Zaman zaman yeni anayasa tartışmaları gündeme geliyor. Yakın zamanda yeniden bu gündemi başlatan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yeni bir anayasayı tartışma vakti geldi” açıklamasıydı…  Bu açıklamadan sonra hemen şu aklıma geldi. Acaba erken bir seçim kokusu mu var?  Lakin her seçim öncesinde sivil bir anayasa gündeme geliyor. Çünkü bu söylem, toplumu etkileyen ve oy toplama konusunda önemli bir etkiye sahip. Hemen hemen her partinin temsilcisine, “sivil bir anayasaya ihtiyaç var mı?” sorusuna karşı değişmeyen cevap, “kesinlikle vardır” olmuştur.

                Aslında bu sözler toplumun hassasiyetlerini bildiklerinden ve bu arzularını iyi okuduklarındandır. Zira anayasa, bir toplumun şekillenmesinde ve kendini orda görmesinde temel bir kuralı ifade eder. Aynı zamanda bir millet olarak, liyakatin, çabanın, hakkaniyetin, bilginin, sivil gücün, vesayete hâkim olması demektir. Peki, 82 darbe ürünü olan ve askeri bir kafayla hazırlanmış olan mevcut anayasada bunları gören var mı?  Zaman zaman bu olguyu sivil bir zemine oturtmak ve halkın ihtiyaçlarını karşılamak için bazı girişimler yapıldıysa da bunlar yetersizdir. Örneğin 2007 ve 2010 yılında bazı maddelerin değiştirilmesi müspet manada iyi bir adım olarak görüldü. Hatta bu değişimle birlikte askeriyenin belirli kademelerinde “yargılanamaz” ifadesi değiştirilip Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya gibileri yargılandılar. Her ne kadar bu yargılanma sembolik olsa da değişimi ifade ettiği için değerli bir adım olarak görüldü.

  1. asırda bu kadar değişimden sonra hala otoriter ve zorba darbe anayasayla bu ülkenin idare edilmesi siyasiler için utanç vericidir. Bu utancın önündeki en büyük problem ise mevcut anayasadaki değiştirilemez dedikleri ilk dört maddedir. İlk üç maddeyle ilgili dördüncü maddede “değiştirilmesi teklif edilemez” ibaresi tam bir kör düğümdür. Bu kör düğümün açılması adına dil ucuyla söyleyenlere ise kafatasçılar şiddetli bir reaksiyon göstermekteler. Hatta onu linç etmeye çalışmaktalar. Yani değişim için konuşulması gereken ilk dört madde birilerinin kırmızıçizgisi olarak hala ortada duruyor. Hatta AK Parti’nin en büyük ortağı olan kesimden de böyle bir refleks geldiğine göre sağlıklı bir anayasa çalışması olabilir mi?

                Sonuç olarak; toplumun sivil bir yeni anayasaya ihtiyacı herkesçe kabul edilmektedir. Fakat bu iradeyi ortaya koyacak kişilerin/siyasilerin başta bu zeminin oluşumunda mutabakat sağlamalıdırlar.  Mecliste dahi konuşulduğunda büyük tartışmalara neden olan yeni bir anayasa çalışmasında nasıl bir mutabakat sağlansın? Seçimde ittifak edenler dahi bu konuda ittifak yapmazken bunun zeminini nasıl oluştursun? Her seçim öncesinde bu değişim için söz veren fakat gündeme geldiğinde karşı duran partiler bu halkla samimi değiller. Hele bu bir seçim yatırımı olarak gündeme geliyorsa en hafif tabirle halkı kandırmaktır.

Abdullah KAVAN