Allah-u Teala’nın Kur'an-ı Kerim'de, geçmiş topluluklar ile ilgili ayetlerinde, Hz. Lut kavminin sapıklıklarından dolayı helak edildiğini beyan etmektedir.

Günümüzde özellikle İslam toplumunda eşcinsellik gibi bir sapıklığın yayılmaya ve meşrulaştırmaya çalışıldığına dikkat çeken uzmanlar, bu sapıklığın insan sağlığını madden tehdit ettiğini ve manen de insanı insan olmaktan çıkardığına işaret ediyorlar.

Başta Türkiye olmak üzere birçok İslam ülkesinde basın yayın ve çeşitli organizasyonlarla bu sapıklıkların meşrulaştırılmaya çalışıldığını ifade eden Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden Doç. Dr. Mehmet Salih Geçit, bunun öncelikle bir sağlık sorunu olduğunun altını çizdi.

Doç. Dr. Geçit, Dünya üzerinde meydana gelen salgın sebeplerinin Allah'ın haram kıldığı durumların yapılması nedeni ile ortaya çıktığını, Coronavirus salgınından önce AİDS hastalığının dünyayı etkisi altına aldığı, bu hastalığın ise ahlaksızlıktan geldiğini hatırlattı.

“Eşcinselliğin İslam dini ile uyuşacak hiçbir tarafı yoktur”

“İslam zinayı, livatayı, erkek ve kadın şerefine layık olmayan bu tür ilişkileri haram kılan bir dindir.” sözlerini anımsatan Doç. Dr. Mehmet Salih Geçit, İslam'da en büyük günahın şirk, ondan sonra katl ve daha sonra zina, livata, faiz olduğunu belirtti.

Sözlerine şöyle devam eden Geçit: “Yani en büyük günahlardandır. Zaten Kur'an-ı Kerim'de Hz. Lut (a.s.) kavminin eşcinsel durumlarından dolayı helak edildiklerini, cezalandırıldıklarını söylemektedir. Dolayısıyla eşcinselliğin İslam dini ile uyuşacak hiçbir tarafı yoktur. Müslüman toplum içerisinde eşcinselliğe yer yoktur. İster kadın açısından bakalım, yani lezbiyenlik olsun, ister erkek açısından bakalım yani homoseksüellik, isterse erkek ve kadın arası nikahsız ilişkiler olsun. Değil bir erkek erkeğe, kadın kadına, sapık, insan fıtratına aykırı ahlaksız ilişkilerini, bir erkeğin bir kadınla nikahsız ilişkisi bile dinimiz tarafından haram kılınmıştır. Yani İslam'da bu tür ilişkilere fiili ve maddi ceza vardır. Elbette ki ahiret cezası ayrı. Ahirette Cenab-ı Hak bunların hesabını soracak ve yatıkları tahribatlar oranınca onlara başka cezalarda verecektir.”

 

“Hiçbir toplumun örf ve âdetinde böyle bir şey yoktur”

İnsanları insanlıklarından çıkarmak için eşcinsellik faaliyetlerinin yürütüldüğü ve bu şekilde insanların yenilgi psikolojisine alıştırılması, zihinlerinin ve gönüllerinin işgal edilmeye gayret gösterildiğini söyleyen Geçit, "İslam toplumu içerisinde eşcinsel faaliyetleri meşrulaştırmaya çalışmak doğru değildir. Bu hem dine hem kanuna hem ahlaka aykırıdır. Hiçbir toplumun örf ve adetinde böyle bir şey yoktur. Son yollarda İslam ülkelerinde İslami şuurun köreltilmesi, insanların yenilgi psikolojisine alıştırılması ve bu şekilde zihin ve gönüllerinin işgal edilerek insanı insanlıktan çıkaracak bir şekle dönüştürülmesi için bunlar yapılıyor. Öyle bir durum ki erkeği erkeklikten çıkarıyorlar, kadını da kadınlıktan çıkarıyorlar. Halbuki Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur, 'Kendisini erkeğe benzeten kadına veya kadına benzeten erkeğe Allah lanet etsin.' Erkeğinde erkek olarak bir onuru, gururu, iffeti, namusu vardır. Kadının da kadın olarak bir onuru, gururu, namusu vardır. Allah-u Teala Kur'an-ı Kerimde, 'Ey insanlar biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık' buyuruyor. Tabi erkek ve kadının bir araya gelmesinin şeri esasları yani nikâh denilen husus vardır. 'Nikah benim (sallahu aleyhi vesselam) sünnetimdir, her kim ki benim sünnetimden yüz çevirirse o benden değildir' buyuruyor Peygamber Efendimiz. Dolayısıyla İslam dininde nikahsız ilişkilerin hepsi haramdır." dedi.

Geçit, "İslam dini sapıklıkları sevmeyen bir dindir. Bunların toplum içerisinde yaygınlaşması durumunda insanları helak edeceğini söyleyen dindir. Ve bu çerçevede Hz. Lut’un kavminin başına gelenlerin sürekli vurgulandığı bir Kur'an-ı Kerim vardır. Hz. Peygamber efendimiz de hadislerinde sürekli olarak bu tür sapıklıklara karşıda mücadele etmiştir." diye konuştu.

Geçit, "Medya, Cenab-ı Hakk'ın sunmuş olduğu büyük bir nimettir. Medya nimetini kullanarak geniş kitlelere dinimizi, ahlakımızı, değerlerimizi insanlara öğretmemiz gerekiyor, bu alanı aktif bir şekilde kullanarak. Ne yazık ki son asırda ve son yıllarda bazı merkezler bizim milletimizi tarihi geçmişinden, dini ve milli değerlerinden koparılması ve özellikle bir takım ahlaksız vaziyetlere düşürülmesi için özel olarak çalışmaktadırlar. Ve bu münasebetle aile yapımıza, dinimize, örf adetlerimize aykırı bir takım diziler ve programlar yapılıyor, bunlar doğru değildir. Hâlbuki bizler bu medya nimeti daha güzel ve eğitici olarak kullanmalıyız." şeklinde konuştu.

Tüm dünya ve Türkiye gözlerini Coronavirus salgını ile mücadeleye yönelmesini fırsat bilen bazı yayın organların ahlaksız dizileri servis etmelerinin iyi niyet ile bağdaşmadığını söyleyen Geçit, "Bu tür ahlaksız dizi ve faaliyetlerin geçmişine bağlı Müslüman bir toplumda yapılmaması lazım. Bu dinen de ahlaken de ve bütün uluslararası kanunlara aykırıdır.  Aksi takdirde Fatih Sultan Mehmet gibi İstanbul'u fethedecek komutanları nerde bulacağız. Bizim çocuklarımız haysiyetinden, ahlakından, tarihi geçmişinden uzaklaştırılırsa yeni Abdulhamitler, Yavuzlar, Ebubekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler nasıl yetiştireceğiz. Özellikle bizim yeni Selahattin-i Eyyubiler yetiştirebilmemiz için medyanın destek olması lazım. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu Coronavirus sebebiyle bütün insanlar kendi dikkatini halkımızı bilinçlendirmeye ve halkı hastalıktan uzak tutmaya, muhafaza etmeye dikmişler. Tam bu esnada hem Ramazan'ın başlangıcı esnası hem de böyle bir ortamda her şeyi unutup ahlaksız dizileri yayınlama gibi bir çaba içine girmek iyi niyet ile bağdaştırılacak bir çaba değildir. Bunu yapacaklarına, film, reklam, animasyonlarla insanları bu hastalıklara karşı nasıl davranması gerektiğine dair doktor ve bilim adamlarının tavsiyeleri ışığında programlar hazırlanmalı." sözlerini kaydetti.

“Coronavirus'tan önce AİDS belasını yaşamış bir insaniyet milletiyiz”

Salgınların, Allah'ın haram kıldığı, meşru olmayan durumlardan ortaya çıktığını söyleyen Geçit, bu durumların devam etmesi ile yeni mikropların ortaya çıkağının unutulmaması gerektiği hususuna işaret etti.

Geçit, sözlerini şöyle noktaladı: "Bu Coronavirus'tan önce AİDS belasını yaşamış bir insaniyet milletiyiz. Bu AİDS hastalığının da ahlaksızlıktan geldiğini herkes biliyor. Meşru olmayan bir takım ilişkiler neticesinde mikroplar birbirine kaptırılır ve bu şekilde dünyanın başına yeni yeni belalar geliyor. Zaten bu Coronavirus'un sebeplerinden birisi olarak Allah-u Teala'nın bize emrettiği, İslam'ın getirdiği temizlik gibi esaslar unutulmuş, yenilmesi helal olan yiyecekler yerine haram yiyecekler yiyilmiş, örneğin yarasa çorbasından, köpek etlerinden bahsediliyor vb. iğrenç böceklerin yiyilmesinden bahsediliyor. Bunlarında zamanla insanlar vücudunda mikroplar ürettiği ve bu mikropların bulaşıcı olup bir insandan tüm dünyanın başına bela olabiliyor. Aynı şekilde bu ahlaksızlıkta toplum içerisinde yeni yeni mikroplara da sebep olabilir. Sadece ahlaki açıdan bir felaket değildir, bu ahlaksız ilişkiler neticesinde AİDS gibi yeni bir takım hastalıklar doğarsa işte bu ahlaksızlığa sebep olanların bunu düşünmesi gerekiyor. İnsanlığın huzurunda vicdanen verecekleri bir cevabı da olmayacaktır. Dolayısıyla her açıdan baktığımızda hem dini ve hem de ahlaki açıdan insan sıhhati açısından bunları yapmamak gerekiyor." (İLKHA)