Aile mefhumunu hiçe sayan birçok dizi ve “gündüz kuşağı” programı toplumda çok ciddi tahribatlara neden oluyor. Toplumu ifsat eden programların yayınlarına devam etmesi ve göstermelik bazı cezalar alması kamuoyunda büyük tepkilere neden oluyor.

Türkiye’de son dönemlerde artış gösteren boşanma davaları, aile içi sorunlar, geç evlilikler ve şiddet gibi sorunların arka planında topluma bilinçaltında ahlaksızlık yayın ve program yapan bazı televizyon kanallarının olduğu belirtiliyor.

 

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) 6112 sayılı Yasa'da yer alan yayıncılık ilkelerini ihlal ettikleri nedeniyle söz konusu programları yayınlayan kanallara zaman zaman toplum ahlakına aykırı ve aile değerlerini hiçe sayma gerekçesiyle idari para cezası verse de kanallar aynı programları yayınlamaya devam ediyor.

Gündüz kuşağında yayınlanan programlar her geçen gün artarken ahlaksızlığın had safhaya çıktığı bazı televizyon programları ve diziler, toplum için büyük bir tehlike arz ediyor. Birçok sahnesi yasak olması gereken, toplumun maddi ve manevi değerlerine aykırı programların engellenmemesi toplumun sert tepkisine neden oluyor.

Fuhuş ve çarpık ilişkiler gibi ahlaksızlıkları sık sık veren, toplumun dini, kültür ve örfi değerlerini hiçe sayan söz konusu program ile dizilerin yasaklanmasını isteyen sivil toplum kuruluşu yetkilileri, ahlaksız programlara son verilmesini isteyerek yetkilileri göreve davet etti.

Sanat adı altında televizyonlarda yayınlanan dizilerdeki ahlaksız ilişkilerin, toplumun ahlak anlayışını zedelediğini ve aile kurumunu hedef alıdğını dikkat çeken sivil toplum kuruluşu yetkilileri, televizyon yayınlarını denetlemekle görevli olan RTÜK'ü göreve çağırdı.

Her geçen gün toplumun manevi yapısını hedef alan RTÜK'ün bu yayınlara nadiren ceza uygulamasına tepki gösteren sivil toplum kuruluşu yetkilileri, ahlak dışı programların toplum üzerinde ve özellikle de çocuklar ile gençler üzerinde olumsuz etki bıraktığına dikkat çekti.

Toplumun hiçbir değeri ile uyuşmayan söz konusu dizi ve programların yasaklanmasını isteyen sivil toplum kuruluşu yetkilileri, yoğunlukla kadınlara hitap eden programların manevi ve ahlaki temelleri derinden sarstığını ifade ettiler.

Mil Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tahiroğlu, Türkiye’de yayınlanan programlar, diziler ve filmlerin ciddi anlamda aileyi hedef aldığına dikkat çekti.

Türkiye’de toplumu yozlaştırıcı programların sayısının her geçen gün artığına dikkat çeken Tahiroğlu, “Bunlara da ‘program’ deniliyor. Bana göre bunlar programdan ziyade densizliktir. Ahlaki yozlaşmaya doğru gidiliyor. ‘İslami bir hayat, toplum ve gençlik’ diyoruz ama biz televizyonlarda sabah kuşağına baktığımızda rezalet diz boyu. ‘Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman’ dediğimiz halde Müslümanlığın tam zıttı ahlaki yozlaştırıcı programların her geçen gün sayısı artıyor.” dedi.

“RTÜK; programlara verdikleri cezaların Danıştay’dan geri döndüğünü söyledi”

Toplumun hiçbir değeri ile uyuşmayan söz konusu diziler ve programlar nedeniyle halktan çok sayıda şikayet aldıklarını belirten Tahiroğlu, “Halk haklı olarak ‘diyanet nerede? Televizyonlardaki bu ahlaksız programlardaki rezillik nedir?’ diye soruyorlar. Tabi biz sendika olarak bunun mücadelesini yapıyoruz. RTÜK ziyarette bulunduk. ‘Bu rezalet nedir?’ diye sorduk. Kendileri de bize bu yönde kendilerine çok sayıda şikayet geldiğini ifade etti. Bu programlara verdikleri cezaların Danıştay’dan geri döndüğünü söylediler. Bir nevi kendilerinin de yapabilecekleri bir şeyin olmadığından bahsettiler. Dolayısıyla ‘biz kimi kime şikayet edeceğiz’ konuma geldik.” ifadelerini kullandı.

“Çocuklarımızı ahlaksızlığa özendiriyorlar”

Yayınlanan bu programlar aileyi ifsat ederek onarılması zor tahribatlara neden olduğuna dikkat çeken Tahiroğlu, “Bu programlarda ahlaksızlık diz boyu ve bizim çocuklarımızı ahlaksızlığa, namussuzluğa özendiriyorlar, sıradan bir konuma getiriyorlar. Bu ne ahlaksızlık, terbiyesizlik? Buna müsaade eden televizyon patronları ne yapmak istiyor? Bu ülkeyi nereye götürmek istiyorlar. Bu yeni nesli ve genç beyinlere ne yaşatmak istiyorlar? Sonra ‘Z kuşağı’ diye yakınıyoruz. ‘Z kuşağı’nın hiçbir suçu yoktur. İlk önce biz kendimize bakalım, kendimizi düzeltelim. Bizler kendimizi düzelttiğimizde ‘Z kuşağı’nın da düzeleceğini düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

“Gençliğe sahip çıkmamız gerekiyor”

RTÜK’ün verdiği cezaların yetersiz olduğunu ifade eden Tahiroğlu, “Buradan yetkililere ve hükümete sesleniyorum; gelin bu ahlaki erozyona son verelim. Şu anda 6,5 milyon ‘Z kuşağı’ dediğimiz genç var. İl il gezip gençlerle şarkı söylemekle bir yerlere varılmaz. Dolayısıyla ahlaki yapımızı korumamız ve gençliğe sahip çıkmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Peygamber Sevdalıları Vakfı Gaziantep Temsilcisi Mehmet Taş ise “gündüz kuşağı” programları ve bazı dizilerin toplumun inancı ile değer yargılarını hiçe sadığını belirtti.

Söz konusu programların aileyi ve ailede de kadını hedef aldığına dikkat çeken Taş, “Özellikle isminin de ‘gündüz kuşağı’ olması dikkat çekicidir. Toplumun öğretmeninin anne olduğunu söylesek yeridir. Çünkü çocuklar ve toplum anne ile şekilleniyor. Bu anlamda annelerin ciddi anlamda vaktini alan bu ‘gündüz kuşağı’ programlarını irdelememiz gerekir. Bu programların toplumun ciddi anlamda ahlakını ve kültürünü bozan programlar olduğunu görüyoruz. RTÜK’ün ciddi bir şekilde bu programları dikkate alıp analiz etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bizler Türkiye toplumu olarak İslami bir yapıya sahip bir toplumuz. ‘Gündüz kuşağı’ programlarını incelediğimizde tamamı inancımızla ve değer yargılarımızla çelişen, inancımızı, değer yargılarımızı dejenere eden programlar olduğunu görüyoruz. Yani bu programları tehlikeli buluyoruz. Gençlerin, özellikle annelerin, kızlarımızın ve genç erkeklerin ahlaki yapısını bozduğunu çok rahat şekilde görebiliyoruz.” dedi.

“RTÜK’ün cezaları caydırıcı olmalıdır”

Söz konusu programların yasaklanması için RTÜK’ü göreve çağırdıklarını belirten Taş, “Bu programları incelediğimizde gençlerimizin ahlakı yapısını bozduğunu, gençlere şiddete sevk ettiğini çok rahatlıkla görebiliyoruz. Yani bu anlamda RTÜK’ün bu programları verebileceği cezaların en üst düzeyde olması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Aslında medya toplumu olumlu anlamda yönlendirmeli, topluma uyan, programlarının eğitici yönünde olması gerektiğini düşünüyorum. Toplumu ayrıştıran, toplumun ahlakı yapısını bozan bir yapıda olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Yetkililerin bu art niyetli insanların yaptığı çalışmaları dikkate alıp ciddi yaptırımlar uygulaması gerektiğini söylüyoruz, göreve çağırıyoruz. Bu programlar gençlerimizin, annelerin ahlakını bozuyor. Yine aile yapımızı bozuyor. Aile içinde huzur, birlik ve beraberlik kalmadı. İnsanların ahlaki ve düşünce yapısı değişti.” ifadelerinde bulundu.

“Bu programlar aileyi ve gençlerin ahlaki yapısını bozmaktadır”

Söz konusu “gündüz kuşağı” programlarında ve dizilerde ahlaksızlığın meşrulaştırıldığını belirten Taş, ailenin hedef alındığına dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bundan 30-40 yıl öncesine gittiğimizde, toplumu incelediğimizde bu kadar şiddet, bu kadar ailelerde boşanmaların olmadığını daha rahat görebiliyoruz. Günümüzde ise ‘gündüz kuşağı’ programlarının da etkisinin çok olduğunu da söyleyebiliriz. Bu programlar aileyi ve gençlerin ahlaki yapısını bozmaktadır. Hatta toplumumuzun inanç ve değerleriyle dalga geçmekteler. Bu programlar biz Müslümanları çok rahatsız ediyor. RTÜK’ün bu programlara vereceği cezaların en üst düzeyde olmasını da hatırlatıyoruz. Küçük cezalarla karşı taraf kendi programından vazgeçmiyor ve halen de yayınlamaya devam ediyor. Vereceğiniz ceza o programları ortadan kaldırmalıdır. Hatta medya kuruluşuna ‘siz toplumun yapısını bozuyorsunuz’ deyip kanal kapatmaya kadar gitmelidir. Kesinlikle sadece göstermelik küçük cezalarla yetinmemelidir.” (İLKHA)