Engelli çocukların halinden öğrenmeyi, dünyalarına girebilmeyi ve hem toplumun hem de aile bireylerin onlara karşı empati kurabilmesi çocukların psikolojisini olumlu yönde etkilediğine dikkat çekti.

3 Aralık Engelliler Günü'nün anlam ve önemine, farklı yönde olan engelli çocukların gördükleri eğitim sistemlerini, devletin rehabilitasyon merkezlerine ayırdığı bütçe ve otizm hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

"Engelli olmak sorun değil, engelliye engel olmak sorundur"

3 Aralık gününün tarihçesi ve engelli çocukların eğitiminde üstlendikleri amaçları hakkında değinen Galitekin, "3 Aralık Dünya Engelliler Günü tarihçesi 1992 yılında Birleşmiş Milletlerin genel kurulunda kabul edilen karar ile 3 Aralık günü özel bir gün kabul edilmiştir. Bunun amacı engelli çocuklarımıza karşı duyulan bu empati yoksunu giderebilmek, sevgisizliği ortadan kaldırabilmek, engelli olmanın sorun değil aslında engelli engel olmak olduğunu ifade edebilmek için bunu geniş toplumsal çevrelere yayabilmek için ilan edilmiş bir gündür. Kurumumuz 5 yetersizlik düzeyinde eğitim vermektedir. Bunlar öğrenme güçlüğü yani disleksi dil ve konuşma bozuklukları, zihinsel engelli çocuklarımız, otizm yani gelişimsel bozukluklar ve bedensel engellilerdir. Bu engelleri biz kesinlikle engel olarak görmüyoruz. Öncelikle ve öncelikle bu toplumsal ön yargıyı kırmak." ifadelerini aktardı.

"Akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda maalesef kendilerine karşı öz güvensizlik oluşturmaktadır"

Amaçlarının oradaki çocukların toplumsal hayatta diğer çocuklar gibi çocukluklarını yaşamaları ve diğer arkadaşları gibi sosyal çevrede bulunmaları olduğunu ifade eden Galitekin şunları kaydetti:

"Tabi bunu sağlamak için de öncelikle biz eğitimcilere gerçekten çok ciddi bir iş düşmektedir. Bu iş öncelikle çocukla ilk temasımız da çocuğun dünyasına girebilmek, esas amaç bu. Çocuğun dünyasına girdiğiniz an kesinlikle o çocuk sizinle duygudaşlık kurduğu için gelişme de açık olacaktır. O ezilmişlik duygusu illa ki geçmiş yaşantılarında olmuş olabilir, akran zorbalığına maruz kalmış olabilir ya da yetişkinlerde bile oluyor maalesef bu durum. Çocukla dalga geçmek ya da okulundaki arkadaşlarının akran zorbalığına maruz kalması, bu çocuklarda maalesef bir öz güvensizlik oluşturmaktadır. Bizim en temel amacımız en yüksek düzeyden yetersizlik düzeyine kadar olan bütün çocuklarımızı olabildiğince bu sosyal hayatta yer edinebilmeleri sağlamak. 3 Aralık'ın da bu konuyla ilgili çok önemli bir gün olduğunu düşünüyoruz. Kesinlikle öncelikle empati yani engelli bir çocuğunun olduğunu düşünün bu her ailenin her anne babanın. Olabilecek, karşısına çıkabilecek bir durumdur aslında. Ama maalesef toplumsal olarak biz bunun farkında değiliz. Yani engelli bir birey belki çevremizde olmayabilir. Lakin bu ailelerle, çocuklarla bir empati duygusu geliştirmeliyiz."

"Otizm son dönemde dünya toplumunun karşısına çıkan en büyük problem olarak önümüze çıkmaktadır"

Engelli çocukların gördükleri eğitim sistemleri ve otizm hakkında konuşan Galitekin, "Özel eğitimle ilgili derslerimiz tamamen bireyseldir. Öğrencilerimiz her seans başı sabah 8'de hocalarımız 40 dakikalık bir seansa başlar. Bu 40 dakikalık seansı da olabildiğince çocuğun dünyasına girerek olabildiğince dolu dolu geçirmek en temel amacımız. Tabii bunları da bilimsel stratejilerle işlemekteyiz. Maalesef otizm hastalığına yakalanmış kişileri geçmişte göz önünde bulundurduğumuzda otizm son dönemde dünya toplumunun karşısına çıkan en büyük problem olarak önümüze çıkmaktadır ve bu sayılar maalesef artmaktadır." ifadelerini kullandı.

"Kurumlarda görülen seans saatleri 2 katına çıkarılması gerekiyor"

Galitekin, devletin rehabilitasyon merkezlerine ayırdığı bütçe hakkında da bilgi vererek, "Devletimizin özel eğitimle ilgili bütçesi biraz sınırlı. Bunun maddi boyutundan ziyade çocuklarla ilgili verilen haklar sınırlı olduğunu düşünüyoruz. Bir çocuğumuzun aylık bazda alabileceği seans sayısı 8 saattir. Biz bunları çok yetersiz buluyoruz açıkçası. Yani bunun minimum yani 2 katına çıkarılması kesinlikle gerekiyor. Otizmli bir çocuğumuzu haftada 2 saat görmemiz ya da bedensel engelli bir çocuğumuza 2 saat kurumumuzda görmemiz gerçekten çok sınırlı bir zaman. Yeterli bir zaman olmuyor maalesef istenilen düzeye de ulaştıramıyoruz. Zaman çok sınırlı biz burada haftada 2 saat görüyoruz çocukları. Zamanın çocuğun haftalık bazda zamanın büyük bir çoğunluğu evde diğer zamanı da devlet okulunda geçmektedir. Rehabilitasyon merkezleri maalesef çocukları sadece haftalık 2 saat görmekte ve bu 2 saati de biz olabildiğince ailelerimize rehberlik yaparak yani bu rehberlerimiz hem sözlü oluyor hem videoyu aktarımlar yapılmalı ki ailede ev içinde ya da okul dışında ne yapacağını bilsin." dedi. (İLKHA)