İslam’ın Müslümanların birbirlerine karşı hoşgörüyle yaklaşmaları, tahammül etmeleri ve cömertlikte bulunmalarını emrettiğini ifade eden Prof. Dr. Cemalettin Erdemci, İslam’ın, Kur’an’ın ve Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem)’in direktiflerine dikkat çekti.

İslam’ın hoşgörü dini olduğu ile ilgili sözünün nasıl anlaşılması gerektiği hakkında açıklamada bulunan Erdemci, kötülüklere karşı nasıl bir tavır alınması gerektiği, kötülüklere karşı hoşgörünün sınırları ve Müslümanların haramlar konusunda alması gereken tavırlara dikkat çekti.

“Müslümanların kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen insanlara karşı da bir hukuku var”

Müslümanların aynı zamanda kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen insanlara karşı da bir hukuku olduğunu hatırlatan Erdemci, “Müslümanların kendileri gibi inanmayanlara iyilik ile yaklaşması söz konusudur. İslam düşünce tarihine baktığımızda Müslümanlar, fetihlerden sonra çok farklı düşünce biçimleriyle karşı karşıya kalmışlardır. Mesela Allah’ın varlığını inkâr eden ‘Tabiiyyun’ dediğimiz bir grup, Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte dualist bir tanrı inancına sahip Mecusiler, teslis inancına sahip Nasiriler, Mirkailer, Yakubilerle karşılaşmışlardır. Aynı zamanda Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte nübüvveti inkâr eden Berahime ve Sümeniye denilen guruplar ile karşılaşmış ve bu İslam’ın ilk yüzyılında olmuştur.” diye konuştu.

“Hakka hak, batıla batıl demek bir sorumluluktur”

Müslümanların Hazreti Ömer döneminde farklı inanç ve kültürlere sahip insanlarla bir arada ve barış içinde yaşadıklarına dikkat çeken Erdemci, “Bu insanlarla aynı ortamları paylaşmalarına rağmen kendi mabetleri, kendi hukukları olmuştur ve bunlar için İslam’da “Zımmi” diye bir hukuk geliştirilmiştir. Bu insanlar, İslam toplumunun içinde kendi inançlarını, geleneklerini yaşamışlardır. Müslümanlar da kendi inançlarını yaşamıştır. Ama aynı zamanda İslam’ın haram kıldığı kötü olarak nitelediği hususlar da vardır. Kötü ve iyi vardır, adalet ve zulüm vardır. Hak-batıl vardır. Elbette doğruya doğru yanlışa da yanlış, hakka hak, batıla batıl demek bir sorumluluktur. Yanlışa iyi vasfını giydirdiğiniz zaman zulüm işlemiş olursunuz. İslam’ın helal kıldığı her şeye iyi diyoruz. Haram dediklerinin hepsine kötü diyoruz. İyiliklerin teşvik edilmesi, kötülüklerden kaçınılması, yasaklanması ve onlardan kaçınılması için bir ilke konulmuştur.” ifadelerini kullandı.

“Peygamberimiz müşrik toplumunun uluhiyet anlayışına karşı çıkmıştır”

Kur’an’ı Kerim’in direktifleri ve Hazreti Peygamberin Sünnetinin Müslümanların temel rehberi olduğuna dikkat çeken Erdemci, “Allah, ayeti kerimede: ‘Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et buyuruyor.’ Hazreti Peygamberin hayatı, ashabının yaşantısına baktığımızda aynı direktiflere, ilkelerin uygulandığını görebiliriz. Peygamberimiz müşrik toplumunun uluhiyet anlayışına karşı çıkmıştır. Ahirete ilişkin ortaya koydukları yanlış düşüncelere elbet ki karşı çıkmıştır. İçkinin haram kılınması ile ilgili ayet indiğinde içkinin yasaklanmasını istemiştir. Zina, yalan söylemek, iftirada bulunmak kötü fiiller olarak nitelendirilmiştir.” dedi.

“Ahirete iman etmiş bireyler olarak haramların karşısında olmamız gerekiyor”

Hoşgörünün sınırı konusunda konuşan Erdemci, “İslam toplumunda farklı dinlerden farklı kültürden insanlar elbette yaşamıştır ama hiçbir şekilde bu yanlışların, haramların helal kılınması, görmezlikten gelinmesi, içselleştirilmesi anlamına gelmemektedir. Bilakis onlara karşı bir Müslüman olarak Allah’a ve resulüne, ahirete iman etmiş bireyler olarak haramların karşısında olmamız, helalden yana tavrımızın olması ve bunu için de bir mücadele göstermemiz gerekiyor. Bugün dile getirilen bazı hayat tarzları adeta bir dayatmaya dönüştürülmüş durumdadır. Bunlara karşı bizim toplumsal bir birliktelik oluşturmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu. (İLKHA)

Uluslararası Hoşgörü Günü, hoşgörü ilkeleri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla her yıl 16 Kasım’da kutlanmaktadır. Başkalarının kültürlerine, inançlarına ve geleneklerine saygı duymak ve hoşgörüsüzlüğün getirdiği riskleri anlamak için bir gündür.

İslam’ın Müslümanların birbirlerine karşı hoşgörüyle yaklaşmaları, tahammül etmeleri ve cömertlikte bulunmalarını emrettiğini ifade eden Siirt Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Cemalettin Erdemci, İslam’ın, Kur’an’ın ve Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi vesellemin direktiflerine dikkat çekti.

İslam’ın hoşgörü dini oldu ile ilgili sözünün nasıl anlaşılması gerektiği hakkında açıklamada bulunan Erdemci, Kötülüklere karşı nasıl bir tavır alınması gerektiği, kötülüklere karşı hoşgörünün sınırları ve Müslümanların haramlar konusunda alması gereken tavırlara dikkat çekti.

Müslümanların kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen insanlara karşı da bir hukuku var

Müslümanların aynı zamanda kendisi gibi inanmayan, düşünmeyen insanlara karşı da bir hukuku olduğunu hatırlatan Erdemci, “Müslümanların kendileri gibi inanmayanlara iyilik ile yaklaşması söz konusudur. İslam düşünce tarihine baktığımızda Müslümanlar fetihlerden sonra çok farklı düşünce biçimleriyle karşı karşıya kalmışlardır. Mesela Allah’ın varlığını inkâr eden Tabiiyyun dediğimiz bir gurup Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte dualist bir tanrı inancına sahip Mecusiler, teslis inancına sahip Nasiriler, Mirkailer, Yakubilerle karşılaşmışlardır. Aynı zamanda Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte nübüvveti inkâr eden Berahime ve Sümeniye denilen guruplar ile karşılaşmış ve bu İslam’ın ilk yüzyılında olmuştur.” diye konuştu.

Hakka hak, batıla batıl demek bir sorumluluktur

Müslümanların Hazreti Ömer döneminde farklı inanç ve kültürlere sahip insanlarla bir arada ve barış içinde yaşadıklarına dikkat çeken Erdemci, “Bu insanlarla aynı ortamları paylaşmalarına rağmen kendi mabetleri, kendi hukukları olmuştur ve bunlar için İslam’da “Zımmi” diye bir hukuk geliştirilmiştir.Bu  insanlar İslam toplumunun içinde kendi inançlarını, geleneklerini yaşamışlardır. Müslümanlarda kendi inançlarını yaşamıştır. Ama aynı zamanda İslam’ın haram kıldığı kötü olarak nitelediği huşularda vardır. Kötü ve iyi vardır, adalet ve zulüm vardır. Hak vardır-batıl vardır. Elbette doğruya doğru yanlışa da yanlış, hakka hak, batıla batıl demek bir sorumluluktur. Yanlışa iyi vasfını giydirdiğiniz zaman zulüm işlemiş olursunuz. İslam’ın helal kıldığı her şeye iyi diyoruz. Haram dediklerinin hepsine kötü diyoruz. İyiliklerin teşvik edilmesi, kötülüklerden kaçınılması, yasaklanması ve onlardan kaçınılması için bir ilke konulmuştur.” ifadelerini kullandı.

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet

Kur’an’ı Kerimin direktifleri ve Hazreti Peygamberin Sünneti Müslümanların temel rehberi olduğuna dikkat çeken Erdemci, “Allah ayeti kerimede: “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et buyuruyor.” Hazreti peygamberin hayatı, ashabının yaşantısına baktığımızda aynı direktiflere, ilkelerin uygulandığını görebiliriz. Peygamberimiz müşrik toplumunun uluhiyet anlayışına karşı çıkmıştır, ahirete ilişkin ortaya koydukları yanlış düşüncelere elbet ki karşı çıkmıştır. İçkini haram kılınması ile ilgili ayet indiğinde içkinin yasaklanmasını istemiştir. Zina, yalan söylemek, iftirada bulunmak kötü fiiller olarak nitelendirilmiş ve Allah katında cezası öngörülmüştür. Anı zamanda hazreti Peygamber bunları yaparken durması gereken bir yer vardır ve o şekilde bunu yapmış, tavsiyesi de bu şekildedir.” dedi.

Ahirete iman etmiş bireyler olarak haramların karşısında olmamız gerekiyor

Hoş görünün sınırı konusunda konuşan Erdemci, “İslam toplumunda farklı dinlerden farklı kültürden insanlar elbette yaşamıştır ama hiçbir şekilde bu yanlışların, haramların helal kılınması, görmezlikten gelinmesi, içselleştirilmesi anlamına gelmemektedir. Bilakis onlara karşı bir Müslüman olarak Allah’a ve resulüne, ahirete iman etmiş bireyler olarak haramların karşısında olmamız, helalden yana tavrımız olması ve bunu içinde bir mücadele göstermemiz gerekiyor. Bu gün dile getirilen bazı hayat tarzları adeta bir dayatmaya dönüştürülmüş durumdadır. Bunlara karşı bizim toplumsam bir birliktelik oluşturmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

(İLKHA)