ADANA - Danıştay 8. Dairesi`nin Türkiye Barolar Birliği meslek kurallarında yer alan avukatların başları açık görev yapacaklarına dair düzenlemenin yürütmesini durdurma kararını Adana Baro Başkanı Avukat Mengücek Gazi Çıtırık`la görüştük.
 
Danıştay 8. Dairesi`nin aceleye getirilmiş bir karar aldığını savunan Çıtırık, kimi Baroların verilmiş olan bu kararın yanında yer alırken kimi Baroların ise aleyhinde açıklamalarda bulunduğunu ve söz konusu bu kararın Türkiye Barolarını bir nevi kendi içerisinde bölen bir anlayışı ortaya çıkardığını ifade etti.
 
Danıştay 8. Dairesi`nin aldığı kararın ülke gündemine oturduğunu belirten Çıtırık, kararı şu şekilde özetledi: "Danıştay 8. Dairesi`nin 2012`ye 5257 esas sayılı dosyada vermiş olduğu karar, ülke gündeminde ciddi bir şekilde yer bulmuş ve Barolar arasında, Türkiye Barolar Birliği`nde, çeşitli yayın organlarında ciddi bir tartışma bulmuştur. Olayın özü; İstanbul Barosuna kayıtlı olan bir avukatın başörtülü fotoğrafıyla kendisine kimlik verilmesi yönündeki talebinin reddi işlemine karşı Danıştay 8. Dairesi`ne açılmış olan iptal davasına yöneliktir. Ve iptal davasının içerisinde yürütmenin durdurulması da talep edilmiştir. Danıştay 8. Dairesi, oy çokluğuyla yapılan işlemle ilgili yürütmenin durdurulması kararını vermiş ve bu karar yine barolarımız arasında, hukuk camiasında ve Türkiye Barolar Birliği`nde ciddi bir yankı bulmuştur. Kimi Barolarımız, verilmiş olan bu kararın yanında kimi Barolarımız da verilmiş olan bu kararın yanlış bir karar olduğu yönünde yola çıkarak açıklamalarda bulunmaktadır.
 
Olayın özünde avukatların giyim ve kuşamlarını belirleyen avukatlık meslek kurallarının 20. Maddesi belirlenmektedir. 20. Madde avukat ve avukat stajyerlerinin mesleklerini ifa ederken başları açık ve mesleğe yaraşır bir kılık ve kıyafet içerisinde, giysi içerisinde bu mesleği yürütecekleri hususunu düzenlemektedir" dedi.
 
Danıştay`ın Kararı, Baroları kendi içerisinde bölen bir anlayışı ortaya koymuştur
Adana Barosunun görüşlerini de açıklayan Çıtırık; "Bizim bu konuda temel bakışımız şudur. Danıştay`ın vermiş olduğu karar oy çokluğuyla verilmiş bir karardır ancak kararı ve düşülen şerhleri hakkında tam bir malumatımız yok. Basına yansıyan kadarıyla, Danıştay`ın vermiş olduğu kararda avukatlık mesleğinin kamusal niteliğinden daha çok serbest meslek olduğu yönü, ön plana çıkartılmak suretiyle böyle bir karar verilmiştir. Avukatlık yasasının 1. Maddesi son derece açıktır. Avukatlık, kamu hizmeti niteliğinde bir serbest meslektir. Ve avukatlık, bağımsız yargının kurucu unsurlarından olup, bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden bir meslektir.
 
Danıştay özellikle kamusal yönünü ihmal ederek daha çok serbest meslek yönü ön plana çıkartılarak vermiş olduğu bu kararı Türkiye Barolarını bir nevi kendi içerisinde bölen bir anlayışı ortaya koymuştur" dedi.
 
"Danıştay`ın kararını aceleye getirilmiş bir karar olarak görmekteyiz"
Danıştay`ın kararını eleştiren Çıtırık; "Bir bütün olarak bakıldığında Türkiye`nin yıllardır devam eden ama bir türlü de çözülemeyen verilmiş olan kararlarından biridir, bu türban ve başörtüsüyle ilgili kararlar. Biliyorsunuz ki, birçok kez gerek bu konuda Anayasa Mahkemesi`nin verdiği, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin verdiği çok net, çok açık kararlar bulunmaktadır. Ve bunun Anayasa`nın 24. Maddesi`nde de düzenlenmiş olan Din ve Vicdan hürriyeti kavramıyla çelişmeyeceğine de dair verilmiş kararlar son derece açıktır. Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin 4. Daire`de Leyla Şahin`le ilgili oy birliğiyle vermiş olduğu bir karar var. Ve olayı yeniden inceleyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi büyük dairesi 10.11.2005 gün ve 608 no ile 16`ya karşı 1 oyla vermiş olduğu itirazı yeniden inceliyor. Bunların sonucunda da ısrarla Laiklik ilkesini ön plana çıkartıyor.
 
Tüm bunları bir bütün olarak ele aldığımızda hem Anayasa`nın, Danıştay`ın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerinin kararlarının ve Türkiye Barolar Birliği kararlarının bir bütün olarak değerlendirilmeden ve aceleye getirilmiş bir karar olarak görmekteyiz" ifadelerini kullandı.
 
"Bu sorunu çözecek olan kurumlardan ziyade, siyasi iradedir"
Çözümün siyasi iradenin elinde olduğunu belirten Kıtırık; "Şimdi Türkiye`nin bu konuda yıllardır devam eden kangrenleşmiş bir sorunu olduğu bir gerçekliktir. Ve artık bu sorunu çözecek olan kurumlardan ziyade, siyasi iradedir. Siyasi irade burada artık bir düzenlemesini yapmalı ve bir ayrışım nedeni olarak gösterilmeye çalışılan bu sorundan insanları kurtarmalıdır" şeklinde konuştu.
(Ayhan Kaya - İLKHA)