6 Şubat gecesi yıkıcı bir deprem ile sarsılan Kahramanmaraş ve çevresindeki iller yaralarını sarmaya devam ediyor.

Yıkımın yol açtığı afetin boyutu hala tam ortaya konulabilmiş değil.

Sadece Türkiye’de değil, Suriye’de de tahribata yol açan depremde on binlerce insan maalesef hayatını kaybetmiş durumda.

Deprem bölgelerinde insanlar can derdine düşmüşken belli bir kesimdeki yıkıcı gayretin en az deprem kadar etkili olduğu ve insanları yaraladığı görülüyor.

Başta İslami yardım kuruluşları olmak üzere yüzlerce İnsani yardım vakfı ve dernek’ tüm enerjilerini ve maddi olanaklarını seferber edip depremzedelere bir umut ışığı olmak için çalışırken bu ülkenin müzmin hastalığı olan Sol-Kemalist zihniyet fitne yapmaktan geri durmuyor.

Depremzedelere umut olan İslami vakıf ve dernekler gibi yardım için değil, insanların aklını bulandırmak için deprem bölgesine aç sırtlanlar gibi inen bu zihniyete sahip bir kısım şey, ürettikleri fitne ile ne ilginçtir ki sadece insanların acısını artırmaya çalışmaktalar.

Her platformda ilginç bir şekilde İnsan hakları’ konusunu dillerine pelesenk eden bu kesimin aslında bu ülke insanıyla bir kavgası olduğu söylenebilir.

Osmanlı’nın son döneminde başlayan bu kavganın Türkiye’nin yakın tarihi boyunca devam ettiği ve halen de şiddetli bir şekilde sürdüğünü son deprem hadisesinde de görmüş olduk.

Sokaktaki vatandaşın topyekûn seferber olduğu böylesi acı günlerde bile halkın kutsallarına direkt ya da dolaylı olarak saldıran ve bu kutsalları kendine şiar edinmiş olan İslami kurum ve kuruluşları hedef tahtasına koyan bu zihniyeti tasfiye etmenin ve bu ülkeye vereceği tehlikeden kurtarmanın zamanı gelmiştir.

Yıllardan beridir ısrarla yazdığımızı bir daha tekrar edecek duruma geldik.

Bu zihniyet için insanın hiçbir değeri yoktur, insanlar onlar için sadece güdülecek nesnelerdir.

Tarihin arka planında Resmi ideolojinin dayattığı’ çarpıtılmış tarih okumalarına değil de gerçek tarihe bakıldığında ‘Yahudi zihniyetinin tahrif edilmiş Tevrat’taki iz düşümü olan’ bu bakış açısının ne yazık ki Sol Kemalist zihniyette tecessümünü görebiliriz.

Çünkü bu zihniyet için asıl olan tek şey kendi zihniyetlerine göre yaşam biçimidir. Onun dışındaki her şey ret ve inkar ile kaimdir.

Memlekette deprem olmuş, 10 il ve yüzlerce ilçede on binlerce insan enkaz altında iken bu zihniyetin yaptıklarına bakıldığında Devletin artık bu kirli ideolojik kavgaya’ son noktayı koyması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu ülkenin ve bu halkın mayası İslam’dır, İslami değerlerdir.

Halkı ve ülkeyi ayakta tutan en önemli unsur bu değerlerdir.

Tanzimat Fermanı’ndan bugüne süren bu ideolojik kavgada ne hazindir ki bu zihniyet (İttihad ve Terakki- Jön Türkler-Masonlar-Sabetaylar-Solcular- Kemalistler…) İslami olan her şeye karşı mücadele etmiş, alay etmiş, hakaret etmiş, güç bulunca balyoz gibi tepesine binmiş, fırsat bulunca yok etmek için saldırmış vennihaye ideolojik savaşını her an zinde tutmuştur.

Yaşanan bu elim deprem hadisesinde bir kez daha anlaşıldı ki; bu zihniyet bu ülke, bu halk ve bu ümmet için bir tehdit ve ulusal stratejik bir güvenlik sorunudur.

Normal devletlerde ‘ulusal stratejik güvenlik kaygıları’ normalde dışarıdan kaynaklanır, ancak Türkiye için bu durum öncelikle içerideki bu zihniyet ile başlamaktadır…