Geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Karadeniz’de 320 milyar metreküp doğalgaz bulundu açıklamasının ardından Petrol Mühendisleri Odası (PMO) Yönetim Kurulu Başkanı Petrol Mühendisi Yüksel Kurt, İlke Haber Ajansına (İLKHA) önemli değerlendirmelerde bulundu.

 

Hidrokarbon saha çalışmalarının uzun süredir devam edildiğini hatırlatan Kurt, “Bende 2012 Türkiye Petrollerinden emekli olmuş ve petrol mühendisiyim. O zamanlardan da biliyorum birçok yabancı ortaklıklarla epey çalışmalar yürütüldü. 6 tane derin sondaj da kazıldı. Sondaj yapılması için epey bir sismik yapılması gerekir. Dolayısıyla bizim Karadeniz ile ilgili sismiklerimiz vardı. ‘Tuna-1’ dediğimiz Sakarya havzası da bilinen bir havzadır. Nedeni de Tuna Nehri’nin getirdiği alüvyonlar ile deniz tabanındaki canlıların milyonlarca yıldır örtülerek orada doğalgazın oluşumu gerçekleşmiştir.” dedi.

“Doğalgazın bulunması çok büyük bir haber ve çok büyük bir başarıdır”

Yerin altında hidrokarbonun nasıl bulunduğuyla ilgili bilgi veren Kurt, “Yerin altındaki doğalgaz ya da petrol (hidrokarbon) hesabını yapabilmemiz için bazı verileri almamız gerekiyor. Doğalgazın içinde bulunduğu bir kaya var. O kaya çok sıkı ve kum taşlarından oluşur. O tür yerler biraz daha gözeneklilik açısından iyi bir yerdir. Bir de gözenekler arası gazın akabilmesi için geçirgenlik dediğimiz birbirleriyle bağları oluyor. Bazen kayanın içinde gaz oluyor ama gözenekler arasında geçirgenlik olmayınca gaz alınamıyor. Böyle bir durumda ekstra işlem yapılması lazım. Amerikalıların yaptığı gibi hidrolik çatlatmalarla burada böyle bir şeye gerek yok. Sondaj sırasında kum taşları kesilirken gaz kuyuya gelmiş. Bu da bizim orada bir gaz keşfimizi gösteriyor. Bu çok büyük bir haber ve çok büyük bir başarıdır. Nedeni de stratejik önemi olan denizlerde arama yapmak yani sismik ve sondaj gemilerine sahip olunduğu zaman çok önemli bir güç demektir. Hidrokarbon bulup bu güç taçlandırılırsa demek ki bu işte artık bir oyun kurucusuyuz. Kendi enerji kaynağımızı kendi imkanlarımızla buluyoruz demektir. Bu çok değerli bir şey fakat bizim şimdi rezerv hesabı yapacak verimiz yok.” ifadelerini kullandı.  

“320 milyar metreküp var mı bana sorarsanız bu hesabı yapacak veri yok”

Kurt, “Biz hesaplarımızı ne zaman yapabileceğiz. Tuna-1 kuyusunda daha derine inilecek. Aşağıdaki tabaka da kesilecek. O da bittikten sonra uzun dönemli akış testi yapılacak. O sırada test cihazlarımızla bazı testler yapıyoruz. Basıncına bakarak akıttığımız borunun çapına bakarak böylece akış testi ile sahanın güçlü, orta veya düşük olduğuna karar veriyoruz. Elimizdeki mevcut imkânlarla 2021 sonuna kadar tespitleri bitiririz gibi. Bittiğinde biz bu sahada ne kadar milyar metreküp gaz var öğreniriz. Tabi temennimiz daha fazla çıksın ama 320 milyar metreküp var mı bana sorarsanız bu hesabı yapacak veri yok. Tabi bu 320’yide geçebilir ama bu 320 kesin verilerle söylenmiyor. 320 şeklindeki veri tabaka kalınlığı veya yapılan sismikte araştırmalar baz alınarak söyleniyor. Her yeni kazılan kuyuda alan değişebilir. Bu mühendislik olarak açıklamasıdır. Öngörümüzden daha iyi yerler de çıkabilir. Yani bir bakarsınız senaryo çok daha iyiye de dönmüş olabilir.” diye konuştu.   

“Doğu Akdeniz’de hidrokarbon bulma ihtimalimiz oldukça fazla, inşallah bulacağız”

Derin denizlerde teknolojinin ilerlediğini dile getiren Kurt, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Derin denizlerde teknoloji ilerledi sondajlar yapıldıkça bulunuyor. Bu nedenle bizim de Doğu Akdeniz’de hidrokarbon bulma ihtimalimiz oldukça fazla. Oruç Reis gemimiz bir taraftan sismik yapıyor bir taraftan da sondajlar devam ediyor. Norveç petrol üretiminde çok zengindir ama 40’ncı kuyuda buldu onu da denizde buldu. Her kazılan kuyu veri verir bir sonraki bir sonraki derken daha güzel yere gidilir. Doğu Akdeniz’de 4 tane kuyu kazdık ama şu ana kadar bir keşif haberi almadık. Burada hidrokarbon yok anlamı gelmez. Bu aramalar devam etmeli çünkü yerin altı çok karışık birbirinin üstüne kapanmış yerler var. Her sondajdan çıkan verileri tekrar tekrar yorumlayıp tekrar yeni noktalara gidilir. Doğu Akdeniz’den umutluyuz. Deniz yetki alanlarında sorun olmazsa Rumların gasp ettiği yerler var biz onları dinlemiyoruz. Sondaj yapıyoruz doğrusunu yapıyoruz. Hidrokarbonun oralardan çıkacağını çok umutla bekliyoruz.”

“Biz artık hidrokarbonu arayıp bulabiliyoruz”

Yapılan doğalgaz keşfi sonrası denizlerde Türkiye’ye yolların açıldığını belirten Kurt, “Bizim üst lige çıkmamızı ben mühendis olarak şöyle yorumluyorum. Hiç kimseye eyvallahı olmadan kendi sismik ve sondaj gemilerimiz ile Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de petrol ve doğal gaz araması yapabiliyoruz. Biz bir tane de keşif yaptık. Artık kendimizi ispatladık. Biz artık arayıp bulabiliyoruz. Bize hiç kimse engel olamaz. Bu bizi üst lige taşıyor çünkü denizler zordur. Dünyada en zor teknoloji uzay teknolojisiyse ondan sonrada denizlerdeki sondaj faaliyetleri gelir. Çok zor bir teknolojidir. Biz burada başarıyla ilerliyoruz. Bu bizi bu alanda gerçekten üst lige çıkardı. Elimizdeki gemiler de çok özellikli. Fatih Gemisi 12 bin metre sondaj yapabiliyor. Bu çok önemlidir.” dedi.  (İLKHA)