Televizyonlarda yayınlanan bazı dizi ve programlardaki ahlaksızlık, her geçen gün toplumun manevi yapısını bozarken, RTÜK'ün bu yayınlara nadiren ceza uygulaması ise tepkilere neden oluyor.

Bazı televizyon dizileri ve programları, toplumun inanç ve ahlak değerlerini, onarılması güç bir şekilde tahrip etmeye devam ediyor.

Özellikle de İslam'ı sembol eden kişilerin "kötü karakter" olarak gösterilmesi manevi ve ahlaki temelleri derinden sarsıyor.

Türkiye’de ahlaksızlıkları meşrulaştıran TV programları ve diziler her geçen gün artıyor.

Ahlaksızlığın had safhaya çıktığı bazı televizyon dizileri, en ahlaksız ilişkileri topluma meşru ve normal olarak göstermeye çalışıyor.

Henüz hayatı yeni yeni tanımaya çalışan çocuklar, pek çok sahneleri yasak olması gereken bu dizi ve programları izleyerek, kendi öz değerlerinden kopuk bir şekilde büyüyor.

Fuhuş, çarpık ilişkiler gibi ahlaksızlıkları sık sık veren bu dizi ve programlar taptaze beyinleri zehirliyor.

Peygamberler Şehri Şanlıurfa’da İLKHA'ya konuşan Şanlıurfalılar, TV kanallarındaki ahlaksız dizi ve programların yasaklanması gerektiğini ifade ettiler.

"Devlet bunları nasıl izin veriyor, anlamış değilim"

Gülizar İnce

Televizyonda yayınlanan dizi ve filmlerin topluma çok aykırı olduğunu belirten Gülizar İnce, "Yayınlanan bütün diziler toplumumuza çok aykırıdır. Çocuklarımızın hem sağlığını hem de psikolojisini olumsuz etkiliyor. Gerçekten o kadar ahlaksız diziler var ki bunların kaldırılması gerekir. Bizim gibi Müslüman bir ülkeye yakışan hiçbir dizi yok. Ahlaksız dizilere diyecek bir şey bulamıyorum. Devlet bunları nasıl izin veriyor, anlamış değilim. Toplumumuzda ne din ne inanç ne de ahlak kaldı. Rabbimin helak ettiği bütün topluluklar şu an Türkiye'de ve dünyada yaşanıyor. Herhalde dünyanın sonu gelmiş gibi görünüyor. Bir an önce bu dizilere dur denilmesi gerekiyor. Bütün ahlaksız dizi ve filmler kaldırılmalı. Diziler daha çok dini anlatması gerekiyor. Çocuklarımızın ahlakı değerlerinin koruması gerekiyor." dedi.

"Devletin bu konuda adım atması gerekiyor"

İslam'ı simgeleyen kişilerin dizilerde 'kötü karakter' şeklinde gösterildiğini ifade eden İnce, "Sokakta her şey serbest oldu. Sokakta uygunsuz davranışları görüyoruz. Dinimizde böyle bir şey yok. Kimse kimseye karışmıyor, artık bunlar doğal karşılanıyor. Uygunsuz bir davranış görünce geçip gidiyoruz. Ülkemiz ve gençlerimiz bu hale geldi. Dizilerde kötü karakterleri din adamı olarak gösteriyorlar. İnsanların kariyerlerini değil de karakterlerini sorgulamamız gerekiyor. 'İmam böyle yapmış' şeklinde konuşuluyor. Açıklık veya kapalı diye hiçbir şey kalmamış. Tesettür artık tarza dönüşmüş. Ülke almış başını gidiyor, buna dur demek gerekiyor. Gerçekten toplum berbat durumdadır. Birey olarak bir şey yapamıyoruz ama devlet olarak dur dememiz gerekiyor. Devletin bu konuda adım atması gerekiyor. Televizyonda Allah'ın haram kıldığı bir şeyler güzel bir şeymiş gibi gösteriliyor. Böyle bir şey yok." diye konuştu.

"Dizilerde büyüklere karşı ahlak, değer ve saygı gösterilmiyor"

Fidan Zonturlu

Çocukların dizilerdeki davranışlardan etkilenerek aynısı gerçek hayatta sergilediğini vurgulayan Fidan Zonturlu, "Diziler toplumu kötüye götürüyor. 'Geleceğimiz gençlik' diyorduk ama gençlik ve gelecek diye bir şey kalmadı. Umudumuzu yitirdiler. Dizilerde büyüklere karşı ahlak değer ve saygı gösterilmiyor. Küçüklere merhamet diye bir şey yok. Entrikalar oynadığı için çocuklar da ailesine karşı artık entrika besliyor. Çocuklar da ailesinin ne gibi menfaat sağlayacağını düşünüyor. Televizyonda güzel bir dizi veya film oynanmadığı sürece toplum kötüye gidecek. Özellikle gençlerimizin umutlarını bitiriyorlar." şeklinde konuştu.

"RTÜK bu konuda yetersiz kalıyor"

Mehmet Yıldız

Film ve dizilerin yayına girmeden önce incelenmesi gerektiğini söyleyen Mehmet Yıldız, "Devletin aktif bir şekilde kurumlarda dizi konusunda çalışma yapması gerekir. RTÜK tek başına yeterli olmuyor. RTÜK bu konuda yetersiz kalıyor. Devletin diğer kurumları da bu konuda aktif olarak insiyatif alıp el atması gerekiyor. Televizyon yönetimlerinin gerekirse sıkı bir şekilde uyarıda bulunarak bu konuda denetim ve yaptırımların arttırılması yönünde çalışmaların yapılmasını düşünüyorum. Aksi takdirde RTÜK'ün tek başına yönetebileceği bir süreç değil. Yeşilçam filmlerinin süregelen bir durumdur. Maalesef bir türlü önlem alınamıyor ya da almak istenmiyor. Bilinçli bir şekilde bunu devam ettirdiklerini düşünüyorum. Dizi yayınlanmadan önce incelenip ona geldikten sonra yayınlanması gerekir. Yayınlandıktan sonra ceza değil yayınlanmadan önce kontrol edilip daha sonra yayına verilmesi gerekiyor; yoksa sürekli bu tür şeylerle karşılaşacağız. Olumsuz örnekler her zaman çok olacaktır." ifadelerine yer verdi. (İLKHA)