Coronavirus (COVID-19) salgını nedeni ile birçok kişi geleceğe ait ciddi kaygılar duyuyor.

Gerek hastalığa yakalanma korkusu, gerekse normal yaşama ne zaman dönülebileceğinin belirsiz olması, işini kaybetme stresi ve ekonomik kaygılar herkesi etkiliyor.

Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tayfun Hancılar, son günlerde en çok "stresin kansere yol açıp açmayacağı" sorusunu yanıtladı.

Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte, bilimsel olarak stresin kansere yol açtığını kanıtlayan hiçbir çalışma yoktur.

"Hangi tür stres zararlıdır?"

Dr. Öğr. Üyesi Hancılar, öncelikle iki tür stresin incelenmesi gerektiğini belirti.

Bu stres türlerinden birinin akut stres olduğunu ifade eden Hancılar, "Akut stres, trafikte yaşanan günlük sorunlar, iş yerinde arkadaşınızla ya da evde eşinizle olan tartışmalar, işle ilgili süreli sorunlar vs. şeklindedir. Bu tarz stres, günlük hayatta hepimizin yaşadığı sorunlardan kaynaklanır. Hızlı kalp atış hızı, tansiyonda yükselme, hızlı nefes alma, kas gerginliği, artan terleme gibi belirtilere yol açar, geçicidir ve herhangi bir hastalığa yol açmaz." dedi.

İkinci stres türünün de kronik stres olduğunu belirten Hancılar, "Kronik stres, Uzun süre devam eden stres türüdür. Yaşadığı evde eş ya da ebeveynlerle olan ve tekrarlanan sorunlar, sevmediğiniz bir işte çalışmak, sık sık ekonomik güçlükler yaşamak vs. Bu tarz stres kalp hastalıkları, uyku bozuklukları, hipertansiyon ve en önemlisi vücudun stres anında salgıladığı kortizolün bağışıklık sistemi üzerindeki olumsuz etkileri (lenfositlerin baskılanması) gibi sorunlara yol açabilir." ifadelerini kullandı.

"Araştırmalar stres ve kanser arasında bir bağ saptayamadı"

Dr. Hancılar, "Uzun süreli stresin, bağışıklık sistemini etkilemesi nedeni ile kansere yol açabileceği, ileri sürülen bir düşüncedir. Meslek hayatımda gördüğüm çok sayıda kanser hastası, hastalıklarını strese bağlamaktadırlar. Ancak yapılan araştırmalar stresin kanserle ilgisini saptayamamışlardır." şeklinde konuştu.

"En mutlu ülkeler de kansere yakalanıyor"

Kendisine ilginç gelen bir istatistiğin başkalarına da bu konuda fikir vereceğini söyleyen Hancılar, "Dünyada her yıl 'dünyanın en mutlu ülkeleri' ve 'dünyada en çok kanser görülen ülkeleri' sıralaması yayınlanır. Dünyada en çok kanser vakası görülen ilk 5 ülke; Avustralya, Yeni Zelanda, İrlanda, Macaristan ve ABD'dir. Ancak bu ülkeler, mutluluk sıralamasında da ön sıralardadır. Avustralya: 11., Yeni Zelanda: 8., İrlanda: 16., Macaristan: 62., ve ABD: 19. sıradadır. İlginçtir ki; dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı, Norveç ve Danimarka kanser hastalıkları sıralamasında, 8 ve 9. sırada yer alırlarGörüldüğü gibi, stres oranı düşük ülkelerin insanlarında kanser oranı yüksek. Bunun sebebi; elbette kanserin gerçek nedenlerinin sigara, alkol, yağ oranı yüksek beslenme, obezite gibi faktörler olmasıdır." tespitinde bulundu.

Bilimsel araştırmalar ne diyor?

Bu konuda araştırmaların yapıldığını, ancak çoğunlukla stres ve kanser arasında ilişki saptayamadıklarını dile getiren Dr. Hancılar, "2013 yılında 116 bin kişi incelenmiş, aralarında saptanan 5 bin 700 kanser vakası incelendiğinde stres ve kanser arasında bir bağlantı saptanamamıştır. İngiltere’de 116 bin kadın arasında görülen bin 783 meme kanseri vakası incelendiğinde, genç yaşta ebeveynlerini kaybetmiş kadınlarda dahil olmak üzere, stres ve meme kanseri arasında bağlantı saptanamamıştır." İfadelerine yer verdi.

Stresin zararları nelerdir?

Hancılar, "Peki stres çok mu masum? Elbette hayır! Stres esnasında vücut; epinefrin ve norepinefrin gibi stres hormonları salgılar ve bu da kan basıncında artma, kalp atışlarında hızlanma ve kan şekerinde yükselme gibi olumsuz etkilere yol açar. Görüldüğü gibi stres kansere yol açmasa da, özellikle kalp sağlığı açısından olumsuz sonuçlara yol açmaktadır." Dedi.

Peki stres kanser hastalarını olumsuz etkiler mi?

Dr. Hancılar, bu sorunu cevabını şu şekilde cevapladı:

"Evet. Stresin kanser yaptığına dair, elimizde veri yok ama kanser hastalığına yakalanmış kişilerde sonuç farklı. Eğer kişi kanser hastalığına yakalandıktan sonra, stresten kurtulamazsa ve depresyona girerse maalesef hastalık kötü seyrediyor. Çünkü ‘’beyin savaşmazsa vücut teslim oluyor’’ Bu tip kanser hastaları spor yapmıyor, beslenmelerine özen göstermiyor ve tedavi uyumları kötü oluyor. Tam tersine; kanserin yol açtığı stres ve depresyonu yenebilen, morali yüksek, yaşama bağlanan kanser hastaları tedaviye daha uyumlu, immün sistemleri daha güçlü, spor yapan iyi beslenen kişiler olarak daha uzun süre hastalıksız yaşayabiliyorlar. O zaman 'koronada negatif ama kanserde pozitif' olalım. 'Stres kanser yapar mı acaba?' diye de boşa stres yapmayalım." (İLKHA)