Bir Mevlid-i Nebi daha geçti.

Yine onun örnekliğinden, vefasından, mütevaziliğinden, zarifliğinden söz ettik.

Vahyin ağır yükünden, vahyin mesajını en duru ve yaşanılabilir haliyle, inatçı, zalim ve hasud insanlara taşıma zorluğundan söz ettik.

O’nu ve davasını çok sevdiğimizi hissettik ve bundan dolayı Allah’a şükrettik.

Ölümünü değil, doğumunu konuştuk her zaman, çünkü O örnekliğiyle, çabasıyla, zarafetiyle, dostlarına ve ümmete olan düşkünlüğüyle hep yaşadı aramızda.

Bazen yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan dolayı utandık O’ndan; ama O’nu ve dostlarını hep sevdik.

O’nu salavatlarla ve canlı bir tabloyla analım istedik.

Bakın, cennetin yolunu ne kadar sarih bir şekilde gösteriyor!

Buyurun…

‘Allah Resulü aleyhisslatu vesselam bir Medine sabahında yine ashabıyla oturuyor, onlara anlatıyor, öğretiyor, dinliyor ve cevaplıyordu.

Bir ara durdu ve "Şimdi yanınıza cennetlik bir adam geliyor!" dedi. Sahabiler merakla baktıklarında, Ensar’dan bir zatın geldiğini gördüler. Sakalından, aldığı abdestin suyu damlayan, terliklerini eline almış bir sahabi idi bu.

İsmi önemli değildi. Önemli olan Efendimiz aleyhissalatu vesselamın ondan “cennetlik” diye söz etmesiydi.

Başka bir gün, ashabı ile otururken Hz. Peygamber (sav) yine aynı şeyi söyledi: "Şimdi yanınıza cennetlik bir adam geliyor!" Gelen, yine aynı şahıstı. Üçüncü gün de aynı olay tekrar etti.

Hz. Peygamber o günkü sohbetini bitirip meclisten ayrılınca sahabiler de dağılmaya başladı. Genç sahabilerden Abdullah b. Amr, Hz. Peygamber'in cennetlik olduğunu söylediği zatın peşine düştü. Onu cennetlik yapan şeyi öğrenmek istiyordu. Ona birkaç gün eve gitmeyi düşünmediğini, kendisinde kalıp kalamayacağını sordu. Cennetlik sahabi, Abdullah'ın bu teklifini kabul etti.

Üç gün onu izledi Abdullah. Üçüncü gün sonunda Abdullah, bu süre boyunca o Medineli Müslüman'ın gece namazına kalktığını görmediğini, sabah namazına kadar uyuduğunu, sadece yatağında sağa sola dönerken Allah'ı zikrettiğini ve tekbir getirdiğini fark etti. O günleri anlatırken de şöyle dedi: "Gerçi konuşmaları esnasında sadece güzel şeyler söylediğini işittim. Üç gece geçince yaptığı ibadetleri neredeyse küçümseyecektim. Bunun üzerine ona dedim ki: 'Hz. Peygamber üç kere, "cennetlik bir adam geliyor" dedi, üçünde de sen çıktın geldin. Ben de senin yanında kalıp ne yaptığını görmek ve aynısını yapmak istedim. Ancak görüyorum ki sen çok da fazla bir şey yapmıyorsun. Seni, Hz. Peygamber'in söylediği bu dereceye ulaştıran nedir?'

“Cennetlik” Müslüman boyun büktü. 'Sadece gördüklerin.' dedi sakince. Bu cevap üzerine yanından ayrıldım. Fakat çok uzaklaşmadan beni geri çağırdı ve şöyle dedi: 'Ancak bir şey daha var. Ben kalbimde hiçbir Müslüman'a karşı kin, nefret ve samimiyetsizlik bulundurmam ve Allah'ın kendisine ihsanda bulunduklarından dolayı hiç kimseye haset etmem."'

Bunun üzerine Abdullah b. Amr diyor ki: "İşte seni yücelten bu! Bizim yapamadığımız da bu!”

İşte “Yaşayan Peygamber”in mesajı!

Cennetlik olmak için ‘Kalbinde hiçbir Müslüman'a karşı kin, nefret ve samimiyetsizlik bulundurma!’

Efendimiz Muhammed’e ve âl-ine salat ve selam olsun.