Hindistan'da Müslümanlara yönelik dozajı giderek artan şiddet ve hakaretleri kınamak amacıyla Anadolu Gençlik Derneği Gaziantep Şubesi bir basın açıklaması düzenledi.

AGD Gaziantep Şube Başkanı İzzettin Beyaz'ın okuduğu basın açıklamasında, Hindistan'da yapılan zulümlere sessiz kalınmaması çağrısında bulunuldu.

Yapılan zulümlere sessiz kalınmaması için İslam ülkeleri liderlerine, Müslüman halklara ve medya birimlerine seslenilen çağrıda, yaşanan zulümlere karşı birlikte hareket etme vurgusu yapıldı.

Müslümanların yaşadığı coğrafyaların neredeyse tümünde İngiliz emperyalizminin izlerinin bulunduğuna işaret edilen açıklamada, Beyaz, "Bugün nüfus bakımından dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan Hindistan'da Müslümanlarının çektikleri çileleri kamuoyuyla paylaşmak ve Müslüman kardeşlerimizin derdiyle dertlenmek üzere bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bugün dünyada Müslümanların zulme uğradığı, haksızlıkların yaşandığı neredeyse tüm coğrafyalar bundan yüz yıl önce İngiliz emperyalizminin işgal ettiği topraklardır. İngilizler başta Filistin olmak üzere, Ortadoğu, Kıbrıs, Afrika ve Asya'da işgal ettikleri yerlerden çekilirken o bölgenin siyasi, sosyal ve demografik yapısının altına mayınlar döşeyerek ayrılmışlardır. İngilizlerin sinsi çekilme planları bilinmeden günümüzde yaşanan zulümler anlaşılamaz. İngilizlerin emperyalist politikaları bugün karşımıza Filistin Meselesi, Kıbrıs Meselesi, Keşmir meselesi ve İslam coğrafyasında körüklenmeye çalışılan kavmiyetçilik ve mezhep savaşları olarak çıkmaktadır." ifadelerine yer verdi.

Beyaz, 1947'de resmi olarak kurulduğu günden itibaren Hindistan'ın, Müslümanlara azınlık muamelesi yaptığını, temel hak ve hürriyetlerden mahrum bıraktığını ve şiddet olaylarını desteklediğini belirtti.

Beyaz, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Hindistan Halk Partisi lideri Narendra Modi'nin 2014 yılında iktidara gelmesinden bu yana Müslümanlara yönelik izlenen ayrımcı politikalar insan hakları ihlali seviyesini çoktan aşmıştır. Hindistan Parlamentosu'ndan 11 Aralık 2019'da kabul edilen 2019 Vatandaşlık (Değişiklik) Yasası, anayasanın 'adalet ve eşitlik' ilkesine en büyük darbeyi vurmuştur. Bu kanun ile Afganistan, Bangladeş ve Pakistan'dan Hindistan'a gelen Hindu, Sih, Budist, Jain, Parsis veya Hıristiyanlar 'zulüm gören dini azınlıklar' olarak tanımlanarak Hindistan vatandaşlığının verilmesinin önü açılmıştır. Müslümanlar ise bu kanuni düzenlemeden hariç tutulmuş ve Müslümanlara yönelik ayrımcılık resmiyet kazanmıştır.

15 Mart 2022'de ise Karnataka Yüksek Mahkemesince, hükümetinin Müslüman kadınların eğitim kurumlarında başörtüsü takmalarına kısıtlama getiren kararnamesi onanmıştır. Böylelikle Müslümanlara yönelik devlet eliyle yürütülen politikalar sistematik taciz ve işkence seviyesine ulaşmıştır. 

Hindistan'da iki yüz milyonun üzerinde Müslüman yaşamaktadır. Gelinen noktada Hindu çeteler tarafından Müslüman kadın ve erkeklere yönelik yapılan taciz ve saldırılar yetmezmiş gibi, Hindistan güvenlik güçlerinin Müslümanlara yönelik işkence görüntüleri yüreklerimizi dağlamaktadır. 

Bugün Hindistan'da Müslümanların ibadetlerine kısıtlamalar getirilmekte, camilerimiz tahrip edilmekte, çocukların İslami eğitimlerine engeller konulmakta, bacılarımızın tesettürüne el uzatılmakta, Müslüman kardeşlerimizin malları gasp edilmekte ve canlarına kast edilmektedir.  Kısacası Hindistan hükümeti Müslümanları asimetrik psikolojik terörün tüm yönleri ile kıskaca alınmış durumdadır.

Hindistan Başbakanı Modi'nin Partisinin üst düzey yetkililerinin Peygamberimiz Hazreti Muhammed ve eşi Hazreti Aişe validemize karşı hakaret içeren ifadeleri bardağı taşıran son damla olmuştur.

Kendi değerlerini savunmayanlar, adaleti ayağa kaldırmayanlar, Müslümanların izzet ve şerefini göz ardı edenler, İslam Birliği için çalışmayanlar, Yeni Bir Dünya idealine inanmayanlar elbet ahirette hesap vereceklerdir.

İslam ülkelerine yapılan çağrıda şöyle denildi:

"Çağrımız; İslam ülke liderlerinin derhal toplanmaları, ülke yöneticilerimizin bu işte öncü olmaları ve dünyada yaşanan zulümlere karşı beraber hareket etmeleridir. Hindistan'daki Müslümanların sıkıntılarının giderilmesi, özgürlüklerine ve insanca yaşama hakkına sahip olmaları için tüm gayreti sarf etmeleridir. Aynı şekilde medyamızın Hindistan'da yaşanan zulümleri tüm gerçekliği ile yansıtmaları, sivil toplum kuruluşlarının ülke yöneticilerine yapacakları her çağrı, sorumluluk alma ve safımızı gösterme açısından önemlidir.

Ey Müslümanlar! Ey Vicdan Sahibi Dünya Halkları! Hindistan'da Müslümanlara yönelik yürütülen sistematik devlet politikasına ve yapılan haksızlıklara karşı tepkinizi göstermek için daha neyi bekliyorsunuz?  Unutmayın! Bir sonraki aşaması soykırım ve etnik temizliktir! İslam ülke yöneticilerini ve vicdan sahibi dünya halklarını sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. " (İLKHA)