksız mı olur?

“Kontrollü darbe”den kazançlı çıkan hükümet, kendini geliştirip “Kontrollü abluka” ile yine kazançlı çıkabilir.

KÖRFEZİN BÜYÜĞÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar kriziyle ilgili yaptığı açıklamada sorunun çözümünde Suudi`ye görev düştüğünü belirtti. Erdoğan şunu söyledi: ““Hakkında adeta idam kararı verilen bir ülke söz konusu; bu olacak iş değil. Suudi Arabistan kralı Körfez`in büyüğü olarak bu işi çözmelidir.”

Körfezin büyüğü…

Doğrusu Erdoğan`ın bunu hangi anlamda söylediğini anlamadık.

Eğer kastedilen nüfus büyüklüğü ise sanırım körfezin en büyük ülkesi İran`dır.

Eğer kastedilen Arap ülkeleriyse tamam; ama yine de bir problem var.

Nüfus ve toprak olarak büyük ülke Suudi; ama siyasi etkinlik anlamında BAE daha önde gözüküyor.

Bir de büyüklük mücadelesi veren BAE ve Suudi için şöyle bir sorun var:

Körfezin büyükleri “siyasi irade” ve “bağımsız hareket” anlamında daha rüştlerine ermemişler. Büyük görünmeleri hormonal dengesizlikten kaynaklanıyor.

Büyüklükleri Amerika`nın gölgesinde kendini gösteriyor sadece.

Amerika da arada bir kulak çekip tedip ediyor.

O yüzden Erdoğan, çözüm için Körfez`e değil Amerika`ya seslensin.