Dinimiz kanaatkârlığı övmüş ve kanaatkâr olmaya teşvik etmiştir.

Bunun zıddı olan açgözlülüğü veisrafı hoş görmemiştir. Kanaat; başkasının elindekilerine göz dikmeyip hakkına razı olup açgözlü olmamayı ifade eder. Kanaat göz ve gönül tokluğunu, kişinin kazandıklarıyla

yetinmesini, şükrünü ifade eder.

İnsanoğlunun dünyadaki istek ve arzuları bitmez ve bu isteklerini her zaman en güzel en iyi bir şekilde yerine getirmek ister.

Fakat kişi düşündüğünde görecektir ki, kişinin bu isteklerini yerine getirmeye buna ne ömrü yeter ne de gücü.

İşte bu hırsın giderilmesi kanaat ile mümkün olur.

Kanaatkâr bir insan şükreder, açgözlülük etmez. Gayret ve çabalarıyla elde

ettikleriyle yetinir. Daha fazla kazanç elde etmediği için şikâyet etmez. Şikâyette bulunmanın kendisini yiyip bitireceğini ve çevresindekileri de mutsuz edeceğini bilir ve bu durumda da yaşamaktan zevk almaz. Bu nedenledir ki Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadislerinde “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil, gönül zenginliği (göz tokluğu) iledir” buyurmuşlardır. (Buhari)

Kanaatsiz bir insan ise Yüce Allah`ın koymuş olduğu sınırları çiğner, mevcut durum kendisini tatmin edemediğinden dolayı haram yollara başvurur. Kolay yolla kazanılan kazançlara yönelir. Bu yol ise dünyadaki izzet ve şerefini kaybetmesinin yanında ahiretini de mahveder. Bu durum kişinin rahatını ve bunun da ötesinde toplumun da huzurunu bozar.

Bilinmesi gereken diğer bir konu ise kanaatkârlık ve tembellik kavramlarının aynı anlamı ifade etmediğidir. Kanaatkâr olan kişi, mevcut olanla değil gücü yettiğince çalışır ve sonunda Allah`a tevekkül eder. Kişi çalıştığının karşılığını alır ve

kazandığıyla yetinir.

Kanaat neticeye karşı gösterilmelidir, emeğe veya çalışmaya karşı değil. Çünkü bir Müslüman çalışırken en iyisini ve en güzelini yapmaya çalışıp yerinde tökezlemeden yükselmeye çalışmalıdır. Yani kişi mevcut durumla yetinmemelidir.

Kişi içinde bulunduğu durumu kendisi için yeterli görürse gittikçe geriye doğru da gidebilir. Ancak elde edemediklerimize üzülmemeli; elde ettiklerimize ise kanaatkârlık gösterip şükretmeliyiz.

Sonuç olarak; Bizler Allah`ın çizdiği sınırlar çerçevesinde helal yoldan kazanmalı

ve elde ettiğimiz kazançlarla yetinmeliyiz. İsraf ve doyumsuzluktan uzak durup şükretmeliyiz.