90'lı yıllarda bölgedeki dindar halkı ve bilhassa âlimleri katleden PKK, kendilerine boyun eğmeyip karşı çıkan ve halkı irşad eden âlimleri özellikle hedef olarak belirledi.

Küçük yaşlardan itibaren medreselerde eğitim görmüş, birçok değerli âlimin yanında ders görmüş, son nefesine kadar sürekli ilim öğrenmiş, öğretmiş, halkı irşattan geri durmamış bir İslam âlimi olan Molla Fehim Yönden de PKK'nin katlettiği onlarca alimden sadece biriydi.

Yönden, halk tarafından sevilen, saygı gören, ilmiyle amil Peygamber varisi bir alim idi.

Tüm baskılarına rağmen boyun eğmediği PKK'li katiller tarafından 26 Haziran 1992 yılında bir ikindi namazı sonrası, akrabası Molla Halil'in evinin önünde bir PKK güruhunun 3 farklı silahla saldırması sonucu 15 kurşunla şehid oldu.

Şehid Molla Fehim Yönden, ardından gözü yaşlı bir eş ve 7 yetim bırakarak 37 yaşında şehadete kavuştu.

Şehadetinin 29'uncu yılında şehidin en büyük çocuğu Züheyir Timur, şehid babasını İLKHA muhabirine anlattı.

Babasının, İslam davası uğruna kanını akıtarak kurban olmuş diğer şehid kardeşleri gibi İslami bir mücadele içerisinde hayat sürdürdüğünü ifade eden Timur, şehid babasının Kur'an-ı Kerim'i sadece okumakla yetinmediğini, bilakis Kur'an-ı Kerim'i ve Sünnet-i Seniyye'yi hayatına tatbik ettiğini söyledi.

Şehid babasıyla gurur duyduğunu ifade eden Timur, babasının, Mersin'de İslami davanın oluşumuna öncülük ettiğini ve bundan dolayı da PKK'nin hedefi haline geldiğini aktardı.

 

"Tek tesellimiz babamızın mirası olan davasıdır"

Timur, babasının çok cesur olduğunu ve olay anında saldırgan katillere sırtını dönmediğine vurgu yaptı.

Saldırı anlarına anlatan Timur, "Babam kendisine ateş açan zavallıların üzerine doğru yürüdü. İlk hain kurşun babamın sırtına isabet etti. Sırtından yara alan babam, yüzünü saldırganlara döndü. Babamın sırtına bir, göğsüne 11, sol ayak diz kapağına 2, ön omuz kemiğine ise bir mermi isabet etti." ifadelerini kullandı.

"Babamın şehadet için yaptığı duanın gerçekleştiğine şahit oldum"

Babasının, "Ya Rabbi, Hazreti Hamza'nın şahadeti gibi bir şahadet bana nasip et. Ya Rabbi, Hazreti Hamza'nın göğsü İslam için nasıl yarıldıysa, benim de göğsüm yarılsın." şeklinde dua ettiğine şahitlik ettiğini belirten Timur, morga kaldırılan babasını gördüğünde onun yapmış olduğu duanın kabul edilmiş olduğuna da şahitlik ettiğini söyledi.

"Babam şehid olduktan sonra evin büyüğü olarak tüm sorumluluk bana kaldı"

"Biz babasız olarak büyüdük ve aile olarak çok zor imtihanlardan geçtik. Ben ailenin en büyük çocuğuydum ve babam şehid olunca ailenin tüm sorumluluğu bana kaldı. Babamızın olmayışı her zaman hissedildi ancak tek tesellimiz, babamızın mirası olan davasıdır. Babamın dünyevi olarak hiçbir mal varlığı yoktu. İnşaatçıydı ve çok fakirdi. Allah'a hamd olsun İslam davası çok değerli bir cevherdir." diyen Timur, aziz İslam davası için aziz insanların feda olması gerektiğini belirtti.

İslam davasının büyüklüğüne yaraşır, seçkin kişilerin bu uğurda şehid olabileceğini dile getiren Timur, "Bizim dönemimizin şehidleri tıpkı Bedir şehidleri gibidir. Eskiden insanlar kolay kolay cesaret edip İslam davasına sahip çıkamıyordu. İşte böyle bir dönemde babam ve dava arkadaşları mürted örgütü dinlemiyor, çalışmalarına devam ediyorlardı. Babam ve dava arkadaşları abdestli bir şekilde adeta kefenleriyle dolaşıyorlardı. Çünkü onlar şehid olduklarında abdestli olmayı arzuluyorlardı." dedi.

"Babam namazlarına ve diğer tüm ibadetlerine çok düşkündü"

Şehid babasının vasıflarını aktarırken güzel ahlakından örnekler sunan Timur, "Babam çok müthiş derecede Kur'an-ı Kerim tilavet ederdi. Onun sesini Kâbe imamlarının sesine benzetirlerdi. Davudi sesiyle insanları mest ederdi. Babam namazlarına ve diğer tüm ibadetlerine çok düşkündü. Babam çok alçakgönüllü biriydi, öyle ki küçük bir çocuk dahi ricada bulunsaydı babam onu kırmazdı. Babam, insanlara tepeden bakmazdı. İslam'ı anlatırken babamın şahsına hakaret olsa sineye çeker fakat İslam'a yönelik hakaret olsa karşılık verirdi." şeklinde konuştu.

Babasının inşaat işçisi olduğunu, evlerinin kirasını ödemekte dahi zorlandığı dönemde sürekli evinde misafir ağırladığını söyleyen Timur, "Babamın tek başına sofrada yemek yediğini hatırlamıyorum. Babam bana, 'Evladım, sofrana misafir davet edersen o yemeğin ahirette hesabı sorulmaz.' derdi." ifadelerini kullandı.

"Bu dava çok bedel ödenerek bugünlere geldi"

"Kimi şehid çocukları çocukluğunu yaşama imkanını bulurken, kimi şehid çocukları ise çocukluğunu dahi yaşayamadılar. Bir şehidin en büyük çocuğu, evin reisi olma ve babasının dava mirasını omuzlama gibi vazifeler nedeniyle çocukluğunu yaşayamaz. Ben de çocukluğunu yaşayamayan şehid çocuklarından birisiyim. Aile sorumluluğu üzerimize yığıldı." diyen Timur sözlerini şöyle sürdürdü:

Şehidler bir kayıp değildir. Şehidler bereketli bir tohumdur. Şehid, ailesinin ve davasının infakıdır. Şehid babam hiçbir zaman yolundan geri adım atmadı. Babam, Mersin'de cemaatleşme tohumunu atan birkaç kişiden birisidir ve babam onların da hocasıydı.

Şehid Molla Fehim'in ikindi namazı sonrasında, aynı günün yatsı namazı vaktinde de Susa Camii yarenlerinin şehadete eriştiğini anımsatan Timur, "Allah'a hamd olsun babam hak bir dava uğruna şehid oldu. Susa Şehidleri ve babam aynı günde, aynı dava için şehid oldu ve düşmanları da birdi." dedi.

Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Timur, şehidler vesilesiyle bugünkü güzel günleri yaşadığımızı unutmamaları ve şehidlerin davasına sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

Timur, "Bu dava çok bedellerle bugünlere geldi. Şehidlerimiz görevlerini yerine getirdi. Biz geride kalanlar da şehidlerin uğruna feda olduğu Kur'an ve sünnete sahip çıkmalıyız." ifadelerini kullandı. (İLKHA)