Prof. Dr. Âdem Yerinde, "Üç aylar derken kast edilen Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. İslam kültüründe genel olarak üç aylar, ibadet, dua ve zikirlerin yoğun olduğu aylar olarak değerlendirilmiştir. Tabi Ramazan, ayı hem on iki ayın sultanı hem de oruç gibi İslamiyet'in en önemli ibadetlerinden birinin yerine getirildiği zaman dilimidir.

Diğer iki ay olan, Recep ve Şaban ayı Ramazan ayına hazırlık olarak ve bu ayda tutulan oruç ibadetine bir güç, kuvvet kazanmak maksadıyla senenin diğer aylarına göre biraz daha oruç, ibadet ve zikirle geçirilen bir aydır. Cahiliye ve İslami dönemde kutsal sayılan Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarından oluşan haram ayların içinde yer alan Recep ayı, aynı zamanda üç aylardan biri olarak da mübarekliğini korumakta ve saygınlığını devam ettirmektedir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) 'in Ramazan ayından sonra en fazla oruç tuttuğu ay Şaban ayı olarak zikredilmektedir rivayetlerde.

İslamiyet'te bazı zaman dilimleri diğer zamanlara göre müstesna bir yere sahiptir. Kandiller diye tabir ettiğimiz mübarek gün ve geceler vardır. Mevlit, Regaip, Miraç, Berat ve Kadir geceleri vardır. Mevlit kandili dışında diğer dört kandil gecesi üç aylar içerisinde yer almaktadır. Bu durumda üç ayların önemi, ehemmiyetini ifade etmektedir. Müslümanlarda toplumsal ibadetler yerine getirilirken büyük bir heyecan ve kalp huzuru ile camilerimizde kutlanmaktadır." dedi.

"Bugünlerde hem manevi olarak arınmamıza katkı sağlayacak ibadetler yapmak lazım." diyen Prof. Dr. Yerinde, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Namaz, oruç, dua, zikir, Kur'an okumak, ilim okumak gibi ibadetleri bu aylarda titizlikle ve yoğun olarak yapmamız yerinde olur. Bunun dışında sosyo kültürel olarak Müslümanların, zaten Allah'ın ve Hz. Peygamber'in emir ve tavsiyelerine senenin bütün gün ve gecelerinde uymaları gerekir. Ama bu aylar içerisinde biraz daha dikkat etmeleri gerekir. Yani gerek ticari hayatlarında gerekse sosyal ilişkileri olan komşuluk, akraba, aile fertleri arasındaki ilişkilerinde bu ayların kutsiyetine uygun ve bu aylar içerisinde bulunan gün ve gecelerin kutsiyetine uygun bir şekilde davranılmalı. Bazen aşırı din yorumlarında üç aylar ve üç aylar içerisinde olan bazı ibadetlerle ilgili sağlam rivayetler bulunmadığı, bunların bidat olduğu yönünde çok aşırı yorumlarla karşılaşabiliyoruz. Ama işin bir de kültürel boyutuna bakmak lazım. Müslüman halkımız, Müslüman topluluklar dini duygu, his ve inançlarını toplu halde yaşamak için vesileler bulmuşlardır. Kendi tarihçesi, dini naslarından, Hz. Peygamberin tavsiyelerinden yahut Selef-i Salih'in uygulama ve tavsiyelerinden böyle vesileler bulmuşlar. Ve bunları toplu halde kutlamaya başlamışlardır. Bu toplumsal ibadet şekillerdir. İnsanlar bunları toplu halde yaptıkları zaman hem dinleri, inançları ile bağları daha da güçlenmektedir. Hem de toplumsal yardımlaşma ve dayanışma duyguları güçlenmektedir. Bunlar dinin çok daha önemli ibadet ve taatları ile çelişmediği sürece bu tür toplumsal düzeyde kutlanan ibadetlere sahip çıkmak lazım." (İLKHA)