DOĞRUHABER-HABER YORUM

Yıllardır gerek ABD'de gerekse Uluslararası siyasettte Küreselciler ile Ulusalcılar arasında ciddi bir kavganın yaşandığı yazılıp çizilmekte. Dünya siyasetinde söz sahibi olmak isteyen Küreselcilere karşı Milliyetçilik argümanıyla karşı koyan Ulusalcıların kıyasıya mücadele ettiği bu çatışmada, Ulusalcıların özenle başa getirip o makamda tutmaya çalıştığı Trump, "Azil süreci" işletildiğinde Küreselcileri işaret etmeye başladı.

Trump, Beyaz Saray'da bazı eyalet ve yerel yönetim yöneticileri ile yaptığı toplantının ardından gazetecilere bazı değerlendirmelerde bulundu.

Trump, Çin ile yaptığı birinci aşama ticaret anlaşması için "Daha önce böyle bir anlaşma hiç yapılmamıştı." diyerek 'Küreselciler" olarak bilinen büyük sermaye sahiplerine işaret etti. Trump, onlar için "Küreselciler, ABD mallarının üretimi için dış kaynak kullanıyordu. Bazı küreselciler bizim gerçekten para kaybetmemizi istiyor. ABD, bu insanların umurunda bile değil." yorumunu yaptı.

"Küreselcilerin bütçe açığını da umursamadığını" savunan Trump,kendisini tam bir Amerika aşığı olarak gösterecek şu yorumu yaptı:

"Ben küreselcilerin tam tersiyim. Ben bütçe açıklarını sevmiyorum. Ben bu ülkede fabrikaların ve tesislerin kapatılmasından, başka bir ülkeye gitmelerinden de hoşlanmıyorum." 

 Konuşmasında "Ülkedeki durumu uzun yıllardır izlediğini" belirten Trump, "Ben küreselci değilim. Bu ülkeyi seviyorum. Bu ülkeye sahip çıkacağız." şeklinde devam etti.

Trump, daha önce BM genel kurulunda Küreselcilere karşı bir savaş verdiklerini ve bu savaşı kazanan tarafın kendileri olacağını açıklasa da ilk defa Küreselcilerin ABD ulusu ve ülkesi için bir tehdit olduklarına vurgu yapıyor.

Trump'ın bu açıklamaları her ne kadar "Azil süreci onu köşeye sıkıştırdı!" şeklinde yorumlansa da bu tespitlerinin ve açıklamalarının yanlış olduğunu göstermez.

Bununla birlikte azil sürecinde (Her ne kadar Senato'dan olumsuz sonuç beklenmese de) olası  bir aksilikte Trump ve ekibinin bunu bir "DARBE" diye niteleyerek direnip koltuğu bırakmayacakları da beklenebilir. Haliyle bu durum ABD'de bir iç savaşa kadar gidebilecek kapıları da açacaktır.

İlerisi ne gösterir bilinmez ama Brzezinski'nin şu tespitini gözardı etmemek gerekir. "Büyük imparatorluklar dış güçlerin saldırılarıyla değil iç çöküşle yıkılırlar!"