Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdü li’llahi Rabbi’l-Âlemîn.Ve’s-Salâtu ve’s-Selâmu alâ Seyyidi’l-Mürselîn.

Aziz Kardeşlerim!

Mübarek Ramazan ayındayız. Ramazan her sene bin bir nimetle gelir, sayısız rahmetle, bereketle gelir. Ramazan her sene bize yeni bir can verir, yeni bir ruh üfler. Sevinç getirir, huzur getirir, güven getirir. Ramazan, öyle bir imkân, öyle bir nimet, öyle bir rahmet ki, hüznümüzü sevince, mahrumiyetimizi rahmete, muhasaramızı muhasebe ve özgürlüğe dönüştürebilir. Yeter ki biz kendimizi, ruhumuzu, kalbimizi onun şifalı ellerine bırakalım. Yeter ki onun her sene bize yeniden getirdiği Kur’an’ın iklimine, Kur’an ve sünnet tarafından belirlenen zengin programına harfiyen uyalım.

Değerli Kardeşlerim!

Ramazan, müminler için bir aylık ilahî bir mekteptir. Bir okul, bir üniversitedir. Okul için seçilen zaman Kur’an’ın nazil olduğu aydır. kalbinde Kur’an vardır. Ve bu Mektebin muhteşem bir programı, yüksek bir gayesi vardır.

Mektebin programında Kur’an’dan sonra mükafatı Allah’la insan arasında bir sır olan oruç vardır. “Oruç benim içindir ve onun mükâfatını ben veririm.” (Buhârî, Tevhîd, 35)

Mektebin programında insanın Rabbine en yakın vakit olan iftarın sevinci vardır.

Oruçlunun iki sevinci vardır. Biri iftar vaktindeki sevinci,

diğeri de Rabbi ile buluştuğundaki sevinçtir. (Buhârî, Savm, 9; Müslim, Sıyâm, 163) Bu programda sahurun bereketi vardır. “Sahura kalkın. Çünkü sahurda bereket vardır.” (Buhârî,Savm, 20; Müslim, Sıyâm, 45) Teravihin huzuru vardır. Teravih, rahatlamadır. Kur’an’la namazla rahata ve huzura ermektir. Bu Mektepte infak vardır, sadaka vardır. Rahmet yüklü rüzgâr gibi cömert olmak vardır. Bu Mektepte varlığımızın sadakası fıtır vardır. Bu Mektepte Kur’an’ı bize getiren gece, bin aydan daha hayırlı, bir ömre bedel, gözlerden gizli, gönüllere aşikâr, gecelerin imamı Kadir Gecesi vardır. Bu Mektepte mukabelenin sevabı, imsakın sabrı, itikâfın sükûnu vardır. Bu Mektepte gündüzün sıyamı, gecenin kıyamı vardır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bu Mektepte sadece midenin orucu yoktur. Gözün orucu, dilin orucu, kulağın orucu vardır. Aklın orucu, kalbin orucu vardır. Oruç, yemek vakitlerini değiştirmekten ibaret değildir. Bu Mektepte kötü söz yoktur. Yalan yoktur. İftira yoktur. Dedikodu yoktur. Gıybet yoktur. Eğri büğrü konuşmak yoktur. Bu Mektepte kalp kırmak yoktur. Bu Mektepte gönül yıkmak Kâbe’yi yıkmak kadar günahtır. Bu Mektepte haram lokma yemek yoktur. Komşusu açken tok yatmak yoktur. Bu Mektepte malayani yoktur. Anlamsız, beyhude şeyler yoktur. Bu Mektepte yüreğin rikkatini yok eden kin yoktur. Kalbin inceliğini ortadan kaldıran öfke yoktur. Yürekleri işgal eden intikam yoktur. Bu Mektepte kalbin yüceliğini alıp götüren kibir ve gurur, “gillu ğîş” yani aldatma tutkusu yoktur. Bu Mektepte servet ve şehvet tutkusu yoktur. Kendisinden başkasını yok sayan bencillik yoktur. Bu Mektepte sataşana karşılık vermek yoktur. Resulullah’ın talim buyurduğu gibi “Ben oruçluyum”, diyerek geçip gitmek vardır. (Buhârî, Savm, 2)

Değerli Kardeşlerim!

Dijital devrimle birlikte dünyada âdeta sanal bir ekran dünyası kuruldu. Ve hepimiz o dünyanın önünde pasif birer izleyiciye birer seyirciye dönüştük. Görsel idrakin egemenliğine mahkûm olduk. Görsel idrak egemen olunca aklın idraki zayıflar ve kalbin idraki ölür. Ramazan’ın rahmet ikliminde dirilmeye çalışırken bunun farkında olalım. Sadece dillerimize değil, ellerimize de oruç tutturmalıyız. Bu dünyanın sanallığına aldanıp sözün şehvetine hem de yazıya dönüştürerek kapılmayalım. Klavyelerimizle birbirimizin yüreğini incitmemeliyiz. Gelin, güzel sözü sadaka sayan, dilinden emin olmayı Müslümanlığın şartları arasında gören bir Peygamber’in ümmeti olduğumuzu bir kez daha gösterelim.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bu Mektep bize unuttuklarımızı hatırlatır. Kaybettiklerimizi buldurur. “Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimselerden” (59/Haşr, 19)

olmamak için bize kendimizi, rabbimizi hatırlatmaya gelir. İnsanın en büyük zaafı unutmaktır. İnsanın en büyük isyanı nisyan iledir. İnsan kendini unutur, Rabbini unutur. Eşini, çocuklarını unutur. Ramazan bütün unuttuklarımızı bize hatırlatır. İnsanın en büyük kaybı nedir, biliyor musunuz? İnsanın en büyük kaybı anlam kaybıdır. Varlığının, varoluşunun anlamını, manasını, hikmetini kaybetmesidir. Her yıl gelen Ramazan bize bu manayı, bu hikmeti, bu anlamı yeniden kazandırır.

Aziz Kardeşlerim!

Ramazan Mektebinin en büyük gayesi hürriyettir, özgürlüktür. İnsana hür bir irade kazandırmaktır. İnsanı insan kılan iradedir. İrade göklerin, yerin ve dağların almaktan çekindiği, insanın yüklendiği büyük emanettir. (33/Ahzâb, 72) İşte Ramazan Mektebinin en büyük gayesi, insanı arzu ve hevanın boyunduruğundan, tutkularının esaretinden kurtarıp arındırmak ve özgür bir iradeye sahip olmasını sağlamaktır.

Her gün ailece özel saatimiz, vaktimiz veya dakikalarımız olsun. İbadet vaktimiz bellidir. Teravihi birlikte kılalım. Okuma vaktimizde Kur’an, siyer, hadis veya insanın varlığını, vahyi anlamamızı sağlayan her şeyi okuyabiliriz. Tefekkür vaktimiz ve dua vaktimiz olsun. Duanın özel vakti ise iftar vaktidir. İftar vakti secde anı gibi insanın rabbine en yakın olduğu bir vakittir.

Değerli Kardeşlerim!

Sözlerimi Ramazan kelimesinin işaret ettiği dua ile bitirmek istiyorum.

Unutmayalım bütün kolaylıklar, zorlukların tarlasında ekili birer tohumdur. Rabbim, sadece bizleri değil bütün insanlık ailesini Ramazan’ın şifalı elleriyle kurtuluşa erdirerek bayrama kavuştursun. Ramazan, ruhlarımızı donatsın, aydınlığını gönüllerimize, bilhassa genç gönüllere salsın. Yüreklerimizde, kalplerimizde derin izler bıraksın. Ramazan, bizleri bozulandan, kokandan, çürüyenden uzaklaştırıp yüzümüzün akıyla bayrama erdirsin.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Allah’ın rahmeti, bereketi, mağfireti, nusreti üzerinize, üzerimize olsun.

Allah’a emanet olun.

Prof. Dr. Mehmet Görmez İslâm Düşünce Enstitüsü Başkanı