ABD tarafından İran`a yönelik bugün başlayan ambargoya tüm dünya dikkat kesilirken ABD`den 8 ülkeye belli bir süre kısmi muafiyet haberi gelmesi özellikle Türkiye`yi oldukça sevindiren bir atmosfer oluşmasına yeterli oldu. Ticaret Bakanının müjdeymiş gibi haber vermesi düştüğümüz ekonomik çıkmazın yönetim tarafından bir çaresizlik yansımasıydı.

ABD, Trump rüzgârıyla tüm dünyaya kafa tutmuş durumda; ticarette özellikle Çin`e uygulanan vergi, AB, Türkiye ve birçok ülkeye uygulanan vergilerdeki artış ardından doların gelişmekte olan ülkeler üzerindeki baskısı, özelde de Suriye, Irak, Afganistan, Yemen gibi birçok devletin içler acısı hali ve ABD`nin pervasız ve vurdumduymaz tavrı BM`nin etkisiz hali birçok devleti alternatif üretmeye itmiş ve ufak da olsa adımlar atılmaya neden olmuştur.

Dünyanın güvensizliği; ekonomik, teknolojik savaş, siber saldırılar yeni bir boyut kazanmış. Fener Rum Patrikhanesi tarafından Ukrayna Ortodoks Kilisesi`nin, Rus Ortodoks Kilisesi`nden ayrılması; Evanjelistler ve Ortodokslar arasındaki çekişme ve çatışmanın başka bir alana kaymasıdır.

Japonya ve Çin arasında, İran ve AB arasında swap (takaslama) işlemlerinin başlaması için yapılan anlaşmalar, Türkiye`nin 1 Kasım itibarıyla Lira için swap işlemlerini başlatmış olması ABD`nin yaptırımlarına tepki olarak atılan adımlardır. Ama daha büyük adımlar atılacak…

Yine karşı adım olabilecek bir açıklama Fransa Eski Cumhurbaşkanı Sarkozy`den geldi. ‘‘Rusya ile ilişkileri düzeltmek gerekiyor şimdi Avrupa, Rusya ve Türkiye`yi bir araya getirecek uluslarüstü bir organizasyon düşünülmeli.``

Uluslararası kurumların işlevsizliği böyle bir tartışmayı beraberinde getirmektedir. ABD`nin NATO`yu gereksiz hale getirmesi, BM`nin bir anlamının olmaması, AB`nin çatırdaması ve bir hayalden ibaret olduğu, özelde Türkiye gibi bir devleti derin düşündüren gelişmelerdir. Bir yandan jeopolitik ve jeostratejik konumu diğer yandan NATO`daki veto hakkı eksen kaymasının önüne geçen önemli etkenlerdir. Avrasya`ya kayması bölgesel güç olma yolunda ilerlediği birkaç adımı kaybetmesine sebep olacak ama diğer yandan bu uluslararası kurumların içinde olması güvenlik için bir teminatın aksine tehdit olarak ortaya çıkması sebep olmaktadır; hava savunma (S400) sistemleri gibi…

Sarkozy`nin ortaya attığı fikir kendisinin halis fikri değil, arkasındaki güçlerin oluşturmaya çalıştığı bir yapı ve Türkiye`yi de dâhil etmek zorunda kaldıkları bir durumdur. İlerde bu tartışmaya İngiltere, Çin ve Hindistan da dâhil olacaktır.

Rusya ve NATO`nun dev tatbikatlar yapması, Baltık Denizinin mayın tarlası haline gelmesi, Rusya`nın enerjiyi bir tehdit olarak kullanması, İran`ın ambargoyla enerjisinin heba edilmesi, ABD ve Suudi`nin enerjide tek söz sahibi olmaya çalışmaları AB`yi ve bölgesel güçleri bu tür düşüncelere zorlamaktadır. Artık bölge ülkeleri arasında güvenliğin ABD tarafından sağlanmadığı aksine bir tehdit olduğu görülmektedir.