İdeal Eğitim Vakfı (İDEV) Şanlıurfa İl Temsilciliği tarafından İdeal Eğitim Seminerleri kapsamında “Bilinçli bir toplumun inşası” konulu seminer düzenlendi.

Şair Nabi Kültür Merkezinde düzenlenen ve Mustafa Korkmaz’ın sunuculuğunu yaptığı program, İbrahim Durmaz tarafından okunan Kur’an’ı Kerim ile başladı.

Selamlama konuşması için sahneye davet edilen İdeal Eğitim Vakfı Şanlıurfa İl Temsilcisi Mustafa Durmaz, Eylül 2019 tarihinden itibaren memleket genelinde çeşitli seminerler düzenlediklerini belirterek, “Bu seminerlerimizde; evlilik, aile kurumu, çocuk eğitimi, neslin muhafazası, ahlaki yozlaşma, sosyal medya kullanımı, uyuşturucu kullanımı, bilinçli bir toplum inşası ve ideal insan konularını işliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Programa konuşmacı olarak katılan Yazar Yunus Emiroğlu sunumunda, toplumsal hayatı düzenleyen temel kurallar, bilinçli bir toplumun önündeki engeller, algı yönetiminin amaçları, algı ve manipülasyona karşı direnme ve bilinçli bir toplum nasıl oluşur konularına değindi.

Toplumsal hayatı düzenleyen temel kurallara değinen Emiroğlu, “Toplum deyince elbette toplum; bireylerden oluşur. Toplumsal yaşamı sağlıklı bir şekilde idame ettirmekse bir takım kuralları zorunlu kılar. Herkes kafasına göre yaşayamaz. Eğer kurallar olmazsa günlük sıradan işlerimiz bir keşmekeşe dönüşür. Düşünün trafik kuralları olmasa, ışıklar olmasa, belli hız limitleri olmasa, geçiş önceliği ya da üstünlüğü olmasa trafik hercümerç olur. Hayatın bütün alanları da böyledir. Bunun bu konulara dair kurallar konulmalıdır. İlk insan Hazreti Âdem’den itibaren hayatın idame ettirilmesi iki ana dinamiğe dayanmıştır. Ya beşeri bir takım değerlere dayanarak bir hayat sürdürürsünüz ya da Allah’ın koyduğu kurallara, onun çizdiği çerçeveye, onun resulleri aracılığı ile gönderdiği değerlere göre yaşamınızı idame ettirirsiniz. Çünkü başka türlü olmaz. İnansa da inanmasa da insanoğlunun birlikte yaşama adına ortaya koyacağı bazı şeyler olmalıdır. Bunun çerçevesini ya din belirleyecek ya insanın fıtratında olan güzellikler ya da iyiliğe olan meyil ya da bazı kötülüklere karşı Allah’ın insanın fıtratına yerleştirmiş olduğu değerler bunun karşısında bir şey ortaya koyuyor. Netice itibarıyla bir kural ve düzen olmazsa hayat devam edemez.” ifadelerini kullandı.

“Toplum ıslah olmazsa sağlıklı bireyler yetişmez”

İnsana bakış açısı ile ilgili bilgi veren Emiroğlu, “Bize göre insan, birey ıslah olursa toplumda ıslah olur. Sadece bu değil aslında madalyonun çift yüzü aslında birbirini tamamlıyor. Toplum ıslah olmazsa sağlıklı bireyler yetişmez. Birbiriyle bağlantılı konulardır. Et ile tırnak gibidir. Bireyi ıslah edersek toplum ıslah olur, toplumu ıslah edemezsek bireyi ıslah edemeyiz.” şeklinde konuştu.

Bilinçli bir toplumun önündeki engellere dikkat çeken Emiroğlu, inançsızlık, gayesizlik, duyarsızlık, sınırsız özgürlük temayülleri, ferdiyetçilik tehlikesi, dünyevileşme, tefrika ve siyasal bilinçsizliğin Müslüman ferdin önündeki en büyük engeller olduğunu belirtti.

Emiroğlu sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

“Allah için kendimizi, ailemizi ve çevremizi muhafaza etme adına 7-24 uyanık olalım. Bilincimiz açık olsun, yatarken bile… Eğer bilinç kapanırsa insanı morga kaldırırlar sonrada gömerler. Yaşarken ölmememiz lazım. Onun içinde hareket ve eylemlerimizi, etrafımızı iyi gözetmemiz lazım.”

İTTİHADUL ULEMA üyesi Hüseyin İnci ise sunumunda bilinçli toplumun iman eden bir toplum olduğunu belirtti.

“Bir toplumda iman ve inanç varsa bilinçlidir”

İnsanı kurtaracak imanın Allah’ın razı olduğu bir iman olduğunun altını çizen İnci, “Bir toplumda bilinç ve şuurdan bahsedebilmek için o toplumun iman sahibi olması lazım. Bir toplumda iman ve inanç varsa bilinçlidir. Yoksa Allah katında zerre kadar değer ve kıymeti yoktur. İman derken şunu anlamalıyız. Allah’ın razı olduğu ve memnun olduğu bir imanı kastediyoruz. Yoksa herkesin kendine göre bazı inançları vardır. İnançsız insan ya yoktur ya da çok azdır. Allah’ın razı olduğu şekilde bir iman olması lazım… İman esaslarında ayrıma gitmemek lazım… Bizler Allah’ın varlığını ve birliğini kabul ediyorsak peygamberleri de ve melekleri de kabul etmek lazım. Ya da Peygambere inanır ama aralarında ayrıma gider. Örneği Hristiyanlar Hazreti Muhammed’in risaletini kabul etmezler. Ama kendilerine göre bir inanç ve imanları var.” ifadelerini kullandı.

Bilinçli bir toplumun inşasından herkesin sorumlu olduğunu belirten İnci, “ Sorumluluğu sadece yöneticilere, devlet başkanlarına ve âlimlere yüklemek doğru değildir.  Herkesin kendisine göre sorumluluğu vardır. Elbette ki yetkililerin daha fazla sorumluluğu var. Ama herkesin yapabileceği bir şeyler vardır. Peygamber Efendimiz bu konuda, ‘Bilesiniz, hepiniz çobansınız, her çoban güttüğü sürüden sorumludur’ buyurmuştur.” şeklinde konuştu.

Program Remzi Cibik tarafından yapılan dua ile sona erdi. (Abdurahman Uğurlu-İLKHA)