Ramazan ayında eda edilen teravih namazlarına büyük bir sevinçle gelen çocukların yaptığı gürültülerin caminin süsü olduğunu söyleyen İl Müftüsü Çelik, cami cemaatinin, çocukları ömür boyu etkileyecek davranışlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Cami cemaati ya da imamın çocuklara kaba ve sert üslubunun çocuğun hayatının başından sonuna kadar büyük travmatik sonuçlar doğurabileceğini ve çocuğun ömür boyu camiden kopma ihtimali olduğuna dikkati çeken Çelik, çocuklara daha yumuşak davranmalı ve onları namaza alıştırmak için Ramazan ayını bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Mardin İl Müftüsü Ali Hayri Çelik

Çocukların cıvıltı ve seslerinin olmadığı camilerin geleceğinin olmadığını belirten Çelik, dini değerleri ve inancımızı genç nesillere aktarılmadığı takdirde bu inanç ve değerlerin yaşayabilecek bir beden bulamayacağını ifade etti.

"Teravih namazı çocuk cıvıltılarıyla daha da güzelleşir"

Ramazan ayının çocuklara dini ve ahlaki değerleri aşılamak için büyük bir fırsat olduğunu belirten Çelik, "Ramazan'ı şerif; kültürümüzü, değerlerimizi, inancımızı yeni nesillere, çocuklara ve gençlere aktardığımız önemli aylarımızdandır. Çocuklarımızın oruçla, namazla tanışması Ramazan'ı şerif içerisinde daha etkin bir şekilde gerçekleşiyor. Çocuklarda kendilerini ispat etme, olgun bir insan olduğunu gösterme adına oruç tutmayı, sahura kalkmayı, büyüklerle birlikte teravih kılmayı çok isterler ve severler. Geleneğimizde de çocukların teravih namazına katılmaları vardır. Teravih namazı çocuk cıvıltılarıyla daha da güzelleşir. Eğer bir camide çocukların sesleri, cıvıltıları teravih namazında gelmiyorsa o yerde teravih namazının sürdürülebilirliği açısından tehlike vardır. Zira biz, yaşadığımız dini değerlerimizi, inancımızı genç nesillere, yeni kuşaklara aktaramazsak o inanç ve değerlerimiz yaşayabilecek bir beden bulamaz." dedi.

Salgın nedeniyle iki yıldır camilerde teravih namazı kılınamadığını bu nedenle çocukların cami ve namaz ahlakını unutabileceğini söyleyen Çelik, cami cemaatine önemli uyarıda bulundu.

Çelik, "İki yıllık boşluktan sonra çocuklar babaları, amcaları ve dedeleriyle hayatlarında camii olduğunu keşfettiler. Tabi bu arada caminin fonksiyonunu da unuttular. Camide konuşulmaması gerektiğini, camii ahlakını, cami adabına karşı belki bilgilendirilmedi. Bu nedenle çocukları kırmamalı, azarlamamalı ve kızmamalıyız. Zira camide bir büyüğümüzün, amcamızın, cemaatin çocuklara karşı kaba davranışı o çocuğun ebedi olarak hayatının sonuna kadar camiye düşman olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir." ifadelerini kullandı.

 

Camilerde yaşanan olayların belli yaşlara kadar hatta ömür boyu cami düşmanlığına giden bir travmaya dönüştüğüne dikkat çeken Çelik şöyle devam etti:

Bunun en güzel örneği Cem Karacadır. Karaca, rahmetli olmadan önce bir röportajında, '7 yaşında camiden kovuldum, 70 yaşında dönebildim' dedi. Kendisi hatıralarında anlatırken diyor ki, 'teravih namazına gelmiştim. Sağ ayağımda bir ağrı vardı ve toparlayamıyordum bu yüzden uzatmıştım. Bir amca gelip ağır hakaretler edince çıktım. 70 yaşına kadar camiye gelmedim.' 7 yaşında bir çocuk ve kendisi vasiyetinde de 'Beni tekbirlerle gömün.' diyor. Böyle bir sanatçının acı veren öyküsünü gördükten sonra hakikaten basit gibi gördüğümüz, 'çocuktur, bunların hafızası unutur, duygusal gönlü yoktur.' Diye çocukları azarlamak, onları hiçe saymak, onları adam hesabına koymamak bir çocuğun gönlünde, yüreğinde yaşanan en büyük travmadır.

"Tatlı dille uyarmak lazım, asla kaba kuvvet ve şiddet göstermememiz lazım"

Çocukların büyükleri gibi ciddi bir şekilde ya da uzun süre namazda duramayacaklarını bu yüzden de gürültü çıkarabileceklerine işaret eden Çelik, tatlı dille uyarmak gerektiğini ve asla kaba kuvvet, şiddet gösterilmemesi gerektiğini vurguladı.

Çelik, "Ama şuna da dikkat etmeliyiz. Çocuklarında çok fazla gürültü yapmalarına müsaade etmemek lazım. Çocukların safların arasına birer, ikişer alarak onların büyük adamlar gibi, babaları, abileri, amcalarıyla teravih namazı kılmalarını öğretelim. Şunu da unutmamak gerekir. Tabi ki çocuklar gülecekler, olgun adamlar gibi ciddi bir şekilde namazda durmayacaklar ama olsun. Onların o şekilde olması, caminin içinde bulunması, bizatihi caminin bereketidir. Melekler hem oradaki amcaların hem de oradaki anne babaların çocuklara sabırlarında, merhametinden dolayı defterlerine ilahi bir mükafat olarak yazacaklar.

Son olarak çocukların sosyalleşebileceği, namazı, orucu ve teravihi en iyi öğrenebileceği yerin camiler olduğuna değinen Çelik, "Elhamdülillah çocuklarımızla teravih namazı güzeldir. Onların cıvıltılarıyla teravih namazı bir anlam taşır. Çocuklarda namazı, orucu, teravihi akranlarıyla birlikte camiye gelerek tanımış olurlar. Bu anlamda kardeşlerimizden çocuklarını teravihe getirmelerini istiyorum. Teravih kültürüyle tanışmalarını istiyorum. Hem sosyalleşmeleri açısından hem de babalarının, atalarının dinlerini tanımaları açısından, yaşadıkları dinin insanlar neler kazandıklarını, aynı safta herkesin Allah nezdinde bir ve eşit olduğunu görmeleri ve o rahmet ayının güzelliklerini içlerinde hissetmeleri için teravih namazının güzel bir fırsat olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu. (İLKHA)