Toplumun iradesine, inancına ve kültürüne vurulan karanlık bir darbenin adı olan ve üzerinden 24 yıl geçen 28 Şubat post modern darbesi, yaşattığı acılar ve meydana getirdiği büyük mağduriyet ve tahribatlar nedeniyle hafızalardaki yerini koruyor.

Askeri vesayetin öncülüğünde yargı, bürokrasi, medya ve sermaye bileşenlerinin kirli ittifakıyla İslam'ı ve onun yaşamdaki pratiklerini hedef alan 1997'deki 28 Şubat süreci, Türkiye tarihinde kara bir leke olarak dururken o süreci yaşayan ve mağdur olanlar o günleri unutamıyor.

Üzerinden 24 yıl geçen 28 Şubat post modern darbesi, dindar kesime yapılan bir fişleme operasyonudur.

İrtica bahanesiyle binlerce dindar Müslüman ya görevlerinden atıldı ya cezaevlerine konuldu ya da ailelerinden uzaklaştırıldı. Kimileri öğrenci, öğretmen, Kur'an kursu hocası ve camide genç neslin imanını kurtarmak için Kur'an dersi verenler olmak üzere bu darbe veya operasyondan nasiplerini aldılar.

Özellikle Müslümanlara karşı bir cadı avına dönüşen 28 Şubat sürecinden sonra camide ders verdikleri için evlerinden alınarak cezaevlerine konulan o dönemin şahitlerinden ve mağdurlarından Mardin’in Midyat ilçesinde yaşayan Abdulkadir Arbağ, İLKHA’ya konuşmuştu.

ABDULKADİR ARBAĞ

28 Şubat sürecinin medya, ekonomik ve siyasi ayağının olduğunu belirten Arbağ, 28 Şubat denilince akla büyük bir zulüm ve Müslümanlara topyekûn bir saldırının geldiğini ifade etmişti.

28 Şubat sürecinin devam ettiğini belirten Arbağ, bunun en bariz örneğinin o dönemin mağdurlarının halen cezaevinde olmaları ve faillerinin sadece bir kısmının yargılanmasının olduğunu söyledi.

Arbağ  "Zamanında üniversitelerde çocuklarımız örtülü oldukları için okullarına almayan, Müslüman kız çocuklarının okumalarına engel olanlar bugün yargılanmamışlardır. Sürecin medya ayağının, okullarda namaz kılan öğrenciler üzerinden yaygara kopararak namazdan soğutanlar da şuan yargılanmamaktadırlar. Sürecin sadece askeri ayağı yoktur. 28 Şubat’ın medya, yargı, ekonomik yönü vardır. Bunların hepsinin yargılanması lazım. Ama maalesef bunlar yargılanmıyor." dedi.

Göreve alınma ve iade işlemlerinde 28 Şubat ve FETÖ zihniyetinin fişlediği eski listeler üzerinden uygulanan güvenlik soruşturmalarının büyük mağduriyet ve hak gaspına neden olduğunu ifade eden Arbağ "Özellikle bu konuda devletin kendisini yenilemesi gerektiğine inanıyorum. Aksi takdirde büyük cürümlerin işlenmesine devam edilecek ve 28 Şubat izleri kaldırılmış olamayacaktır." diye belirtti.

"Kur’an dersi verdik diye tutuklanıp işkencelerden geçirildik"

Arbağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

O dönemde dindar öğrenciler üniversitelere alınmadılar. Namaz kılan insanlar neredeyse 'terörist' olarak gösterildiler.

Kız öğrenciler özellikle başörtüleri nedeniyle mağdur edildiler. Onların başörtülerini çıkarmaları için özel ikna odaları kurdular ve psikolojik işkenceler uyguladılar. Bunların hepsi gerçekten zulüm namına kayda değer şeylerdir.

Özellikle o zaman tutuklanan insanlara işkenceler yapıldı. Bizzat kendim gözaltına alındıktan sonra işkencelerden geçirildim. Özellikle ağır işkencelerden olan elektrik verilmesi, çırıl çıplak soyulup işkencelere tabi tutulduk. Bunların hepsi büyük cürümlerdir.

Belki o işkence olayları şu an kalmamış ama diğer taraftan işte izleri tam olarak kalkmamıştır. Yani 28 Şubat sürecinden sonra 2 bin yılı başında ben ve birçok kişi gözaltına alındık. Gözaltına alma sebebimiz özellikle camide Kur'an-ı kerim dersi vermek. Bu kanaatle yargılandık ve bizim gibi nice insanlar o şekilde yargılandı.

"Cunta medyası Müslümanları canavar gibi gösterdi"

Gözaltına alındıktan sonra cunta medyası tarafından büyük iftira ve karalama kampanyası başlatıldığını söyleyen Arbağ, sözlerine şöyle devam etti:

Bizimle birlikte İslami hassasiyeti olan tüm insanlar, neredeyse bir cadı avı şeklinde gözaltına alındılar. Özellikle 28 Şubat medyası bizleri insanlara canavar gibi gösterdiler.

Bizi, 'Kur'an-ı Kerim dersi verdiler' diye de göstermediler. O yüzden de bazı insanlar bize farklı gözle bakmaya başladı. Çamur at izi kalsın, şeklinde bizim de üzerimizde nice kirli çamurlar atıldı. Bu konuda biz büyük mağduriyetler yaşadık.

"28 Şubat yargısının mağdurları hâlâ cezaevindeler"

28 Şubat yargısının cezaevine koyduğu Müslümanların mağduriyetlerinin devam ettiğini söyleyen Arbağ, bir an önce bu mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini belirtti.

Arbağ "28 Şubat mağduriyetlerinin giderilmesi için, özellikle memur olması gerekirken memur olamayanlar, onların tekrar göreve iade edilmesi, görevlerinin verilmesi ya da görevden atılmış olanların insanlarımızın tekrar görevlerine döndürülmesi ve cezaevlerinde suçsuz yere kalan insanların tekrar yargılanması gerektiğini düşünüyorum. Bu şekilde en azından mağduriyetlerinin en aza indirmesinin sağlanacağına inanıyorum. Bu mağduriyetler eğer giderilmezse şahsen kendim ve nice insanlar, bunun sorumlularına haklarını helal etmeyeceklerdir." diye konuştu. (İLKHA)