MEHMET GÜLLÜ BOZDAŞ / DOĞRUHABER

Çocuklarımızın eğitimi toplum aile ve geleceğimiz için hayati önem taşıyor. Aile, okul medya ve diğer etkenler çocuğun gelişimi üzerinde önemli etkilere sahip. Peki çocuklarımızı kim eğitiyor? Aile mi, okul mu, medya mı? Konuyu uzmanlarına sorduk. Çevresel her faktörün çocuğu bir şekilde şekillendirdiğini belirten Tesettür Seferberliği ve Erdemli Kadınlar Derneği (TESSEP) Genel Başkanı Bildane Kurtaran,

“Günümüzde hangi görüş ve inanıştan olursa olsun, ebeveynlerin çocukları konusunda bir kaygı ve endişe halinde olduğunu görüyoruz. Gerek eğitim sistemindeki eksiklikler, boşluklar ve yanlışlıklar nedeniyle, gerekse dijital dünyanın ve çağımıza özgü psikolojik ve sosyolojik sorunların artmasıyla, çok ciddi çıkmazlar yaşanabiliyor. Hem ebeveynler için ve hem de çocuklar için. Herkesin malumudur çocukken öğrenilen her şey taşa yazılmışçasına iz bırakıyor. Hatta anne karnından itibaren açık olan bilinçaltı her şeyi kaydediyor. O dönemden temyiz yaşına gelene dek çocuğun bilinçaltı yüzde seksen dolmuş oluyor neredeyse. Çevresel her uyaran ve faktör, çocuğu bir şekilde eğitiyor, şekillendiriyor.” dedi.

“MEDYA BUGÜN ÇOCUĞU EĞİTEN EN GÜÇLÜ ARAÇLARDAN BİRİ”

Medyanın bugün çocuğu eğiten en güçlü araçlardan biri olduğunu kaydeden Kurtaran, “Bu sebeple ilk sosyalleşme döneminden itibaren ki, bunun ilk adımları kreş, anaokulu gibi yerler oluyor çoğunlukta ve sonra ilkokul, ortaokul şeklinde devam ediyor. Çocuğun sadece okul dersleri cihetiyle değil her anlamda eğitildiğini kabul etmek durumundayız. Olumlu veya olumsuz. Ancak günümüzde bu dışa açılma durumu dijital dünyadaki hızlı ve renkli (!) gelişmeler nedeniyle farklı bir boyuta taşınmış durumda. Haliyle medya da çocuğu eğiten, öğreten, değiştiren ve dönüştüren en güçlü araçlardan biri mesabesindedir. Bilhassa subliminal mesajlar, gayri ahlaki yayınlar, ahlaktan uzak, çocuklar için uygun olmayan içerikler çocuklarda çok ciddi kalıcı ve olumsuz izler bırakmaktadır. Bu sebeple ailelerin Rabbimizin emri gereği ve Peygamberimizin (s.a.v) uygulamalarında olduğu gibi çocuklarının eğitimi ve terbiyesi hususunda acilen, ivedilikle bir silkinmeye gitmeleri gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

“BUGÜN ÇOCUĞUMU YALNIZ BEN DEĞİL OKUL DA MEDYA DA EĞİTMEKTEDİR”

Kurtaran son olarak şunları kaydetti: “İlahi ikaz açık! ‘Ey iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun’ (Tahrim-6). Ailelerimizin iki ellerinin arasına başlarını alarak düşünmeleri gerekmektedir. Bugün çocuğumu yalnız ben değil, okul da medya da eğitmektedir. Ancak vebal ve sorumluluk önce benimdir diye. Çocuklarımızı sistemin boşluklarına ve yaşadığımız çağın fitne, ifsat ve yozlaşma akımlarına kurban edemeyiz. Unutmayalım! Çocuk eğitimi, terbiyesi hususundaki her boşluk ve yanlışlık çocuklarımız ve bizler ve dahi insanlık için hem dünyevi, hem uhrevi Cehennemlere taşıyacaktır bizleri.”

“BİRİNCİ DERECEDE ETKİN KURUM AİLE”

Aile uzmanı Eğitimci-Yazar Zekeriya Erdim ise, konuyla ilgili gazetemize yaptığı açıklamada, aile, okul ve medyanın her birinin kimlik ve kişilik oluşumunda etkisi olduğunun altını çizdi. Erdim, “Olumlu ya da olumsuz yönde etkisi ve katkısı var. Ama hayatın ana unsuru insan. İnsanın oluşmasında, gelişmesinde birinci derecede etkin kurum aile. Ailede temel sağlam olursa, okul, medya o temel üzerinde ilerleyebilir. Olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Ama insanın benlik, kişilik oluşumuna etkisi, katkısı bakımından birinci derecede etkili unsur ailedir. Çünkü yaş ve dönem özellikleri bakımından ailede geçirdiği süre şekillenmeye en müsait süredir.” dedi.

“GELİŞME SÜRECİNİ OLUŞTURAN SAFHALARIN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞU AİLE İLE İLGİLİ”

“Bizim tespitlerimize göre insanın oluşma gelişme süreci 11 basamaklı bir merdivene benziyor.” diyen Erdim, şöyle devam etti: “En büyük basamak birinci basamak, en küçük basamak 11’inci basamak olacak şekilde. Yani bir önceki safha bir sonraki safhadan daha önemli olacak şekilde üst üste devam ediyor. Bunun birinci safhası eş seçimi. Yani o çocuğa anne olacak hanımefendiyle baba olacak beyefendi birbirlerini tercih etmeleri. 2’inci safha evlenme. 3’üncü safha döllenme. 4’üncü safha hamilelik. 5’inci safha doğum. Yani çocuk dünyaya geldiğinde benlik, kimlik, kişilik oluşumunu derinden etkileyen 5 önemli safha geride kalmış oluyor. Ondan sonra bebeklik safhası ki 6’ıncı safha oluyor. 7’inci safha çocukluk safhası. 8’inci safha ergenlik safhası. 9’uncu safha gençlik. 10’uncusu yetişkinlik. 11’incisi ise yaşlılık. Dolayısıyla bu basamakların bu buluşma, gelişme sürecini oluşturan safhaların büyük bir çoğunluğu aile ile ilgili.”

Çocuğun gelişimindeki temelin ailede atıldığını ifade eden Erdim, şunları söyledi: “Ondan sonraki safhalarda da ailenin etkisi, katkısı devam ediyor. Ama okul ekleniyor, toplum ekleniyor. Medya, toplum yapısı içerisinde önemli bir unsur haline geliyor. Bu açılardan baktığımızda diyoruz ki; aile rolünü iyi oynayabilse, ailede benlik, kişilik oluşumu sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilse, ondan sonraki safhalarda yani okulda, toplumda farklı olumsuz etkiler olsa bile belki sarsar ama yıkmaz. O temel üzerinde durmayı başarabilir.”