Faruk Kuzu/ Doğruhaber

Meşal, siyonist işgal güçlerine karşı HAMAS'ın askeri kanadı Kassam Tugayları'nın 7 Ekim Cumartesi sabahı başlattığı ve 12 Ekim Perşembe 6. gününe giren Aksa Tufanı'yla ilgili olarak yaptığı konuşmada cihada destek için seferberlik çağrısında bulunurken, bütün dünyada Filistin direnişine destek çabalarının olduğunu, manzaranın değişeceğini dile getirdi. 

Meşal, ümmetin ordularına seslenerek bugünlerde tarihin yeniden şekillendiğini hatırlattı ve "Siz bu tarihin parlak altın sayfalarında yerinizi alın, kara sayfalarında değil" ifadesini kullandı. 

Meşal açıklamasında ümmetin mensuplarına da seslenerek; "Ey ümmetimiz! Gazze insani ve ekonomik destek için sizden yardım bekliyor. Onlar canlarıyla cihad ettikleri gibi sizler de mallarınızla cihad edebilirsiniz!" diye konuştu. 

Meşal, işgal rejiminin başbakanı Netanyahu'nun, ABD'nin yeşil ışık yakmasından, Arap ülkelerinin de sessiz kalmasından yararlanarak "yanık toprak" diye adlandırdığı politikayı uyguladığını hatırlattı. 

İşgal rejiminin "yanık toprak politikası"nın uygulanması durumunda, işgalci kendisinin esir edilen askerleri dahil bütün herkesi katletmesi, hiçbir ahlaki, hukuki ve insani değer tanımadan, sivil asker, küçük büyük herkese vahşice saldırması mümkün oluyor. İşgal rejiminin adamları bu politikayı gerekçe göstererek kendilerinin Kassam Tugayları'na mensup mücahitler tarafından esir alınan askerlerinden bazılarını da öldürdü.

İşgalci terörist 8 gazeteci öldürdü

DÜNYANIN GERÇEĞİ ÖĞRENMESİNİ İSTEMİYORLAR

İşgal ordusunun, 7 Ekim Cumartesi sabahından bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 8 gazetecinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Gazze'deki hükümet basın ofisi, İşgalci Yahudilerin saldırılarıyla basında yaşanan can kaybı yaralanmalar ve kurumlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, 8 gazetecinin saldırılar sırasında yaşamlarını yitirdiği, 10 gazetecinin yaralandığı, 2 gazetecinin de kayıp olduğu kaydedildi.

Ölen gazetecilerin isimlerinin Said et-Tavil, Muhammed Subh, Hişam en-Nevacihe, İbrahim Lafi, Muhammed Cerğun, Muhammed es-Salihi, Esad Şemlah ve Selame Mime olduğu aktarılan açıklamada, Nidal el-Vahidi ve Heysem Abdulvahid'den de haber alınamadığı belirtildi.

Açıklamada, siyonist katiller ordusunun düzenlediği saldırılarda 3 gazetecinin evlerinin tamamen yıkıldığına, kentteki 40 basın yayın kuruluşunun da hava saldırılarının hedefi olduğuna işaret edildi.

İşgalciye lanet direnişe destek

ÜRDÜN MEYDANLARA AKTI

Ürdün'de mahşeri kalabalık, Gazze halkına ve direnişe destek vermek için başkent Amman'da bir araya geldi.

Ürdün'ün başkenti Amman'da Gazze'deki Filistin direniş gruplarına ve işgal rejimi saldırganlığına karşı Gazze Şeridi'ne destek amacıyla bir yürüyüş başlatıldı.

Hüseyin Camisi önünde başlayan yürüyüşe katılanlar, Filistin bayrağını kaldırıp, Filistin direnişine destek sloganları attı.

Adeta insan selinin yaşandığı yürüyüşte halk, hükümet yetkililerinden Filistin sınırının açılmasını talep etti.

Başkent Amman'da El-Kaluti Cami Meydanı'nda düzenlenen bir diğer protestoya katılanlar da Arap ve İslam ülkelerinden Filistin halkına yönelik devam eden işgal ihlallerinin durdurulması için ciddi adımlar atılmasını talep etti.

Balka Valiliği'ndeki El-Bakaa Kampı'nda ve İrbid Valiliği'nin merkezindeki diğer kamplarda da dayanışma yürüyüşleri ve nöbetler düzenlendi.

HAMAS: Direniş esirlere işkence yapmaz

HAMAS Hareketi yöneticilerinden Talal Nassar, savaş şartlarından dolayı ele geçirilen İşgalci esirlere işkence yapıldığı ya da öldürüldüğüne ilişkin iddiaları yalanladı.

Katar merkezli el-Cezire televizyon kanalına konuşan Nassar, HAMAS Hareketi'nin İşgalcilere yönelik başlattığı Aksa Tufanı saldırısına ilişkin açıklamalar yaptı.

Nassar esirlere ilişkin öldürüldüğü ya da işkence yapıldığı iddialarını yalanlayarak şunları söyledi:

"Direnişin İsrailli esirleri öldürmesi, onlara işkence yapması mümkün değildir. Eli kanlı ve gerçek suçlular, gerçekleri çarpıtan işgalcilerdir. Direniş güçleri, esirlere tüm insani şekliyle muamele ediyor."

Arap liderlere değil, Arap halklarına dayandıklarını dile getiren Nassar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşgal güçlerinin, toprağın sahipleri olan Filistinlilerden korktukları için Gazze'ye kara harekatına kalkışacağını beklemiyorum. Aksa Tufanı operasyonunu yapmaktan dolayı pişman olmadık. Hedefimiz, toprağımızı kurtarmak, bedelinin pahalı olduğunu biliyoruz. Güç dengesinin bizim lehimize olmadığının farkındayız. Dünya bize karşı adil davranmıyor. Ancak halkımız direnişin, denklemi değiştirme gücüne güveniyor."

Gazze çevresinde ve siyonist rejim içlerindeki duruma ilişkin Nassar, "İşgal güçlerinin engel olmak için büyük uğraşısına rağmen, Gazze çevresinde çatışmalar sürüyor, direnişin sızma operasyonları devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Nassar sözlerini "Destekçileri az olsa da direniş, yolunda yürümeye devam edecektir, Allah'tan zafer ümit ediyoruz, İslam ümmetinin onurlu insanlarının desteğini bekliyoruz" şeklinde tamamladı.

HAMAS liderlerinden Merdavi:

AKSA TUFANI ÖNLEYİCİ BİR HAREKAT

HAMAS liderlerinden Merdavi, ‘Aksa Tufanı’ operasyonunun yapılma nedenlerini anlattı.

23 sene işgal hapishanelerinde esir tutulan ve 2011’deki esir takasında serbest bırakılan HAMAS Siyasi Büro Üyesi Mahmud Merdavi “Aksa Tufanı” ve sonrasındaki gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı.

ÖNLEYİCİ HAREKAT: GAZZE VE FARKLI BÖLGELERE OPERASYON YAPILACAKTI!

HAMAS siyasi liderlerinden Merdavi, “Aksa Tufanı” harekatının arka planını şöyle anlattı:

“Direnişin aldığı istihbarata göre, İsrail zaten bir operasyon hazırlığı içerisindeydi. Önce direniş liderlerine suikastlar düzenleyecek akabinde de Gazze ve farklı bölgelere operasyonlar yapılacaktı. Direniş olarak tüm bunlara karşılık olarak bu operasyon başlatıldı. Bu operasyonda direnişin nihai amacı, Filistin halkının özgürce yaşamasını, halkımızın insana yaraşır bir hayata kavuşmasını sağlamak.

İnsanlarımızın yaşamak için en temel ihtiyaçlarına ulaşması engelleniyor. İşgalci İsrail, halkımızı yok sayıyor. Bunlar devam ettikçe bu operasyonlar ve direnişimiz devam edecek. Uluslararası hukukun güvencesi çerçevesinde bizim olan haklarımızı alana kadar da durmayacağız. Operasyonla ilgili şimdi gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Genel anlamda sonuç hedeflerimiz ve amaçlarımız, aslında operasyonu başlatan nedenler. Operasyon devam ediyor.”

OPERASYONU ZORUNLU KILAN ŞARTLAR

Merdavi başlattıkları operasyonu zorunlu kılan gelişmeleri de şöyle sıraladı:

“İlk olarak bu operasyon, anlık bir karar alınarak yapılmadı. Yaklaşık bir buçuk iki senelik bir hazırlık söz konusu. Bu süreç içinde işgalci İsrail, Filistin halkına en kanlı günler yaşattı. Hapishanedeki Filistinli esirlere yönelik insanlık dışı saldırılar arttı. Hatta tutuklular için idam cezasından bahsedilmeye başlandı. Batı Şeria'da, işgalin genişletilmesi için yeni projeler çizildi. Birçok ihlal adımları atıldı. Yeni yerleşkeler inşa edildi.

Özellikle Netanyahu ile birlikte aşırı radikal bir hükümetin de gelmesi ile birlikte Mescid-i Aksa konusunda kışkırtıcı adımlar atıldı. Mescid-i Aksa defalarca Müslümanlara kapatıldı. Kudüs askeri bölge olarak ilan edildi. Kadınlar Kudüs sokaklarında darp edildi, kıyafetleri çıkarıldı. Çok zor ve kabullenilemez görüntülerle karşı karşıya kaldık.

Direniş olarak bütün bunlar için defalarca arabulucu ülkeler aracılığıyla uyarı gönderdik. Fakat İsrail bu uyarılarımıza sessiz kaldı ve işgale, zorbalığa devam etti.

Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirme konusunda adımlar atıldı. Mescid-i Aksa içinde törenler düzenlendi, kurbanlar kesildi hatta Şofar çalınarak, ayinler yapıldı. Bütün bu saldırı ve ihlallere karşı bir yanıt vermemiz gerekiyordu.”

Merdavi şöyle konuştu:

“Uluslararası dünyada bize dair iyi tavır ve tutumlar var. Fakat bütün bu tavırların gerçek hale dönüşmesi için irade olması lazım. Bu tutum ve tavırlar faal olarak, somutlaşmalıdır. ABD’nin tutumu zaten beklenmedik bir şey değil. ABD yıllardır israil ile birlikte savaşıyor ve saldırıyor. ABD tarafsız değil. Çin ve Rusya, iyi tutum gösterdiler. Böyle büyük ülkelerden, Filistin halkının yanında bir tavır gelmesi farklı bir anlam oluyor. Ama onlardan Filistin’in haklı mücadelesinin yanında yer alacak daha fazla adımlar bekliyoruz. Bu ülkeler de ABD’nin adaletsizliğine maruz kalıyor. Diğer taraftan, Filistin halkının arkasında durmak noktasında, İran ve Cezayir açık bir şekilde yanımızda. Türkiye’nin ve Katar’ın tutumunu da iyi tutumlar olarak görüyoruz. Tabi, yani bazı ülkeler sanki perde arkasında saklanmış bir tavır göstermeye çalışıyorlar, Filistin’i desteklemek adına. Ben onlara şunu söylüyorum, Tavrınızı, insanlığımıza göre, dinimize göre, kardeşlerinize göre göstermekten hiç sakınmayın. Bunu gösterin. Bu tavırlar çok önemli. Tavırların daha somut bir hale gelmesini, faaliyete geçilmesini bekliyoruz.”

Mısır güvenlik kaynakları:

GAZZE HALKININ SİNA’YA YERLEŞTİRİLMESİNİ REDDETTİK

Üst düzey Mısırlı güvenlik kaynakları, işgalin Gazze Şeridi halkını Sina'ya yerleştirmeye yönelik öneriler sunduğunu, ancak Kahire'nin bunları reddettiğini doğruladı. Öte yandan işgal rejimi, Refah sınır kapısını bombalamakla tehdit etti.

Üst düzey Mısırlı güvenlik kaynakları, Siyonist işgal örgütünün, "Gazze Şeridi halkını Sina'ya yerleştirme" önerisini teklif ettiğini doğruladı. Öneri Mısır tarafından reddedildi

Güvenlik kaynakları, Kahire Haber Kanalı'na, bu tekliflerle "Mısır'ın yüzleştiğini" söyleyerek, Filistin halkıyla bu önerileri "reddetme" yönünde bir fikir birliğine sahip olduğunu vurguladı.

Öte yandan Mısır tarafındaki Refah Geçişi yönetimi, Filistin tarafındaki geçiş ekiplerine "İsrail'in bombalama tehdidi nedeniyle" burayı derhal boşaltmaları gerektiği konusunda bilgi verdi.

Geçtiğimiz cumartesi günü "El Aksa Tufanı" savaşının başlamasının ardından Mısır, "Filistin şehirlerine yönelik bir dizi saldırının ardından devam eden tırmanmanın ateşkes çabalarının geleceğini olumsuz etkileyebileceği" konusunda uyardı.

Kahire ayrıca "uluslararası aktörlere gerilimi durdurmak için derhal müdahale etmeleri ve İsrail'i Filistin halkına yönelik saldırıları ve provokatif eylemleri durdurmaya çağırmaları" çağrısında bulundu.

Siyonist işgal tarafı Gazze Şeridi'ne yönelik saldırganlığını üst üste dördüncü gününde de sürdürüyor ve Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine yönelik baskınlarını yoğunlaştırıyor, sivillere yönelik katliamlar gerçekleştiriyor, basın ve sağlık personelini hedef alıyor.