Anayasa Mahkemesi'nin “Güvenlik Soruşturması” hakkındaki iptal kararından sonra aynı hususta yeni bir yasa teklifi yapılmasını olumsuz bir gelişme olarak değerlendiren MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Mahmut Aytekin, cumartesi günü meclis gündemine gelecek olan güvenlik soruşturması düzenlemesi kaygı verici olduğunu belirtti.

OHAL kapsamında çıkarılan 676 sayılı KHK ile devlet memurluğuna girişte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması zorunluluğu, mağduriyetlere yol açmıştı. Bu düzenlemeyle devlet memurluğu için ilgili maddedeki şartlar yanında sınav ve mülakatlarda başarılı olmak yetmemekte, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasından da başarıyla geçmek gerekmekteydi.

Devlet memurluğuna alınacaklar için genel şartlar arasında sayılan "Güvenlik soruşturması/arşiv araştırması yapılmış olmak" ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 29 Kasım 2019 tarihli kararıyla iptal edildi. Söz konusu düzenlemenin iptal edilmesiyle birlikte cumartesi günü meclis gündemine yeni bir teklif getirilecek.

Meclis'e gelecek olan yeni düzenleme ile ilgili kaygılarını dile getiren MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi konuya ilişkin dernek binasında basın açıklaması yaptı.

 

MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Mahmut Aytekin tarafından okunan açıklamada, yeni düzenlemenin içeriğine ilişkin bilgi verdi.

Aytekin, "Yeni teklif; memur alımlarının tamamına devletin güvenliği açısından kritik olan gizlilik dereceli kurumlara alımları düzenleyen 4045 sayılı Kanun kapsamında güvenlik soruşturması/arşiv araştırması şartının getirilmesine, mevzuat değişikliği sonrası mağdur olduğunu iddia eden kişilerce açılmış davaların 6 ay süreyle durdurularak yeniden güvenlik soruşturması yapılmasına, 4045 sayılı Kanun kapsamında 'Değerlendirme Komisyonu' kurularak ve çalışma usulleri ile güvenlik soruşturmasındaki kıstaslara ilişkin düzenlemeler içermektedir." dedi.

"Şahsilik ilkesiyle bağdaşmayacak veriler üzerinden müdahale edilmesi meşru değildir"

Devlet memurluğuna alımlarda idarenin; yasal, meşru ve objektif kıstaslara dayanmasının yerinde bir uygulama olduğunu belirten Aytekin, "Ancak sübjektif kıstaslar, duyuma veya tahmine dayanan tespitler ya da asıl kişi dışında akrabalara ilişkin şahsilik ilkesiyle bağdaşmayacak veriler üzerinden 'güvenlik soruşturması, arşiv araştırması' yapılarak kişilerin hayatlarına müdahale edilmesi meşru değildir." ifadelerini kullandı.

Benzer uygulamaların geçmişte yol açtığı mağduriyetlere dikkat çeken Aytekin, "Geçmişte sübjektif ve keyfi yaklaşımlar öyle bir noktaya varmıştı ki, sivil toplum faaliyetlerinde bulunan kişilerin inancı veya etnik kökenine bakılarak mağduriyetler oluşturulmuştu. Hatta fişleme yapan güvenlik görevlilerinin bir kısmı terör örgütü üyeliği ile yargılanırken, tuttukları istihbari raporlarla bazı vatandaşların mağdur edildiği anlaşılmıştı ya da bir kurum tarafından işe alınmamış bir vatandaş, başka bir kurum tarafından uygun bulunup işe başlatılabilmişti." şeklinde konuştu.

Aytekin, "Yasa teklifiyle, Anayasa Mahkemesince iptal edilen güvenlik soruşturması/arşiv araştırması uygulaması tekrar canlandırılarak ve tahkim edilerek, 'sadakat ve bağlılık' gibi sübjektif kıstaslar getirilmektedir. İnsanların sadakat veya bağlılık derecelerini ölçecek bir alet olmadığına göre kim, neye göre karar verecektir? Teklifte yer alan 'örgütle eylem birliği' ifadesi de farklı yorumlanmaya müsaittir." diye belirtti.

Teklifte, bu soruşturmaların güvenlik birimleri ile mülki idare amirleri tarafından yapılacağı belirtildiğinin altını çizen Aytekin, "Personelin nasıl bu işe ehil hale getirileceği ve objektif kıstaslarla hareket edip edemeyecekleri de belirsizdir. Ayrıca teklifte, 'mahkemedeki yargılamanın durdurulması' için belirlenen 6 aylık süre de hak arama hürriyetinin ihlali mahiyetinde olup zaten aylarca hak aramak için bekleyen kişileri daha uzun süre mağdur edecektir." dedi. (Ramazan Zeren-İLKHA)