Mizah sembolü olan Nasreddin Hoca'nın Sivrihisar’ın Hortu köyünde 605 (1208) yılında doğduğu, babasının vefatından sonra köyünde imamlık yaptığı ardından Akşehir'e göç ederek kadılık yaptığı belirtilmektedir.

Güldürüyü seven, hazırcevap, mizah ustası olan Nasreddin Hoca'nın fıkraları birçok coğrafyaya yayılmıştır. Nasreddin Hoca'nın fıkraları iş, ekonomi, ev yaşamı, sosyal yaşam, yargı sistemi gibi hayatın pek çok alanına temas etmektedir. Fıkralar güldürmenin yanı sıra düşündürmekte sisteme ince eleştiriler içermektedir. Aynı zamanda eğlendirici ve eğitici özelliktedirler.   “El elin eşeğini türkü çağıra çağıra arar”,  “buyurun cenaze namazına”, “yok devenin başı” gibi deyimler Nasreddin Hoca'nın fıkralarıyla dilden dile aktarılır olmuştur. 

Nasreddin Hoca'ya ait 300 fıkra olduğu düşünülmektedir. Nasreddin Hoca'dan bahsedilen en eski yazma eser Saltukname'dir. Burada Hoca'nın iki fıkrası yer almaktadır. Nasreddin Hoca'nın hem güldüren hem de düşündüren fıkralarından üç örneğe  birlikte bakalım;

Başını Pencerede Unutmasın
Hemşerileri bazen candan, bazen de sahte olarak Hoca’ya saygı gösterirler. Günün birinde sahte saygı gösterenlerden biri Hoca’yı evine davet eder. Hoca da konumu gereği davete gider. Gider gitmesine de eve yaklaşınca ev sahibinin başını pencereden içeriye doğru çektiğini görür.

Hiçbir şey olmamış gibi evin kapısına çalan Hoca;

“Komşu, komşu ben geldim.” deyince, kapının arkasından değiştirilmiş bir ses duyulur:

“Ah Hocam, ah! Evin sahibi buradaydı, az önce gitti, bensizin geldiğinizi söylerim, mutlaka çok üzülecektir.”

Hoca bu söz karşısında iyice sinirlenir ve; “Ev sahibine söyleyin, bir daha bir yere giderken başını pencerede unutmasın.” der.

Damdan Düşenin Hâlinden Damdan Düşen Anlar

Hoca evinin damında çalışırken, olacak bu ya, aşağıya düşüverir. Haberi duyan komşuları;

“Hocam, geçmiş olsun, damdan düşmüşsün, çok üzüldük.” derler ve ardından soru
üstüne soru sorarlar:

“Nasıl oldu?”

“Neden dikkat etmedin?”

“Bir daha dikkatli ol…”

Sorular uzadıkça, Hoca’nın da canı sıkılmaya başlar. Düşünür, taşınır ve bunların hepsini birden susturmak için komşularına;

“Komşular, sizin içinizde damdan düşeniniz var mı?” deyince, misafirler hep bir
ağızdan;

“Yook…” diye cevap verir. Bu defa Hoca;

“Öyleyse boşuna konuşmayın, benim hâlimden ancak damdan düşen anlar!” der.

Dünyanın Merkezi Neresidir?

Günün birinde üç papazın yolu Akşehir’e uğrar. Burada Nasreddin Hoca ile sohbet eden
papazlar, Efendi’nin bilgisini denemek isterler. İlk soruyu birinci papaz sorar:

“Hocam, dünyanın merkezi neresidir?”

Hoca hiç tereddüt etmeden eşeğini göstererek;

“Eşeğimin sağ ön ayağını bastığı yerdir.” diye cevap verir.

İçlerinden biri itiraz eder:

“Bunu nereden biliyorsun?”

“İnanmıyorsanız ölçün.”

Bu defa ikinci papaz sorar:

“Hocam, gökte kaç yıldız vardır?”

Hoca bu soruya da tereddüt etmeden yine eşeğini göstererek cevap verir:

“Gökyüzünde, eşeğimin kuyruğundaki kıl kadar yıldız vardır.”

“Bunu ispatlayabilir misiniz?” denildiğinde Nasreddin Hoca;

“Arzu ederseniz sayabilirsiniz.” der.

Hoca’nın sorulan sorulara verdiği cevaplar, papazları şaşırtınca üçüncü soruyu sormaktan
vazgeçerler.