Afganistan’la ilgili herkesin yorumlar yaptığı bir dönemde şunu net olarak belirteyim: Hollywood filmlerinin yenilmez çocuğu bir avuç Afganlı karşısında kaçmak zorunda kaldı. Birilerine göre bu nasıl olabilir? Dünyanın jandarması olarak kabul edilen ABD, Taliban’a karşı nasıl yenilebilir? Hele birçok yerel müttefikleri ve işbirlikçileri varken bu nasıl olabilir? İdareyi elinde bulunduranlar her türlü alt zemini hazırlamalarına rağmen Coni’ler nasıl kaçabilir?

 ABD açısından yaşanan gelişmeler, 20 yıl sonra işgal ettikleri Afganistan topraklarında mutlak bir hezimet olarak herkesçe kabul ediliyor. Yıllardır Hollywood filmleriyle hafızalara kazılmış olan ABD’nin yenilmezliği birileri için hayal kırıklığı olabilir. Çünkü buna inanmış hafızalar yıllardır tek bir şeye inanıyor. ABD nereye girerse zaferle çıkacak ve istediği gibi at oynatacaktır. İşin özüne bakıldığında hiç de öyle olmadığı görünüyor. ABD her ülkede birilerinin sırtını sıvazlayarak bir yere varmak istemiştir. Bu işin sonunun iyi olmayacağını anladığı anda sırtlarını sıvazladıkları kişileri kendi hallerine bırakıp kaçmıştır. Bunun en son örneği de Afganistan Eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani üzerinden bir kez daha somutlaşmıştır.

Bu çekilmenin sadece ABD’yle bir pazarlık sonucu olduğunu iddia edenler kesinlikle yanılıyor. Çünkü ABD dahi Taliban’ın bu hızlı atağını beklemiyordu. Apar topar çekilmesi ve hazırlıksız olması muhtemel bir saldırıdan hemen kaçmak olarak görülüyor. Yenilmez olarak hafızalara kazınan ABD, yangından mal kaçırırcasına orayı terk etmek zorunda kaldı. ABD ve müttefiklerinin karizması yerde sürünüyor ve “süper güç”  olarak kabul edilenin “süperliği” tartışılıyor. Kısacası Taliban, ABD’nin Hollywood filmlerindeki yenilmezlik unvanının böyle olmadığını gösterdi.

Madalyonun diğer yüzü ise; bundan sonraki Taliban yönetiminin nasıl olacağıyla ilgilidir. Mesajlar net olarak veriliyor. Özellikle herkesi kucaklayan ve herkesle diyaloğa açık olduklarını ilan etmeleri umutları yeşertiyor. İdare noktasında geniş bir şura ve tüm halka hitap edecek bir yönetimden söz etmeleri çok olumlu bir adım olarak görülebilir. Batı yandaşı medyanın karalama söylemlerinin tam tersi bir söylemle mesajlar verilmesi endişe sahibi her Müslümanın gönlüne su serpmiştir.

Taliban için en büyük tehlike ise muhtemel iç savaşla ilgili bir durumun yaşanmasıdır. 90’lı yıllarda Rusya’nın Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldığı bir dönemde Taliban kendi dinamikleri içerisinde iç savaşa dönüşmesiyle Afganistan kan gölüne dönmüştü. 20 yıl sonra ABD’nin çekilmesiyle birlikte yeniden bu tablonun yaşanması ikinci bir facia olacaktır. Böyle bir fitnenin yeşermesi için her türlü girişimi yapacak batılı devletler çıkacaktır.

Tam bu noktada; Taliban bir iç savaşa yol vermemek için çok iyi bir sınav vermelidir. Muhtemel bir iç savaşta Taliban ve Afgan halkının kazanımları bir anda uçup gidecektir ve içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Kanaatimce Taliban, 90’lı yıllarda iktidarı elinde bulundurduğu dönemde bu sonucun neler getirdiğinden ders çıkarmıştır. Çok müspet ve kucaklayıcı söylemlerinden bu sonucu çıkarıyorum. Hollywood’un kahraman çocuğunu dize getiren Taliban’ın, yeni yönetimde de iyi bir ders vereceğini umuyorum.