Konuşmasında, bugün yeryüzünde en hızlı yayılan dinin İslam dini olduğunu, bu hızlı yayılışın bizzat Batı dünyasının içinde olmasından dolayı, Batı’da İslam karşıtlığının zirve yaptığını belirten Göktaş, emperyalistlerin artık insanlığa söyleyecek sözünün kalmadığını söyledi.

İslam’a ve Müslümanlara yönelik saldırılar karşısında İslam âlimleri, akademisyenler ve aydınların ilmi çalışmalar yapması gerektiğini dile getiren Göktaş, burada en önemli görevin İslam ülkelerinin yöneticilerine düştüğünü kaydetti.

 

Avrupa'da İslam karşıtlığı demelerindeki maksadın, buralarda gelecekte İslam’ı seçen insanların değil, bizatihi direk oranın idarecileri olduğunu vurgulayan Göktaş, Avrupa’nın eninde sonunda İslam'a gebe olduğunu ve Müslümanlığı tercih edeceğini ifade etti.

“Müslümanlar Batı emperyalizminin yoğun hücumlarına maruz kalmıştır”

Bu dönemin Müslümanlarının siyasi, askeri, teknik ve ekonomik açıdan zayıf düşürülmüş bir dönemin Müslümanları olduğunu belirten Göktaş, “Bu zayıf düşürülmenin neticesi olarak birçok acılar yaşamış; işgallere, katliamlara uğramış, kaynaklarımızın yağmalanmasına, alın terimizin sömürülmesine şahitlik etmiş bir ümmetiz. Geldiğimiz son noktada ise Müslümanca bir hayat yaşamamızın önüne geçebilmek için Batı emperyalizminin yoğun hücumlarını maruz kalmış durumdayız.” dedi.

“Bugün yeryüzünde en hızlı yayılan din İslam dinidir”

Konuşmasının devamında “Gün geçmiyor ki emperyalist dünyadan İslam’a ve Müslümanlara bir saldırı, bir baskı, bir kısıtlama haberi gelmesin” diyen Göktaş, “Bu konuda Batılı yöneticilerin ve siyasilerin başı çekiyor olmaları daha da endişe verici bir durumdur. Fakat bir başka gerçek daha vardır ki bütün bu olumsuzluklara rağmen bugün yeryüzünde en hızlı yayılan din, İslam dinidir. Bu anlamda hiçbir din, İslam’ın rakibi değildir ve olamaz da. Bir başka gerçek de bu hızlı yayılışın bizzat Batı dünyasının içinde olmasıdır. İşte, Batıdaki İslam karşıtlığının asıl sebebi de budur.” ifadelerini kullandı.

“İslam’ın insanlığa söyleyecek sözünün olmasından dolayı düşmanlık etmektedirler”

Batı emperyalizmin zulümlerine engel olduğu için İslam’a saldırıların yapıldığına dikkat çeken Göktaş konuşmasına şöyle devam etti:

“Kiliselerin boşaldığı bir dünyada Batı insanı, hayatın bütün alanlarında yoğun bir şekilde İslam’la ve Müslümanlarla muhataptır. Durum böyle olunca söz konusu çevrelerin İslam karşıtlığını bir açıdan şaşkınlıkla karşılamıyoruz. Batı dünyası, insanlık âlemine söyleyeceği hiçbir sözü kalmadığı için İslam düşmanlığı yapmaktadır. Medeniyet adına sergilediği bütün oyun ve hileleri bittiği için İslam’a ve Müslümanlara saldırmaktadır. Dünyanın dört bir yanına, kan ve gözyaşından başka bir şey götürmediği anlaşıldığı için İslam’a ve Müslümanlara saldırmaktadır. Arkasından viraneye çevirmedikleri bir yurt, iliklerine kadar sömürmedikleri bir toplum, fitne, fesat ve kaosu koymadıkları bir ülke bırakmadılar. İslam, bu zulümlere engel olduğu için İslam’a saldırmaktadırlar. Ve en önemlisi de İslam’ın insanlığa söyleyecek sözünün olmasından dolayı düşmanlık etmektedirler.”

“Kilisenin Batı’ya söyleyecek bir sözünün kalmamasından dolayı İslam düşmanlığı zirve yapmıştır”

İslam düşmanlığının Batı’da zirve yaptığına işaret eden Göktaş, “Fıtrata aykırı ne kadar sapkınlık varsa bünyesinde barındıran, temiz aile yapısını tarumar eden Batı’ya, İslam’ın ve Müslümanların vereceği çok şeyi olduğu için İslam’a düşman kesilmektedirler. Bütün bu sapkınlıklar ve iğrençlikler karşısında kilisenin pes etmiş olmasından, kilisenin Batı’ya söyleyecek bir sözünün kalmamasından dolayı İslam düşmanlığı zirve yapmıştır. Bütün bunlardan ötürü genellikle kadınlarımıza, tesettürümüze, edep ve hayâmıza, nikâhımıza, temiz aile yapımıza tahammül edemiyor ve bize hep o cepheden saldırıyorlar.” dedi.

“Avrupa, eninde sonunda İslam'a gebedir”

Avrupa’nın İslam’a gebe olduğuna vurgu yapan Göktaş, “Şu hususa da vurgu yapmakta fayda görüyoruz: Avrupa'da İslam karşıtlığı derken hiç şüphesiz kastımız, buralarda gelecekte İslam’ı seçen insanlar değil; bizatihi direk oranın idarecileridir. Zira ümidvarız ki Avrupa, eninde sonunda İslam'a gebedir ve Müslümanlığı tercih edecektir. Bütün bunlardan sonra Müslümanlara sesleniyoruz ve diyoruz ki: Müslümanlar, yeryüzünde Peygambersiz geçen ve geçecek olan asırların şahit ümmetidir. Bu Şahit ümmetin elinde, Allah Teâlâ’nın kitabı vardır. Hem elinde hem dilinde hem de kalbinde olan bir kitap. Bu şahit ümmetin elinde ve kalbinde; hayatı milim milim, saniye saniye kayıt altına alınmış bir Peygamberi vardır.” şeklinde konuştu.

“İslam ülkelerinin yöneticileri ulemadan alacakları ilmî destekle üzerlerine düşeni yapmalı”

Saldırılar karşısında İslam âlimleri, akademisyenler ve aydınların ilmi çalışmalar yapması gerektiğini ifade eden Göktaş son olarak şunları söyledi:

“İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırılar karşısında İslam âlimleri, akademisyenler ve aydınlar her zaman devrede olmalı. İslam ümmetini, tatmin edecek ilmî çalışmalar göstermelidirler. Saldırılar; siyasilerden gelmişse bu durumda muhatap, İslam ülkelerinin yöneticileridir. Bu yöneticiler, ulemadan alacakları ilmî destekle üzerlerine düşeni yapmalıdırlar. Âlimlerimiz ve aydınlarımız özellikle Batı’da yaşayan gençlerimizi İslam’la beslemeli, İslam’la teçhiz etmelidirler. İslam tarihinde Cafer bin Ebi Talib’in Habeşistan’a varışı gibi varmalıdırlar Batı’ya.”

Vakfın düzenlediği “Uluslararası İslam Karşıtlığı Sempozyumu” katılımcıların konuşmasıyla devam ediyor.(İLKHA)