HÜDA PAR İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Münevver Aktaş, Zeytinburnu İlçe Teşkilatı'nda oluşan bir heyetle, eşi ve kızları Çin zindanlarında tutuklu bulunan Doğu Türkistanlı Mükerrem Abid’i ziyaret etti.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü" münasebetiyle Aksaray Metro çıkışında HÜDA PAR İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen fotoğraf sergisinde tanıştıkları Doğu Türkistanlı Mükerrem Abid’i çalıştığı iş yerinde ziyaret eden partili heyet, Abid’in Doğu Türkistan’da karşı karşıya kaldığı sıkıntılar ve buradaki durumu hakkında hasbihal etti.

Ziyaret sonrasında İLKHA muhabirine konuşan Mükerrem Abid, Doğu Türkistan’da tutuklu bulunan birçok akrabasından haber alamadığını ifade etti.

 

"Pasaport alabilmek için çok para harcadım ama vermediler"

Abid, "1965 yılında doğdum. Liseyi bitirdikten sonra 15 yıl bankada çalıştım. Çalıştığım zamanlarda İslami giyim yasağı değildi. İstediğimiz elbiseyle çalışabiliyorduk. Sonradan sıkıntılar başladı. 1998 yılında Kur’an-ı Kerim dersi verdiğim için tutuklanıp bir ay cezaevinde kaldım. Cezaevinden çıktıktan sonra tekrar işe girmedim. Ardından tekrar tutuklandım. O zamanlar dışarıda namaz kılmak, din öğrenmek-öğretmek yasaklanmıştı. Onun için çok sıkıntılarla çocuklarımıza evlerde dinlerini öğrettik. Ben daha önce cezaevine girdiğim için pasaport alamadım. Pasaport alabilmek için çok para harcadım ama vermediler." diye konuştu.

"Mısır’dan Çin’e iadeler başlayınca Türkiye'ye geldik"

Doğu Türkistan’da dini kitapların yasak olması sebebiyle Pekin’den kitap bastırıp aldığını ve bu kitapların evinde bulunması sebebiyle 2011 yılında tekrar (10 gün süre ile) tutuklandığını belirten Abid, "O zamanlar dini kitapların yayınlanması yasaktı. Ben de Pekin’den kitap bastırıp aldım. O kitapları evimde buldukları için beni cezaevine atmışlardı. Çok sıkıntı çektiğimden dolayı pasaport alabilmek için daha fazla para harcadım. 2013 yılında pasaportum çıktı. 2014 yılında Mısır’a gittik. Mısır’da 3 yıl kaldım. Orada öğrenciler tutuklanıp Çin’e iade edilmeye başlandı. Bizde oradan kaçıp Türkiye’ye geldik. Burada çok rahat yaşıyorum. Türkiye halkını çok sevdim. Memleketimizde bu kadar rahat yaşayamıyorduk. Allah onlardan razı olsun." dedi.

"Anneniz gelmezse sizi serbest bırakmayacağız"

Abid, "Eşim ticaret yapıyordu. Biz Mısır’dayken eşim memleketini ziyaret etmek için gitti. Orada 3 ay kaldıktan sonra Çin hükümeti ülkeden çıkıp Mısır’a gittiği için eşimi tutuklayıp 6 yıl hapse mahkum etti. Sonradan iki kızımı hapse atmışlar. ‘Anneniz gelmezse sizi serbest bırakmayacağız’ demişler. Kızlarım 3 Mart 2017 yılında cezaevine alınmışlar. O zamandan beri haber alamıyorum." şeklinde konuştu.

"Birçok akrabam cezaevinde ve onlardan haber alamıyorum"

Birçok akrabasının Doğu Türkistan’da olduğunu ve bir kısmının da tutuklu bulunduğunu hatırlatan Abid, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

Ben Mısır’a gittiğimde erkek kardeşimin kızı ve bir kız kardeşimin oğlunu da beraberimde götürmüştüm. Onlar birkaç ay Mısır’da kaldıktan sonra memlekete geri döndüler. Kız kardeşimin oğlu 15 yaşında ve hafız. Erkek kardeşimin kızı da 17 yaşında. İkisi de Mısır’dan memlekete geri gittikten sonra tutuklanıp 5’er yıl ceza aldılar. Kız kardeşim ile eşine de oğullarını Mısır’a din eğitimi almak için gönderdikleri gerekçesiyle 7’şer yıl hapse mahkum ettiler. Erkek kardeşimin eşi de hapishanede. Hiçbirisinden haber alamıyorum.

"Burada 400’den fazla yetim çocuğumuz var"

Abid, "Türkiye'ye geldikten sonra Nuzugum Derneğinden Münevver abla ile görüştüm. Özel dikilmiş elbiselerin satılacağı bir mağaza açmaya karar verdik. Şimdi bu mağazayı işletiyorum. Kendi yerim ama buradan elde edilen gelir yetim çocuklar için kullanılıyor. Burada 400’den fazla yetim çocuğumuz var. Onlar için çalışıyoruz." dedi.

Son olarak Türkiye halkına teşekkür etmeyi yineleyen Abid, Türkiye halkından Doğu Türkistan’da zulüm altında olanlar için ses vermeye davet etti. (Nizamettin Aşkın- İLKHA)