ANKARA (AA) 

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, CHP, söz konusu kanunun bazı kurallarının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde dava açtı.

Yüksek Mahkeme, polisin, sanal ortamda işlenen suçlarda, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının tespiti amacıyla internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşmasını, sanal ortamda araştırma yapmasını, erişim, içerik ve yer sağlayıcıların da talep edilen bilgileri kolluğun ilgili birimine bildirmesini düzenleyen kuralı, Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.

Gerekçede, internet abonelerine ait kimlik bilgilerinin kişisel veri niteliğinde olduğu belirtildi.

Kuralın, sanal ortamda araştırma yapma yetkisi kapsamında polise kişisel veri niteliğindeki internet abonelerine ait kimlik bilgilerinin elde edilmesine imkan tanıdığı, bu yöndeki bilgilerin, erişim, içerik ve yer sağlayıcılar tarafından kolluğa bildirilmesinin zorunlu olduğunu öngördüğü vurgulanan gerekçede, bu nedenle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirildiği ifade edildi.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun savcıların yetkilerine yönelik hükümlerinin hatırlatıldığı gerekçede, sanal ortamda işlenen suçlar da dahil olmak üzere suç soruşturmasını yapacak yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının belirlenmesinin ve konuya ilişkin uyuşmazlıkların çözümünün yargı makamlarının görevi kapsamında kaldığına işaret edildi. Gerekçede, yargı mercilerine suç soruşturmasıyla ilgili bilgilere erişme yetkisinin de tanındığı kaydedildi.

Kuralın, Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu ifade edilen gerekçede, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının belirlenmesi amacıyla kolluğa kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını sınırlayarak söz konusu yetkiyi tanımanın zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği, kuralla getirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı bildirildi.

İkinci iptal kararı

Anayasa Mahkemesi, ortakları ile yönetim kurulu başkan ve üyelerinin terör örgütlerince iltisaklı yahut bunlarla irtibatı olduğu Milli İstihbarat Teşkilatı veya Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen medya hizmet sağlayıcı kuruluşların lisans başvurularının reddedilmesine ilişkin kuralı da iptal etti.

Gerekçede, kuralın ifade ve basın özgürlüğünü sınırladığı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce yapılan bildirimle lisans başvurularının otomatik reddedilmesi sonucunun doğduğu kaydedildi.

Medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar hakkında ortaya çıkan bu sonucun belli bir süreyle de sınırlı olmadığına işaret edilen gerekçede, kuralın, bu konuda yapılacak yargısal denetimin etkinliğini de sınırlayabilecek şekilde düzenlendiği bildirildi.

Gerekçede, yargısal süreçte idari işlem denetlenirken lisans başvurusunda bulunan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun ortakları ile yönetim kurulu başkan ve üyelerinin terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu konusunda ilgili kolluk biriminin bildiriminin bulunup bulunmadığının tespitiyle sınırlı denetim yetkisi verildiği vurgulandı.

Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bildirimin kural olarak ceza soruşturmasına esas alınabilecek nitelikte bilgi ve belgelere dayanma zorunluluğunun bulunmadığı belirtilen gerekçede, lisans başvurularını değerlendiren idare tarafından tesis edilecek işlemlerle ilgili yargısal denetimin daha önemli hale geldiği kaydedildi.

Gerekçede, "Ceza soruşturmasına esas alınabilecek nitelikte bilgi ve belgelere dayanma zorunluluğu olmayan güvenlik kurumlarınca yapılan değerlendirmenin otomatik sonuç doğurması, idareye ve idari işlemi denetleyecek mahkemelere medya hizmet sağlayıcı kuruluşun ortakları ile yönetim kurulu başkan ve üyelerinin terör örgütlerine iltisakı yahut bunlarla irtibatı bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapma yetkisinin verilmemesi, söz konusu bilgilerin doğruluğunu denetleme ve gerçek duruma göre idari işlem tesis etme imkanını önemli ölçüde sınırlamaktadır." tespitinde bulunuldu.

Kanundaki yetkinin kuralın getiriliş amacına uygun olarak kullanılmasını sağlayacak, olası keyfilikleri önleyecek yasal güvencelere de yer vermediği ifade edilen gerekçede, ifade ve basın özgürlüğüne orantısız sınırlama getirildiği vurgulandı. Gerekçede, kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu belirtildi.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kararı

Yüksek Mahkeme, kamu iktisadi teşebbüslerine ve bağlı ortaklıklara sözleşmeli alınacak personel için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasına yönelik kanun hükmünü de Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen verilerin kişisel veri niteliğinde olduğu belirtilen gerekçede, kuralın kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirdiği bildirildi.

Gerekçede, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvencelerin, temel ilkelerin kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesinin Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu vurgulandı.