Kat-1:

Her ay sonunu nasıl getireceğim diye kara kara düşünen ebeveynlerin endişesi, annesi-babası işte çocukların ise yalnızlığının hüznü sinmiş duvarlara adeta. Her geçen gün bu müzmin firakla omuzları biraz daha çöken bu ailenin, sadece bitkin silueti hayalet misali gezinir olmuş ortalarda...

Kat-2:

Yaşama dair üç ses karışır birbirine, bir kedi miyavlaması, bir kapı gıcırtısı ve artık her hareketinde tüm vücudu sızlayan mahzun ihtiyarın iniltileri. Evin tüm eşyaları her sabah aynı serenomi eşliğinde bir köşede unutulmuş şu ihtiyara yalnızlığın şarkısını haykırır. Boş koltuklar, boş sandalyeler ve nice zamandır boşlukta takılı kalan bir çift gözün şahitliğinde...

Kat-3:

Bu ev kıpır kıpır...

Bu evde bir hareket, bu evde bereket devşirecek bir sancı var zira... Gürültüsü hiç bitmediğine göre bu evde ‘bir şeyler' isteyenler var!

Öyle ya, bir şeyler istiyorsan azıcık gürültü çıkaracaksın!

Ama bu ev kabına sığamıyor; hayalleri, hedefleri, planları evin boyunu aşıyor...

Bu evin sakinleri denizyıldızı misali sürekli kıyıya vuruyor, sonra nefes almak için gerisin geri firar ettiği denize koşuyor, çaresiz...

Bu evin firarı var, kararı-karargâhı yok!

 

Kat-4:

Bu kat çok huzurlu olsa gerek (!)...

Sessiz, sakin.. Hem kim bilir ne dingin vakitler akıp gidiyordur bu evde.. Komşuları rahatsız edecek tek bir tıkırtı bile yok zira...

Annenin elinde telefon ve Instagram’da, babanın elinde telefon Twitter’da, ufaklığın elinde tablet YouTube’da, ergen kızın elinde telefon Tik- tok'ta ve evin abisi laptopu başında kim bilir hangi mecrada. Galiba bu evin üstüne ölü toprağı serpilmiş..

Ses yok! Bakış yok!  Selam yok! Kelam yok!...

Kat-5:

Bu evde her iş her oluş bir nizam içinde!

Evin beyi her gün aynı saatte çıkar, elindeki öteberiyle yine aynı saatte çalar evinin kapısını..

Evin hanımı elinde temizlik beziyle, bir günü daha kotarmanın onuru ve ocaktaki, bir sulu, bir kuru olmak üzere hazırlamış olduğu mis gibi yemeklerin kokusuyla açar kapıyı...

Yetişkinlere has bu evcilik oyununda, taraflar rollerini muhteşem oynamaktadırlar...

Yemekler yenir, çay-çerez gider, meyve gelir.. Artık törene dönmüş televizyon faslındaki dizi arası reklamlar sayesinde, hedefe konacak, alınacak listesine yeni yetişkin oyuncakları(!) eklenir. Sonra bir gün daha, yine uyanmadan uyumanın vakti gelir..  Ama, uyumadan önce son kez tavana dikilir gözler; evin beyi taksitlerinin hesabını yapar, daha çok kazanmanın hayalini kurar..

Evin hanımı; ertesi gün nereyi süpürecek, nereyi silecek, ne pişirecek onun listesini yapar...

Ve böylece belirsiz bir menzile doğru, müphemler apartmanında bir gün daha son bulur...

Meçhuller ülkesinin, müphemler apartmanında...