Bunlardan da Müslümanlar ve ümmet zarar görür. Kâfir ve münafıklar, milliyetçi duyguların dorukta olduğu ortamları iyi değerlendirirler. Öyle bir atmosfer oluştururlar ki bununla İslam'dan habersiz insanların İslam'a ve Müslümanlara düşman olmalarını sağlarlar…

Bismillahirrahmanirrahim

Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız sakın ayrılığa düşmeyiniz, Allah'ın size bağışladığı nimeti hatırlayınız. Hani bir zamanlar düşman olduğunuz halde O, kalplerinizi uzlaştırdı da O'nun bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Hani siz bir ateş kuyusunun tam kenarındayken O sizi oraya düşmekten kurtardı. Allah size ayetlerini işte böyle açık açık anlatır ki, doğru yolu bulasınız.” (Al-i İmrân, 103)

“…Birbirinize hased etmeyiniz, birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz, birbirinize buğz ve düşmanlık da etmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, birbirinizle kardeşler olunuz.” (Buhârî)

Aklıselim hareket etmeyi bir tarafa bırakarak milli duygularının tesiriyle hareket eden insanlar; söylemlerinde ve kararlarında sağduyuyu kaybeder, söylem ve tavırlarında tahrik edici olurlar. Nihayetinde kendilerine, topluma ve genel olarak da insanlığa zararlı hale gelirler.

İslami hassasiyetleriyle bilinip söylem ve tavırlarında İslam'ın ve Müslümanların hesabını yapmayan, başka bir ifadeyle, İslami ölçüyü unutan şahıslar için de bu böyledir. Bunlardan da Müslümanlar ve ümmet zarar görür. Kâfir ve münafıklar, milliyetçi duyguların dorukta olduğu ortamları iyi değerlendirirler. Öyle bir atmosfer oluştururlar ki bununla İslam'dan habersiz insanların İslam'a ve Müslümanlara düşman olmalarını sağlarlar. Yakın tarihimizde bunun örneklerini çok yaşadık.

Irak Kürdistan'ında yapılan bağımsızlık referandumundan dolayı bazı Müslüman yazar ve aydınların sergiledikleri milli reflekslerin aksül amel ederek karşı tarafta milliyetçilik damarlarının kabarmasına ve dindar olarak bilinen insanların dahi Müslümanlardan uzaklaşmasına neden olduğunu belirtmek isteriz. Sıfatı ne olursa olsun her Müslümanın söylemlerine ve eylemlerine dikkat etmesi gerekir.

Yapılan referandumla ilgili yazan, konuşan ve sosyal medyada paylaşımlarda bulunan kardeşlerimiz genelde ölçülü olmakla beraber çok az sayıda da olsa duyguları akıllarının önüne geçen kardeşlerimize bir hatırlatmada bulunmak istiyoruz. Hiç kimsenin yanlış tavır ve söylemleri bizi yanlış yapmaya ve yanlış söylemlerde bulunmaya sürüklememelidir. Hiddet anında söylenen sözler ve takınılan tavırlar bizi yanlışa sürüklememelidir.

Kuvvetli ve güçlü olmak; böylesi ortam ve şartlarda kendimize hakim olup İslami ölçüyü muhafaza etmektir. Rabbimizin emirlerine sarılmaktır, Peygamber efendimizin sünnetine sarılmaktır.

Ölçüyü yakalamanın ve işimizin zorluğu burada kendini gösteriyor. Tüm yıkıcı tahrik ve tahkirlere rağmen kendimizi kaybetmeden İslami ölçüyü korumalı, İslami çizgimizi muhafaza etmeli, söylem ve tavırlarımızı buna uyarlamalıyız. Bir anlık bile olsa duygularına kapılmış kardeşlerimiz şeytan ve dostlarının tezgâhlarından korunmak için gayret sarf etmelidirler.

Şeytan ve dostları Müslümanlara darbe vurmayı ve zarar vermeyi hedef haline getirdiklerinden her zaman yaptıkları gibi bugün de şeytani hile ve oyunlarla karşımıza çıkmışlardır. Aynı şekilde yarın da çıkacaklardır. Ensar'dan Evs ve Hazreç gençlerinin birbirlerine girmesine sebep olan Yahudi'nin yaptığı gibi hareket ederek kirli hedeflerine ulaşmaya çalışacaklardır. Ashapta bile olsa, nihayetinde insan olmaları hasebiyle damara basıldığında kimi zaman kabilevi, kavmi ve milli duygular harekete geçebilmekte, yanlış bir pozisyona düşmeye ve zarar görmeye neden olabilmektedir.

Yanlış yapanların yanlışları ve uygunsuz çıkışları inşallah bizi yanlışa sürüklemez. Rabbimizin yardımına sığınarak kendimizi ve kardeşlerimizi her türlü tehlikeye karşı korumaya çalıştığımız gibi bu fitneye karşı da kendimizi hak yol üzerinde ve adalet ölçüleri içinde tutmaya çalışacağız. Aksi halde Rabbimiz nezdinde kaybetmiş oluruz. Onun nezdinde kaybedersek dünyamızı kaybedeceğimiz gibi Allah korusun, ahiretimizi de kaybedenlerden oluruz.

Duygusal bir ortamda haklı bazı hususları savunurken hiddete gelip bazılarının yanlışlarını savunma durumuna düşmeyelim. Hiçbir şey kendilerine haksızlık yapılan kesimlerin yanlışını, gayri İslami yaşantı ve ilişkilerini görmeye engel olmamalıdır. Yani herkese ve her olaya karşı söylem ve tavrımız İslam dairesi içinde olmalıdır.

Bütün bunlarla beraber Müslüman bildiğimiz yazarların, hatiplerin, idarecilerin söylem ve tavırlarının, netice itibariyle İslam'a ve Müslümanlara zarar verdiğini/vereceğini hissedersek onları yanlış söylem ve tavırlarından dolayı hikmetle uyarmaya devam edeceğiz inşallah.

Hangi şart ve konumda bulunursak bulunalım ölçümüzün Kur'an ve sünnet olduğunu özellikle belirtmek isteriz. Bütün insanlar aykırı bir söylem ve tavır içinde bulunsalar bile, İslami ölçümüzü muhafaza etmeli, bu ölçünün çiğnenmesine yol açacak en küçük bir tutum içerisinde bulunmamalıyız. Bu çerçevede zarar da etsek, İslami duruşumuzdan en küçük bir taviz vermemeli ve İslam dairesinin dışına çıkmamalıyız. Yanlış yapan ve İslami ölçüyü çiğneyen kardeşlerimize hikmetle yaklaşmalı, nasihat ederek ve öğüt vererek hakikati görmelerini sağlamalıyız.

Bize göre bazen yanlış yapan ve yanlış söyleyen Müslümanlarla da gereksiz tartışmalara ve çekişmelere girmemeli, böylesi bir ortamın oluşmasına müsaade etmemeliyiz. Bu yöndeki çıkışların faydadan çok zarar getireceğini unutmamalıyız. Müslümanlar arasındaki tartışma ve çekişmelerin, şeytan ve dostlarının oyun ve hilelerini sergilemelerine zemin hazırladığının bilincinde olmalıyız.

Rabbim bizi, doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi hidayet üzere sabit kılsın, bizi rahmeti ile kuşatsın.

Allah'a emanet olun.

Başyazı | İnzar Dergisi |