Mustafa Karakaş/Doğruhaber

“israil olmasaydı ABD bölgedeki çıkarlarını korumak için bir tane israil icat etmek zorunda kalacaktı”

ABD Başkanı Joe Biden’ın 1986 yılında ifade ettiği yukarıdaki sözler son günlerde tekrar gündeme geldi.

Aslında bu kısa cümle, denklemi o kadar güzel özetliyor ki!

Şimdi önce soru yağmuru başlasın… Hepimizin aklından geçen sorular:

Evangelist yani radikal Hristiyan olan ABD nasıl olur da Hz. İsa’nın katili olduklarını düşündükleri Siyonist fikriyatı ve rejimi bu kadar açıktan destekler?

ABD 2 milyar Müslüman ile 8 milyon Yahudi arasında nasıl oluyor da 8 milyonluk ufak tefek bir devleti tercih edebiliyor?

Bir defa bu kapitalist mantıkla izah edilebilecek bir durum değil! Çünkü kapitalizm kar ideolojisidir ve bu destek mantığı kapitalizme de aykırıdır? 2 milyarlık bir müşteri potansiyeli varken aklı başında hiç kimse 8 milyon müşterinin peşinde koşmaz. Neden? Neden böyle oluyor?

Evet oldukça önemli 2 soru!

Yani Amerika’nın desteği hem dini hem de ekonomik gerekçelerle anlamsız...

İyi bir Hristiyan peygamberine karşı Romalı putperestlerle ittifak kurmuş olan bir siyon anlayışını nasıl kabul edebilir?

İyi bir tüccar 2 milyar genişliğinde bir müşteri potansiyelinden nasıl vazgeçebilir?

Elbette bu 2 sorunun cevabını kısa bir makaleye sığdırmak zor.

Dileyen videodan faydalanabilir.

Ama mesele Siyonist rejimin oynadığı rol ile alakalı.

Siyonist çetenin varlığı İslam ümmetinin enerjisinin harcanma noktasına dönüştü.

Müslümanlar, işgal altındaki Kudüs ve Filistin meselesini halledemediği, bu zehirli uru temizleyemediği için kendi iç sorunlarına da eğilemiyorlar.

Çünkü kendi iç sorunlarına eğildiği an tekrar İslam Dünyasının yükseliş ve dünyaya rahmet dağıtma dönemi başlayacak.

Tıkanmış olan ve uzun süredir kendini tekrar eden Batı Medeniyetinin vahiysizlik kaynaklı boşluğunu dolduracak ama siyonizm buna izin vermiyor.

Siyonist rejim ümmet fikriyatının ve Müslümanca yaşam modelinin genişlemesini engelliyor.

Sekülerizmin yeryüzüne dikte ettiği yaşam şekline alternatif üretebilecek tek düşünce/mekanizma İslam’dır.

Küreselcilerin reklam/faiz düzenine alternatif sunabilecek yegane güç İslam düşüncesi ve dünyasıdır.

Batı'nın tek tipçi yaşam şekline karşın çok kültürlü, çok dilli ve çok inançlı bir yaşama ortam hazırlayan yine İslam’dır.

Müslümanların özlerine dönüp başını ABD’nin çektiği Dünya Düzenine karşı alternatif oluşturmalarını engelleyen ise acı ama gerçek israildir.

Çünkü enerjimizi tüketiyor.

Biden işte bundan dolayı ta 1986 yılında böyle bir oluşuma neden ihtiyaç duyulduğunu ifade etmiş.

Biz meseleyi genelde “Amerika olmasaydı israil olmazdı” diye okuyoruz belki de durum tam tersidir.

Belki de israil olmasaydı Amerikan yaşam tarzına karşı bir alternatif oluşmuştu.

Mısır’da darbe yapılmamış olsaydı belki de elindeki eğitimli insan potansiyeli ile İhvan-ı Müslim’in şairin deyimi ile “Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı /Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı” beytini gerçekleştirmişti.

Evet kısa vadede büyük Şeytan Amerika, siyonist rejimi koruyor ama asıl hedefler noktasından bakılırsa -moda deyimle büyük fotoğrafa bakılırsa- işgal rejimi enerjimizi tüketerek seküler/hazcı/faizci bu sistemin ayakta durmasını sağlıyor.

Alternatif üretebilecek olan İslam dünyasını oyalayarak Batı medeniyetine nefes aldırıyor.

Muhtemelen Biden 1986’da işte buna işaret ediyordu.