İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde bulunan Bitlis Der'e yaptığı ziyarette, Yapıcıoğlu'na, Genel Başkan Yardımcılarından Abdullah Aslan, Mehmet Eşin ve İstanbul İl Başkanı İsa Güvendik eşlik etti.

Yapıcıoğlu ve heyeti, Dernek Başkanı Abdulbari Günes ve dernek üyeleri tarafından karşılandı.

Ziyarette sürdürdükleri seçim çalışmaları hakkında bilgi veren Yapıcıoğlu, 14 Mayıs seçimleri için destek istedi.

Yüz yıllık cumhuriyet tarihinde memleketin yaşadığı en ağır sorunlardan hangisine bakılırsa bakılsın altında mutlaka CHP'nin imzasının bulunduğunu hatırlatan Yapıcıoğlu, "Hükümetler içerisinde de sorunların zaman içerisinde çözümü noktasında en yoğun çabayı sarf eden de son dönemdeki Erdoğan hükümetleri vardır. Gerek Başbakan gerek Cumhurbaşkanı olduğu dönemde o sorunların çözümü noktasında ciddi adımlar attı. Her şey bitti mi? Her şey bitmedi. Hala atılması gereken adımlar var. Bazı eksiklikler, yanlışlar var mı? O da var. Beşer kusursuz değildir ama bu eksik kalan hususlar noktasında ileriye, çözüme doğru güçlü adımları iki aday arasında tercih yapma durumunda yaparsak yine inanıyorum ki; ideolojik saiklerle öbür tarafa kayanlar hariç çoğunluk Erdoğan'ın bu sorunları çözme noktasında daha dirayetli, istekli, etkin olduğunu söylemek çok yanlış olmayacaktır. Sorunların hemen hepsinde CHP'nin özellikle tek parti dönemindeki zihniyeti yatmaktadır. Mesela CHP'nin tek başına iktidar olduğu dönemde zaten başka kimseye söz hakkı, siyaset hakkı çok tanınmadı. O siyaset yapıldığında da gerçekten çok ciddi bir ayrıştırma, milleti kamplara bölme konusunda derin yaralar oluştu. Bunların kapanması çok uzun bir zaman alır. Şu anda CHP, o yaraların etkisi ile ya da tek başına iktidar olduğu siyasetin etkisi ile milletten tek başına iktidar olacak şekilde destek alamıyor." dedi.

"Bediüzzaman'ın hayatına bakmak tek parti döneminin ne yaptığı, neler yaptığı konusunda insanlara yeterince fikir veriyor"

Duvarda asılı olan Bitlisli Bediüzzaman Said Nursi'nin resmini işaret eden Yapıcıoğlu, "Tek parti döneminde sürgünden sürgüne, hapisten hapise, cezaevinden cezaevine girdi. Ömrünün son 30-40 yılı ya sürgünde ya esarette… Biliyorsunuz Kurtuluş Savaşı yıllarında Ruslara esir düştü. Rusya'da kaldığı esaret dönemleri de var. 1914'te esaret kamplarından kaçarak Avrupa üzerinden İstanbul'a geldi. Sadece onun hayatına bakmak tek parti döneminin ne yaptığı, neler yaptığı konusunda insanlara yeterince fikir veriyor. Genel manada sol zihniyetin, CHP zihniyetinin; imar, inşa, hizmet etme noktasında çok bir şey yapmadığını, ufkunun o kadar geniş olmadığını söylemek herhalde onlara haksızlık olmaz. Yaşı müsait olanlar bilir; 70'li yıllarda 1'inci Boğaz Köprüsü yapılırken bir dirençle karşılaşıldı. 80'li yıllarda Turgut Özal hükümetleri döneminde 2'nci Boğaz Köprüsü yapılacaktı o zamanki CHP biliyorsunuz 12 Eylül Darbesi ile kapatılmıştı, zamanın Halkçı Partisi yaptırmam diye tutturmuştu. Akabinde 3'üncü Köprü, Çanakkale Köprüsü, diğer hizmetler hemen hepsine bir karşı duruş ve direnç… Sonra hatırlayın; Gezi Parkı'nda birkaç tane ağacı bahane ederek ortalığı biraz karıştırdılar, sonra onlardan bazı temsilciler geldi ne istiyorsunuz diye sordular; şartlarını hatırlıyor musunuz? 3'üncü Havalimanı yapılmayacak, köprü yapılmayacak, Marmaray yapılmayacak, şu yapılmayacak, bu yapılmayacak. Eğer ortaya bir eylemini koyuyorsan, duruş sergiliyorsan, birilerini birşey yapmaya zorluyorsan insan bunu anlar ama bir şeyler yapmaya karar vermiş hükümeti hizmetlerden vazgeçirmek için böyle birşey yapmak ancak Türkiye'de ve ancak sol bir zihniyetin yapacağı bir şeydir. Daha başka bir örnek vermeye herhalde gerek yok. Bu bile tek başına Türkiye'deki sol zihniyetin tek başına ne olduğunu bize yeterince açıklıyor. Biz diyoruz ki, memleket tekrar o zihniyete teslim edilmesin, hizmetler yarım kalmasın." şeklinde konuştu.

"Tahıl Koridoru Antlaşması'nı başka bir hükümet olsaydı muhtemelen yapamazdı"

Türkiye'nin etrafında karışıklık olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, "Suriye'de 12 yıldır iç savaş var. Libya parçalanmanın eşiğinde, Mısır'ın sıkıntıları ayrı, Tunus'ta biraz durulmuşken yeniden karışıklıklar başladı. Irak'ta 2'nci Körfez Savaşı'ndan bu yana devlet diye birşey yok gibi, varlığından bahsetmek bile çok şey değil. Şimdi güneyde bunlar olurken, kuzeyde de Rusya ile Ukrayna birbiri ile savaşa tutuştu. Şimdi iki bloktan bahsettik, bu bloklardan bir tanesi ısrarla; 'Türkiye bir NATO üyesidir, niye Avrupa'nın ya da Amerika'nın Rusya'ya karşı almış olduğu yaptırım kararlarına katılmıyor' diyor. Biz diyoruz ki; bu savaş bizim savaşımız değil, bizim ne işimiz var, niye biz bu savaşta taraf olarak başımıza bela alacağız? Şu anda izlenen politika gayet doğru bir politikadır. İki tarafla birlikte görüşebilen ve denge politikası yürütebilen bir hükümet ve Cumhurbaşkanımız var. Ülke liderleri, devlet başkanları düzeyinde onları bir masada oturtabilecek başka bir tane isim dünyada telaffuz edilmiyor. İnşallah bir gün Allah o fırsatı da verir, o başarılır ve savaş biter. Tahıl Koridoru Antlaşması'nı başka bir hükümet olsaydı muhtemelen yapamazdı." diye belirtti.

(İLKHA)