Diyarbakır’ın Hani ilçesi kırsal Veziri Mahallesi'nde geçmekte olan Ambar Çayı, ilçeden gelen atık su ile karışarak Dicle Nehri’ne akıyor.

Atık suyun Ambar Çayı’na karıştığı Okurköy Mahalle mevkiinden Dicle Nehri'ne kadar yaklaşık 100 kilometrelik mesafe boyunca 12 kırsal yerleşim alanı bulunuyor. Geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan bu mahalleliler, çaya karışan atık sudan olumsuz yönde etkileniyor.

Söz konusu dereden su içen hayvanlar, genellikle çiftlik ve vahşi av hayvanlarını etkileyen bir hastalık olarak bilinen Şarbona yakalanıyorlar.

Şarbon hastalığı, hayvanlarla doğrudan veya dolaylı temas yoluyla insanlara bulaşabilen bir tür deri hastalığıdır.

Yakın çevrede ikamet eden mahalle sakinlerine ait şu ana kadar onlarca hayvan telef olurken birçok insan da bu hayvanlardan etkilenmiş durumda.

“Bu yıl, her biri 15 bin TL değerinde 12 ineğimiz telef oldu”

Duruma tepki gösteren mahalle sakinlerinden Ahmet Erdoğan, daha önce bu suyun temiz olduğunu, sonradan Hani ilçesinden gelen kanalizasyonun buraya aktığını belirterek, “Daha önceki yıllarda suyumuz temizdi, içiyorduk. Ama şu anda bu atık su evimin 150 metre yakınından geçiyor. Suya giren çocuklarımız hastalanıyor, suyu içen hayvanlarımız telef oluyor. Sadece bu yıl, her biri 15 bin TL değerinde olan 10-12 tane ineğimiz telef oldu. Nihayetinde bizler de geçimimizi hayvancılıkla sağlıyoruz.” dedi.

İlgili makamların oluşan şikayetlere duyarsız kaldığını ifade eden Erdoğan, “Seçim vakti geldiğinde belediye veya milletvekilliği için bizlerden oy istiyorlar. Bu su sorununu halledeceklerine dair sözler veriyorlar. Seçim bittikten sonra yüzlerini dahi görmüyoruz. Sorunun çözümü için valilik ve kaymakamlık belediyeye yönlendiriyor. Belediye ise ödeneğin olmadığını söylüyor. Madem bize bir söz veriyorlar, öyleyse verdikleri sözü yerine getirsinler.” diye sitem etti.

Erdoğan, “Yetkililerin sesimizi duymasını istiyoruz. Bu su sorunu için bir an önce kanalizasyon ve arıtmayı yapsınlar.” şeklinde konuştu.

“Tek talebimiz buraya bir arıtmanın yapılarak suyun temizlenmesidir”

Tek taleplerinin buraya arıtma tesisinin kurulması olduğunu söyleyen Ali Rıza Erdoğan, “Mahallemiz ile bu dere arasında 150-200 metrelik bir mesafe var. Çocuklarımızın suya girmesinin yanı sıra hayvanlarımız her buradan geçtiğinde bu sudan içiyorlar. Bu su, içilecek durumda değil, çünkü kanalizasyon suyudur. Bismil’e kadar uzanan bu derenin çevresinde güzergâh boyunca onlarca mahalle var ve bunların hepsi de etkileniyor. Burada bir taraftan temiz su akarken diğer yandan atık su gelerek birbirine karışıyor. Tek talebimiz buraya bir arıtmanın yapılarak suyun temizlenmesidir. Nitekim bu arıtma için yer alınmış, karot yapılmış.” şeklinde konuştu.

Şimdiye kadar ilgili kurumlara dilekçe vermelerine rağmen müspet bir gelişmenin olmadığına dikkat çeken Erdoğan, “Talebimiz doğrultusunda ilgili makamlara dilekçe verdik. Netice alamayınca dilekçenin akıbetini sorduğumuzda, kayıtlarda bu tür bir dilekçenin olmadığını iddia ediyorlar. Yani verdiğimiz dilekçelerden bir fayda göremedik.” diye belirtti.

“Temas yoluyla hastalandım, ölümden döndüm”

Şarbona yakalanan hayvanından etkilenerek uzun süre tedavi gören Naif Özkılıç ise, “Bizler, bu dere suyuna bırakılan atığın temizlenmesi için bir yetkilinin yardımcı olmasını istiyoruz. Son 15-20 yıldır bize söz verenlerin hepsi sandıkta oylarını aldıktan sonra sorunumuzu unutuyorlar. Bu sudan dolayı bizzat ben hastalandım. Atık sudan içen ineğim hastalandı, kestim. Kanı elime temas ettiğinden dolayı rahatsızlandım. Beni 2 hafta hastanede yatırdılar. Doktorların dediğine göre erken teşhis sayesinde kurtulmuşum. Yoksa normalde bu hastalığın ölüm derecesi bile varmış.” ifadelerini kullandı.

Şu ana kadar birçok hayvanının bu sudan etkilenerek telef olduğunu dile getiren Özkılıç, “Bu sudan şahsımın 2, annemin 2 ve birçok komşumuzun hayvanı telef oldu. Her ne kadar dilekçe verdiysek, söylediysek de nafile. Bir yetkilinin bu soruna el atmasını istiyoruz.” dedi.

Konuya ilişkin Hani Belediyesi’nden bilgi alınamadı. (İLKHA)