Ali Erbaş, bugün dünyanın savaşlar, yoksulluk, terör eylemleri, ümitsizlik gibi devasa sorunların kuşatması altında tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığına şahitlik edildiğini anlatarak, şöyle devam etti:
"Yeryüzü, İslam'ın aydınlık ilkelerine, paylaşım ahlakına, kardeşlik hukukuna her zamankinden daha çok muhtaçtır. Bu değerleri insanlıkla tanıştırmak ise elbette Müslümanların, ilim adamlarımızın, dini teşkilatlarımızın sorumluluğudur. Müslümanların, eğitimden sanata, ekonomiden psikolojiye kadar bütün alanlarda yeryüzündeki herkese umut olacak cümleler kurması, teklifler ve vizyon ortaya koyması gerekir. Bunun için Türk devletleri dini teşkilatları olarak yaptığımız bu çalışmaları çok önemli bulduğumu ifade etmeliyim."

İslam’ın rahmet ilkeleriyle yeryüzüne umut olması gereken Müslüman dünyasının da ciddi problemlerle karşı karşıya kaldığının altını çizen Erbaş, "Bugün, İslam toplumları, içtenlik ve samimiyetle bir araya gelerek kendi sorunlarını müzakere etmek zorundadır. Zira Müslümanların kendi aralarındaki dağınıklığı neticesinde, İslam'ın evrensel insanlık ilkeleri de sahipsiz kalmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Erbaş, "Coğrafyamızın en hayati ve acil sorunlarının başında; İslam’ın istismarı geliyor, dinin kötü temsili geliyor. Bilgiden, hikmetten, sanattan, zarafetten yoksun; kaba, dışlayıcı, şekilci, sloganist bir yöntemle ortalıkta dolaşanlar İslam’ın hayat veren ilkelerini gölgeliyor." diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, şunları kaydetti:

"Zira tam bir ikiyüzlülükle kendini profesyonel şekilde kamufle etmektedir. Bu sadece Türkiye’nin iç meselesi değildir. Tüm İslam coğrafyasında bir fitne ve istismar hareketidir. Emperyalistlerin hesabına hareket eden bir ihanet şebekesidir. Dünya Müslümanlarının yüzde 99'u bu örgütün hain emellerinin farkına varmış ve gerekli tedbirleri almıştır. Ancak bir iki yerde halen bu terör yapısıyla arasına mesafe koymayan, tavrını açıkça ifade edemeyen kişi ve kurumların varlığı dikkat çekmektedir. Açıkça ifade etmeliyim ki, bizim FETÖ ile hareket eden hiçbir kişi ve kurumla beraber çalışmamız mümkün değildir. Bu, Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Bu yapıya müsamaha göstermek bilgisizlikten kaynaklanıyorsa gaflet, bilinçli yapılıyorsa ihanettir.”