Bu sürede, terör örgütlerinin merkezi haline gelen Suriye'ye en fazla yardım Türkiye tarafından yapıldı.

Bölgede barış ve huzur ortamının sağlanması için önemli adımlar atan Türkiye, bölgenin düzelmesi için çalışmalarına devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç savaşın 10. yılında ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg'e makale yazdı.

BATI'NIN ÖNÜNDEKİ 3 SEÇENEK
Batı'nın önünde üç seçenek olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bugün Batı için üç seçenek var. Birincisi, Suriye'de daha fazla masum insanın hayatını kaybetmesini kenardan izlemek. Bu sadece Batı’nın ahlaki iddialarını baltalamakla kalmayacak, aynı zamanda yeni tehditler, terörizm ve düzensiz göçe yol açarak uluslararası güvenliğe ve Avrupa'nın siyasi istikrarına zarar verecektir.

İkinci seçenek, kalıcı bir çözüm geliştirmek için gerekli askeri, ekonomik ve diplomatik önlemleri almaktır. Batılı liderlerin, 10 yıldır bu doğrultuda ciddi bir çaba sarf etmedikleri için, böyle niyetleri olduğuna inanmak için hiçbir nedenimiz yok.

Üçüncü ve en mantıklı seçenek, varıyla yoğuyla Türkiye'nin arkasında durmak ve Suriye'de minimum maliyetle ve maksimum etkiyle çözümün bir parçası olmaktır."

"SURİYE'DE MİLYONLARCA HAYAT KURTARDIK"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaleme aldığı makalede şu ifadeler yer aldı;

"Geçen yıl bu zamanlarda, Türk ordusu İdlib'e yönelik saldırıyı durdurmak ve masum insanların yerlerinden edilmesini ve öldürülmesini önlemek için Suriye rejimine ait noktaları vurdu. Milyonlarca hayat kurtardık.

O dönemde Türkiye’den övgüyle söz eden ülkeler, kısmen koronavirüs salgını nedeniyle Suriye’deki insani krizi çabucak unuttu. İç savaş, Batı’nın bir sonraki vicdan krizine kadar dünün haberi olmaya devam etti.

"TÜRKİYE'YE SAMİMİ BATI DESTEĞİNE BAĞLI OLDUĞUNA İNANIYORUM"
Şimdi, demokrasi, özgürlük ve insan hakları söz konusu olduğunda, insanlığın Suriye'deki eylemleri samimiyetimizin nihai ölçüsü olacak. Bölgede barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesinin Türkiye'ye samimi ve güçlü Batı desteğine bağlı olduğuna inanıyorum.

Suriye ayaklanmasının 10. yıldönümünde, öldürülen ve işkence gören yüzbinlerce insanı ve yerlerinden edilen milyonları hatırlamalıyız. Hepsi demokrasi, özgürlük ve insan hakları talep etti. Esad rejimi ve destekçilerinin bu meşru talepleri ortadan kaldırma çabaları, terörizm ve düzensiz göç de dahil olmak üzere korkunç sonuçlara yol açtı.

"TÜRKİYE'NİN POZİSYONUNUN TUTARLI OLDUĞUNU SÖYLEMEKTEN GURUR DUYUYORUM"
Pek çok ülke, çeşitli nedenlerle veya bahanelerle Suriye meselesine dahil oldu, ancak trajedinin çıkış noktasını gözden kaçırdılar. Sonunda, Orta Doğu'nun en önemli ülkelerinden biri, sonu gelmeyen bir katliamın ortasında terk edildi.

Suriye iç savaşı başladığından beri Türkiye’nin pozisyonunun tutarlı olduğunu söylemekten gurur duyuyorum. Türk halkı, tüm Suriyelileri temsil edebilecek bir siyasi sistem oluşturmanın barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesinin anahtarı olduğuna inanıyor. Suriye halkının insan onuru talebini karşılamayan planları reddediyoruz; bu tür seçenekler krizi yalnızca derinleştirecektir.

"SURİYE'DE TERÖRİSTLERE KARŞI BİRLİK KONUŞLANDIRAN İLK ÜLKE OLDUK"
Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine saygı duyulmadığında barışçıl ve kalıcı bir çözümün imkansız olacağını vurguluyoruz. Son 10 yılda, hükümetim açıklamalarını eylemle destekledi. Milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapmanın yanı sıra Türkiye, DEAŞ başta olmak üzere Suriye'deki terörist gruplara karşı askeri birliklerini konuşlandıran ilk ülke oldu.

Terör örgütlerinden kurtarılan bölgelerde güvenli bölgeler oluşturduk, ülkede yeni umutlar meydana getirmek için gerekli tüm adımları sabırla ve kararlılıkla attık. Ne yazık ki, yerel ortaklarımız DEAŞ'ı ve başka bir terör örgütü olan PKK'yı yenmek için fedakarlıklarına rağmen koordineli bir karalama kampanyasının hedefi oldular.

"BARIŞ VE İSTİKRAR ADALARI HALİNE GELDİ"
Türkiye'nin yerel ortaklarıyla iş birliği içinde oluşturduğu güvenli bölgeler, Suriye'nin geleceğine olan bağlılığımızın kanıtıdır. Bu bölgeler, kendi kendini idame ettiren ekosistemlerin yanı sıra barış ve istikrar adaları haline geldi.

Kolluk kuvvetlerini kurmak ve eğitmek için temel programları uyguladık; elektrik ve içme suyu dahil sivil altyapıyı iyileştirdik; okullar ve hastaneler yeniden açıldı. Türkiye aynı zamanda Suriye'de uzun süredir devam eden konut sorununu çözmek için kalıcı konaklama tesislerinin inşasını yönetti. Bu, 2019'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda açıkladığım bir planın parçasıdır.

"AVRUPA'YI DÜZENSİZ GÖÇ VE TERÖRİZMDEN KORUDUK"
Türkiye, tüm bu önlemleri alarak Avrupa'yı düzensiz göç ve terörizmden korudu ve NATO'nun güneydoğu sınırını güvence altına aldı. Değerlerimizi yansıtan eylemlerimiz, Türkiye'nin ezilen halkların umudu, masumların koruyucusu ve çözümün anahtarı olduğu iddiamızı destekliyor.

"BATI'NIN ÜÇ SEÇENEĞİ VAR"
Bugün Batı için üç seçenek var. Birincisi, Suriye'de daha fazla masum insanın hayatını kaybetmesini kenardan izlemek. Bu sadece Batı’nın ahlaki iddialarını baltalamakla kalmayacak, aynı zamanda yeni tehditler, terörizm ve düzensiz göçe yol açarak uluslararası güvenliğe ve Avrupa'nın siyasi istikrarına zarar verecektir.

İkinci seçenek, kalıcı bir çözüm geliştirmek için gerekli askeri, ekonomik ve diplomatik önlemleri almaktır. Batılı liderlerin, 10 yıldır bu doğrultuda ciddi bir çaba sarf etmedikleri için, böyle niyetleri olduğuna inanmak için hiçbir nedenimiz yok.

Üçüncü ve en mantıklı seçenek, varıyla yoğuyla Türkiye'nin arkasında durmak ve Suriye'de minimum maliyetle ve maksimum etkiyle çözümün bir parçası olmaktır.

"TÜRKİYE'NİN YÜKÜ PAYLAŞILMAZSA AVRUPA'YA YENİ GÖÇ DALGALARI OLABİLİR"
Beklentilerimiz açıktır. Öncelikle, güvenli bölgelere saldıran ve rejimin eline geçen PKK’nın Suriye kolu YPG’ye karşı Batı’nın net bir tavır almasını bekliyoruz. Bunun yerine, barış ve istikrara bir yatırım olarak meşru Suriye muhalefetine yeterli destek verilmelidir.

Dahası, Batı ülkelerini insani krizi sona erdirmek için sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz, çünkü Türkiye’nin yükünü paylaşmama Avrupa’ya doğru yeni göç dalgalarına neden olabilir.

Sonuncusu ama bir o kadar da önemlisi, Batı'nın Suriye içindeki güvenli bölgelere yatırım yapmasını ve bu barış projesini tartışmasız bir şekilde desteklemesini istiyoruz. Suriye’nin geleceği için demokratik ve müreffeh bir alternatif olduğunu dünyaya göstermeliyiz.

BIDEN'A ÇAĞRI
Türkiye, insani yardım çalışmalarına öncülük ederek, terörist gruplara karşı ön saflarda yer alarak ve diplomatik süreçlere aktif şekilde katılarak Suriye'de gerekeni yapabilecek tek ülke olduğunu kanıtladı.

Joe Biden yönetimi, kampanya taahhütlerine sadık kalmalı ve Suriye'deki trajediyi sona erdirmek, demokrasiyi savunmak için bizimle birlikte çalışmalıdır. Türk halkı, Suriyeli komşularımızın çıkarlarına hizmet edecek, bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayacak her türlü girişimi desteklemeye hazırdır."